Her Namazı Veda Namazı Olarak Kıl / Abdülkadir Geylani (k.s)

Yorum bırakın

Kabe yakın çekim

Ey oğul!

Salih ameller işle. Salih ameller getir. Karşılığında alemlerin Rabbinin yakınlığını al.

Ey oğul! 

Uzun emellerini kısalt. Hırsını azalt. Her namazı veda namazı olarak kıl. Sanki bir dahaki namaz vaktine çıkmayacakmış şekilde kıl. Yazılmış vasiyeti yastığının altında hazır olmadıkça uyumak bir mümine yakışmaz. Eğer Aziz ve Celîl olan Allah ona afiyet içinde uykudan kalkmayı nasip ederse ne âlâ, ne mübarek. Aksi halde, aile efradı vasiyetini bulur. Ölümünden sonra ne yapacakları ve nasıl hareket edecekleri hususunda ondan faydalanırlar, kendisine rahmet okurlar.

Yiyip içmen, veda yiyip içmesi olsun. Aile efradının arasındaki bulunuşun veda bulunuşu olsun. Mümin kardeşlerinle buluşman veda buluşması olsun. Kalbine hep emanet, eğreti olduğunu, daima veda etme halinde bulunduğunu iyice yerleştir. Kaderi başkasının elinde bulunan bir kimse nasıl emanet, eğreti ve veda halinde olmasın ki! Zira yarın ne olacağını, işlerinin nereye varacağını, kaderinin kendisine neler getireceğini bilmemektedir.

İnsanlardan pek nadir kişiler ileride kendileri için neler olabileceğine ve ne zaman öleceklerine muttali olurlar. Fakat bu da yalnız onların kalplerinin derinliklerinde gizli durur. Sizin şu güneşi görmeniz gibi onlar da bu hususları açıkça görürler. Ne var ki dilleri onu söyleyemez, dile getiremez.

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (k.s)

Arefe Günü Duası

Yorum bırakın

Kabe'de namaz

Hz. Ali b. Ebi Talib (r.a), Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin şöyle buyurduğunu anlatmıştır:

“Arefe günü benim ve benden önceki peygamberlerin en çok okuduğu dua şudur:

Allah’tan başka ilah yoktur. Birdir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur.

Allah’ım, kalbime nur ver, gözüme nur ver, kulağıma nur ver.

Allah’ım, kalbimi genişlet, işimi kolay getir.

Allah’ım, kalbe düşen vesveseden, kabir fitnesinden, işlerin bozulmasından sana sığınırım.

Allah’ım, gece gelen şerden, gündüz gelen şerden, rüzgarın estirdiği şerden, zamanın kötü şerlerinden sana sığınırım..”

Kaynak: Günyet’üt-Tâlibin / Abdülkadir Geylani (k.s)

 

Arefe Günü Arafat’ta Hacıların Durumu Ve Peygamber (s.a.v) Efendimizden Arefe Duaları

Yorum bırakın

Kabe'nin kapısı

Said b. Cübeyr (r.a) şöyle anlattı:

“Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz arefe günü Arafat dağında, kulların ellerini Yüce Allah’a açıp dua ederek yakardıkları yerde idi. Bu sırada Rasûlullah (s.a.v) Efendimize Cebrâil (a.s) geldi. Şöyle dedi:

“Ya Muhammed, Yüceler Yücesi Allah’ın sana selamı var. Şöyle buyuruyor:

“Bu hacılar evime gelen ziyaretçilerimdir. Ziyaret edilene, ziyaretçilerine ikram etmek düşer. Seni şahit tutuyorum, meleklerimi şahit tutuyorum, onların hepsini bağışladım. Cuma günü gelenleri de aynı şekilde bağışladım.”

Hazreti Ali (r.a) şöyle anlattı:

“Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz arefe günü Arafat’ta vakfede iken akşam üzeri halka yüzünü döndürüp buyurdu:

“Merhaba Allah’ın misafirleri!”

Bu cümleyi üç kere tekrar ettikten sonra şöyle devam etti:

“Bu misafirler Allahu Teâlâ’dan bir dilekte bulundukları zaman verir. Bir şey harcadıkları zaman Allahu Teâlâ onlara yenisini verir, yerini doldurur. Dünyada sarf ettikleri bir dirhemin yerine ahirette bin dirhemlik sevap verir.”

Daha sonra Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurdu:

“Size bir müjde vereyim mi?”

Orada olanlar: Evet, müjdeni bekliyoruz ya Rasûlallah, dedikleri zaman Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurdu:

“Bu akşam üzeri Allahu  Teâlâ dünya semasına iner. Meleklere de yeryüzüne inmeleri için dua eder. O kadar melek iner ki, iğne atsan yere düşmez, bir meleğin başına düşer.. Bundan sonra Allahu Teâlâ şöyle buyurur:

“Ey meleklerim, kullarımı görün. Bütün çevre illerden saç baş dağınık, toz toprak içinde bana geldiler. Onların benden ne istediklerini duyuyor musunuz?

Şöyle derler: 

“Ey Rabbımız, senden mağfiret diliyorlar.”

Allahu Teâlâ üç kere şöyle buyurur:

“Sizi şahit tutuyorum, onları bağışladım.”

Daha sonra Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurdu:

“Artık bu durağınızdan günahlarınız bağışlanmış olarak gidebilirsiniz.”

Hz. Ali (r.a)’dan:

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz arefe günü akşamı daha çok şu duayı okurdu:

“Allah’ım, bizim dediğimizden daha hayırlı olarak Zat’ının buyurduğu gibi, hamd sana mahsustur.

Allah’ım, namazım, diğer ibadetlerim, ölümüm, yaşamam senin içindir. Kalan varlığım da Zat’ın içindir.

Allah’ım, kabir azabından, kalp fitnesinden, işlerin bozulmasından sana sığınırım.

Allah’ım, esen yelin getirdiği şeyin hayırlısını senden dilerim.”

Dahhak (r.a)’ın anlattığına göre veda haccında hacılar arefe günü Arafat’ta toplandıklarında Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurdu:

“Bugün hacc-ı ekber (büyük hac) günüdür.

Arefe gününün ve gecesinin hakkını vermeyen kimsenin haccı yoktur.

Bugün dua günüdür, Aziz ve Celil olan, Yaratan Allah’tan dilek günüdür.

Bugün tehlil, tekbir, telbiye günüdür.

Bir kimse bu yerde tam olarak durur da Rabbından dilek dilemekten geri kalırsa o kimse mahrumdur.

Sizin dua ettiğiniz Yüce Zat; cimrilik etmeyen cömert, cahillik etmeyen halim, unutmayan alimdir.

Bir kimse arefe günü hane halkı arasında iken oruç tutarsa, bir sene öncesinin bir sene de sonrasının oruç sevabını alır.”

Kaynak: Günyet’üt-Tâlibin / Abdülkadir Geylani (k.s)

 

Zilhicce Ayının İlk On Gününü Değerlendirenlere Müjde Ve İkramlar

Yorum bırakın

bir demet gül

Es-selamü aleyküm kardeşlerim,

Mübarek günlerdeyiz. On günler adı verilen Zilhicce ayının ilk on gününü değerlendirenlerin on mükafata nâil olacağının müjdesi var.  Abdülkadir Geylani (k.s) Hazretleri,  Günyet’üt-Tâlibin adlı eserinde bu ikramları şu şekilde anlatılıyor:

Bir kimse on günleri değerlendirir ise Allahu Teâlâ ona on ikramda bulunur. Şöyle ki:

1- Ömrü uğurlu ve bereketli olur.

2- Malında bereket olur, malı artar.

3- Allah (c.c) onun çoluk-çocuğunu korur.

4- Günahlarına kefaret olur.

5- Yaptığı iyiliklere kat kat sevap alır.

6- Allah (c.c) onun ölüm halini kolay eyler.

7- Allah (c.c) onun kabrindeki karanlık günlerine aydınlık verir.

8- Allah (c.c) mizanında iyilik tarafını ağır bastırır.

9- Allah (c.c) onu ahirette düşük hallere girmekten kurtarır.

10- Allah (c.c) onun cennetteki derecesini yükseltir.

Ayrıca şu müjdeler de kitapta konunun devamı olarak yer alıyor:

- Bir kimse on günlerde yoksul birine iyilik ettiğinde, Allah’ın peygamberlerine bir iyilik etmiş gibi olur.

- Bir kimse on günlerde bir hastayı ziyaret ederse, Allah’ın veli kullarından ve bedel kullarından birini ziyaret etmiş gibi olur.

- Bir kimse on günlerde bir cenazeye katılırsa, Allah yolunda şehit olanların cenazesine katılmış gibi sevap alır.

- Bir kimse on günlerde bir mümini giydirirse, Allahu Teâlâ öbür alemde kendisine cennet hullelerinden (cennet elbiselerinden) giydirir.

- Bir kimse on günlerde bir yetime iyilik ederse, kıyamet günü Allahu Teâlâ Arş’ının altında ona lütfunu yağdırır.

- Bir kimse on günlerde ilim meclislerinden birinde hazır olursa, nebilerin ve rasullerin meclislerinde bulunmuş kadar sevap alır..

(Allahu Zül-Celâl ve Tekaddes Hazretleri hepimizi bu sevaplara nâil eylesin. Amin..)

Kaynak: Günyet’üt-Tâlibin, syf. 659,660 / Abdülkadir Geylani (k.s)

Ey Allah’ın Kurbiyetine (Yakınlığına) Talip Olan Kişi!

Yorum bırakın

nasip

Ey Allah’ın kurbiyetine talip olan kişi! 

Susuzluktan yanıp kavrulan akılların vardığı en tatlı pınar zikir ve tevhid pınarıdır.

Kalpleri saran en hoş esinti, Allahu Teâlâ’ya aşinalık esintisidir.

Allah ile gizliden konuşmanın tadından zevk almak, ruhların telezzüz ettiği zevklerin kadehleridir.

Yüce Allah’ı zikretmek, akıl iltihaplarının ilacıdır.

Allah’a hamd incileriyle, ancak gönüllere takılan sır taçları süslenir.

O’nun şükür kokusu ancak ruh elbiselerinin ceplerine siner.

O’nu övme gülü, ancak O’nun mümin kullarının dillerinin ağaçlarında açar.

Rabbi’ni, O’nun güzel yaratmasının diliyle zikredersen sen gerçekten zakir olursun!

O’nu kalbinle zikredersen, seni rahmetine yaklaştırır.

O’nu sırrınla zikredersen seni kudsiyet makamlarına ulaştırır.

O’nu sevmede samimi olursan, ihsanının kanadıyla seni “Hak meclisine” taşır.

Bir an olsun O’nu zikretmeye ara veren, O’nun cemâlinin kadrini bilemez.

Sır gözüyle başkasına dönüp yönelen, O’nun vahdâniyetinin ezeli olduğunu göremez.

Zikir rüzgarı, zakirlerin ruhlarına doğru esen, rahmet bahçesinin hoş kokulu esintisidir.

O’nun çılgına çeviren hoş kokularından dolayı, beden kafeslerindeki ruhlar titreyip sarsılır, akıllar mahlûkat bostanlarında dans eder, sırlar coşup kendilerini kaybetmiş olarak vecd göllerine dalar, ünsiyet bülbülleri gönüllerde gizleneni söyler ve şiddetli üzüntüden dolayı kendilerinden geçerler.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Zekatı Verilmesi Gereken Mallar

Yorum bırakın

koyun-kuzu

Zekatı verilmesi gereken mallar beş ana grupta toplanır:

1- Altın, gümüş ve nakit para,

2- Ticaret malları 

(Bu ikisine emvâl-i bâtıne denir.)

3- Maden ve defineler,

4- Ekin, meyve gibi ziraat mahsulleri,

5- Ehli hayvanlar.

(Bunlara da emvâl-i zahire denir.)

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Allah (c.c) Yoluna Giren Kişi Doğru Olmak Mecburiyetindedir/Abdülkadir Geylani (k.s)

2 Yorum

yeşil saplı pembe gelincikler

Allah’a muhtaçlık duygusu Allah Rasûlünün (s.a.v) ayrılmaz bir vasfı idi. İşte böyle olduğu içindir ki, şöyle buyurmuşlardır:

“Beni sevene Allah’a muhtaçlık hali, selin akarak en son varacağı yere varmasından daha çabuk gelir.”

Allah (c.c) ondan razı olsun, Hz Âişe  de şöyle der:

“Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) aramızda bulunduğu müddetçe hayat bize mihnet, meşakkat ve sıkıntı getirmekten geri durmadı. Ne zaman ki vefat ederek aramızdan ayrıldı, hayat da nimetlerini bol bol saçmaya başladı.”

Allah Rasûlü’nü (s.a.v) sevmenin şartı; Allah’a muhtaçlık duygusu, mihnet, meşakkat ve sıkıntıdır. İzzet ve Celâl sahibi Allah’ı sevmenin şartı da musibet ve belalardır.

Büyüklerden biri şöyle der:

“Bela velâya yani muhabbet, sadakat ve yakınlığa vekil edilmiştir. Sevgi, muhabbet, sadakat ve yakınlığın bulunduğu yerde mutlaka bela, musibet de bulunur. Tâ ki, içinde gerçekten Allah sevgisi bulunmayan kişi yalan yere Allah’ı sevdiğini iddia edemesin, münafıkça ve riyakarca Allah sevgisi gösterisinde bulunamasın.

Kuru iddiadan ve yalan söylemekten vazgeç. İçinde Allah sevgisi bulunmadığı halde O’nu sevdiğini iddia ederek kendi kendini tehlikeye atma. Eğer geleceksen doğru ol, hakikati söyle. Aksi halde bize tâbi olma..

Sarrafa karşı bilgiçlik taslayıp da sarraflık yapmaya kalkışma. Zira o senin sarraflığını kabul etmez. Üstelik seni mahcup eder ve utandırır da. Zehirli yılanlarla ve yırtıcı, vahşi hayvanlarla alaka kurmaya kalkışma. Zira seni mahvederler. Eğer yılanı idare etme sanatına sahipsen ve zehirine karşı muafiyetin varsa onun yanına o zaman gel. Aynı şekilde eğer vahşi, yırtıcı hayvanı alt edebilecek kuvvetin varsa onun yanına gelmekten çekinme. 

İzzet ve Celâl sahibi Hakk’ın yolunda doğruluğa ihtiyaç vardır. Allah’ı tanıma nuruna (marifetullah nuruna) ihtiyaç vardır. Allah yoluna giren kişi doğru olmak mecburiyetindedir, marifetullah nuruna sahip olmak mecburiyetindedir.

Marifet güneşi sıddıkların (ziyadesiyle doğruların) kalbinde doğar ve gece gündüz batmaz..

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (k.s)

 

Older Entries

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 7.238 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: