İçinde Bulunduğun Anı En İyi Şekilde Değerlendirmeye Bak / Abdülkadir Geylani (k.s)

Yorum bırakın

gül ve fotograf makinası

Ey oğulcuğum!

Sabaha kavuştuğun zaman nefsine akşamdan bahsetme. Akşama kavuştuğun zaman da sabahtan söz etme. Zira sabahtan akşama, akşamdan da sabaha çıkıp çıkmayacağını bilmiyorsun. Dün, içinde senin lehine ve aleyhine dair mevcut olan şahitlerle birlikte geçip gitmiştir. Bir daha da geri gelmez. Yarına ise erişip erişmeyeceğini bilmiyorsun. Sen bugünün çocuğusun, içinde bulunduğun anın çocuğusun. Bundan dolayı içinde bulunduğun anı en iyi şekilde değerlendirmeye bak..

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî, syf. 508 / Abdülkadir Geylani (k.s)

Kıyamet Gününde Arş’ın Etrafındaki Kürsüler

Yorum bırakın

bahçedeki yavruağzı güller

Muaz İbni Cebel (Radıyallâhu anh) demiştir ki:

“Rasûlullah (Sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimizden duydum: Kıyamet gününde Arş’ın etrafında kürsüler ve onların etrafında da insanlardan bir topluluk vardır. Orada bulunan insanların yüzleri dolunay gecesindeki ay gibidir. Diğer insanlar korku içinde kıvranırken onlar korkmazlar. Bunlar kimdir, diye sorulduğunda: Allahu Azimüşşan’ın kendilerine korku vermediği veli kullarıdır. Onlar mahzun olmazlar. Bir bölük insan daha vardır ki, bunlar kimdir ya Rasûlullah, dendiğinde, onlar Allah için birbirlerini sevenlerdir, cevabı verilir.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Bülbül İle Şahinin Hikayesi

Yorum bırakın

Bülbül

Bir gül bahçesindeki bülbül hal diliyle feryad ederek şahine sormuştur:

“Sen ve ben ikimiz de bir kuş olduğumuz halde neden senin yerin sultanın eli de benimki dikenli gül bahçesidir? Ve neden sen güzel kekliğin yürek ve böbreğini yer, her kuşu avlar, her isteğine kavuşur, sultanın yanında kadir ve kıymetin olur ve kuşların sultanı olursun da, ben ta sabahlara kadar bir gül goncasının açılmasını beklerim fakat ben uyumadıkça o açılmaz? Uyandığımda gül goncası ben görmeden açıldığı için bir türlü muradıma eremem de, dikenler içinde inleye inleye kan ağlar, yüreğime taşlar bağlarım?”

Bunun üzerine şahin şu şahane cevabı verir:

“Ben bin murad alır ve bir söylemezken sen bir murad almaz ve bin söylersen sonunda böyle muradsız kalır ve ah çekersin!”

Önce düşün sonra söyle. Akıllı olanın dili kalbinde, ahmak olanın kalbi de ağzındadır.

Kaynak: Marifetnâme, syf. 298

Her Namazı Veda Namazı Olarak Kıl / Abdülkadir Geylani (k.s)

Yorum bırakın

Kabe yakın çekim

Ey oğul!

Salih ameller işle. Salih ameller getir. Karşılığında alemlerin Rabbinin yakınlığını al.

Ey oğul! 

Uzun emellerini kısalt. Hırsını azalt. Her namazı veda namazı olarak kıl. Sanki bir dahaki namaz vaktine çıkmayacakmış şekilde kıl. Yazılmış vasiyeti yastığının altında hazır olmadıkça uyumak bir mümine yakışmaz. Eğer Aziz ve Celîl olan Allah ona afiyet içinde uykudan kalkmayı nasip ederse ne âlâ, ne mübarek. Aksi halde, aile efradı vasiyetini bulur. Ölümünden sonra ne yapacakları ve nasıl hareket edecekleri hususunda ondan faydalanırlar, kendisine rahmet okurlar.

Yiyip içmen, veda yiyip içmesi olsun. Aile efradının arasındaki bulunuşun veda bulunuşu olsun. Mümin kardeşlerinle buluşman veda buluşması olsun. Kalbine hep emanet, eğreti olduğunu, daima veda etme halinde bulunduğunu iyice yerleştir. Kaderi başkasının elinde bulunan bir kimse nasıl emanet, eğreti ve veda halinde olmasın ki! Zira yarın ne olacağını, işlerinin nereye varacağını, kaderinin kendisine neler getireceğini bilmemektedir.

İnsanlardan pek nadir kişiler ileride kendileri için neler olabileceğine ve ne zaman öleceklerine muttali olurlar. Fakat bu da yalnız onların kalplerinin derinliklerinde gizli durur. Sizin şu güneşi görmeniz gibi onlar da bu hususları açıkça görürler. Ne var ki dilleri onu söyleyemez, dile getiremez.

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (k.s)

Arefe Günü Duası

Yorum bırakın

Kabe'de namaz

Hz. Ali b. Ebi Talib (r.a), Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin şöyle buyurduğunu anlatmıştır:

“Arefe günü benim ve benden önceki peygamberlerin en çok okuduğu dua şudur:

Allah’tan başka ilah yoktur. Birdir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur.

Allah’ım, kalbime nur ver, gözüme nur ver, kulağıma nur ver.

Allah’ım, kalbimi genişlet, işimi kolay getir.

Allah’ım, kalbe düşen vesveseden, kabir fitnesinden, işlerin bozulmasından sana sığınırım.

Allah’ım, gece gelen şerden, gündüz gelen şerden, rüzgarın estirdiği şerden, zamanın kötü şerlerinden sana sığınırım..”

Kaynak: Günyet’üt-Tâlibin / Abdülkadir Geylani (k.s)

 

Arefe Günü Arafat’ta Hacıların Durumu Ve Peygamber (s.a.v) Efendimizden Arefe Duaları

Yorum bırakın

Kabe'nin kapısı

Said b. Cübeyr (r.a) şöyle anlattı:

“Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz arefe günü Arafat dağında, kulların ellerini Yüce Allah’a açıp dua ederek yakardıkları yerde idi. Bu sırada Rasûlullah (s.a.v) Efendimize Cebrâil (a.s) geldi. Şöyle dedi:

“Ya Muhammed, Yüceler Yücesi Allah’ın sana selamı var. Şöyle buyuruyor:

“Bu hacılar evime gelen ziyaretçilerimdir. Ziyaret edilene, ziyaretçilerine ikram etmek düşer. Seni şahit tutuyorum, meleklerimi şahit tutuyorum, onların hepsini bağışladım. Cuma günü gelenleri de aynı şekilde bağışladım.”

Hazreti Ali (r.a) şöyle anlattı:

“Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz arefe günü Arafat’ta vakfede iken akşam üzeri halka yüzünü döndürüp buyurdu:

“Merhaba Allah’ın misafirleri!”

Bu cümleyi üç kere tekrar ettikten sonra şöyle devam etti:

“Bu misafirler Allahu Teâlâ’dan bir dilekte bulundukları zaman verir. Bir şey harcadıkları zaman Allahu Teâlâ onlara yenisini verir, yerini doldurur. Dünyada sarf ettikleri bir dirhemin yerine ahirette bin dirhemlik sevap verir.”

Daha sonra Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurdu:

“Size bir müjde vereyim mi?”

Orada olanlar: Evet, müjdeni bekliyoruz ya Rasûlallah, dedikleri zaman Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurdu:

“Bu akşam üzeri Allahu  Teâlâ dünya semasına iner. Meleklere de yeryüzüne inmeleri için dua eder. O kadar melek iner ki, iğne atsan yere düşmez, bir meleğin başına düşer.. Bundan sonra Allahu Teâlâ şöyle buyurur:

“Ey meleklerim, kullarımı görün. Bütün çevre illerden saç baş dağınık, toz toprak içinde bana geldiler. Onların benden ne istediklerini duyuyor musunuz?

Şöyle derler: 

“Ey Rabbımız, senden mağfiret diliyorlar.”

Allahu Teâlâ üç kere şöyle buyurur:

“Sizi şahit tutuyorum, onları bağışladım.”

Daha sonra Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurdu:

“Artık bu durağınızdan günahlarınız bağışlanmış olarak gidebilirsiniz.”

Hz. Ali (r.a)’dan:

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz arefe günü akşamı daha çok şu duayı okurdu:

“Allah’ım, bizim dediğimizden daha hayırlı olarak Zat’ının buyurduğu gibi, hamd sana mahsustur.

Allah’ım, namazım, diğer ibadetlerim, ölümüm, yaşamam senin içindir. Kalan varlığım da Zat’ın içindir.

Allah’ım, kabir azabından, kalp fitnesinden, işlerin bozulmasından sana sığınırım.

Allah’ım, esen yelin getirdiği şeyin hayırlısını senden dilerim.”

Dahhak (r.a)’ın anlattığına göre veda haccında hacılar arefe günü Arafat’ta toplandıklarında Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurdu:

“Bugün hacc-ı ekber (büyük hac) günüdür.

Arefe gününün ve gecesinin hakkını vermeyen kimsenin haccı yoktur.

Bugün dua günüdür, Aziz ve Celil olan, Yaratan Allah’tan dilek günüdür.

Bugün tehlil, tekbir, telbiye günüdür.

Bir kimse bu yerde tam olarak durur da Rabbından dilek dilemekten geri kalırsa o kimse mahrumdur.

Sizin dua ettiğiniz Yüce Zat; cimrilik etmeyen cömert, cahillik etmeyen halim, unutmayan alimdir.

Bir kimse arefe günü hane halkı arasında iken oruç tutarsa, bir sene öncesinin bir sene de sonrasının oruç sevabını alır.”

Kaynak: Günyet’üt-Tâlibin / Abdülkadir Geylani (k.s)

 

Zilhicce Ayının İlk On Gününü Değerlendirenlere Müjde Ve İkramlar

Yorum bırakın

bir demet gül

Es-selamü aleyküm kardeşlerim,

Mübarek günlerdeyiz. On günler adı verilen Zilhicce ayının ilk on gününü değerlendirenlerin on mükafata nâil olacağının müjdesi var.  Abdülkadir Geylani (k.s) Hazretleri,  Günyet’üt-Tâlibin adlı eserinde bu ikramları şu şekilde anlatılıyor:

Bir kimse on günleri değerlendirir ise Allahu Teâlâ ona on ikramda bulunur. Şöyle ki:

1- Ömrü uğurlu ve bereketli olur.

2- Malında bereket olur, malı artar.

3- Allah (c.c) onun çoluk-çocuğunu korur.

4- Günahlarına kefaret olur.

5- Yaptığı iyiliklere kat kat sevap alır.

6- Allah (c.c) onun ölüm halini kolay eyler.

7- Allah (c.c) onun kabrindeki karanlık günlerine aydınlık verir.

8- Allah (c.c) mizanında iyilik tarafını ağır bastırır.

9- Allah (c.c) onu ahirette düşük hallere girmekten kurtarır.

10- Allah (c.c) onun cennetteki derecesini yükseltir.

Ayrıca şu müjdeler de kitapta konunun devamı olarak yer alıyor:

- Bir kimse on günlerde yoksul birine iyilik ettiğinde, Allah’ın peygamberlerine bir iyilik etmiş gibi olur.

- Bir kimse on günlerde bir hastayı ziyaret ederse, Allah’ın veli kullarından ve bedel kullarından birini ziyaret etmiş gibi olur.

- Bir kimse on günlerde bir cenazeye katılırsa, Allah yolunda şehit olanların cenazesine katılmış gibi sevap alır.

- Bir kimse on günlerde bir mümini giydirirse, Allahu Teâlâ öbür alemde kendisine cennet hullelerinden (cennet elbiselerinden) giydirir.

- Bir kimse on günlerde bir yetime iyilik ederse, kıyamet günü Allahu Teâlâ Arş’ının altında ona lütfunu yağdırır.

- Bir kimse on günlerde ilim meclislerinden birinde hazır olursa, nebilerin ve rasullerin meclislerinde bulunmuş kadar sevap alır..

(Allahu Zül-Celâl ve Tekaddes Hazretleri hepimizi bu sevaplara nâil eylesin. Amin..)

Kaynak: Günyet’üt-Tâlibin, syf. 659,660 / Abdülkadir Geylani (k.s)

Older Entries

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 8.487 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: