Bereketi Kazanmanın Yolu

Yorum yapın

közde çay

“Bereket yemeğin ortasına iner, kenarlarından yiyin, ortasından yemeyin.” 

Hadis Kaynak: Râmûzu’l-Ehâdis, 2272

Bereket Allah’ın nezdinden bir rahmettir. Onu kazanmak büyüklerimize hürmet, küçüklerimize merhamet etmekle elde edilir.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 2

Beddua Etmeyin

Yorum yapın

mavi dalga

Hz. Câbir (r.a)’den rivayet edilmiştir; dedi ki Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu

“Kendinize beddua etmeyin. Çocuklarınıza beddua etmeyin. Hizmetlilerinize beddua etmeyin. Mallarınıza beddua etmeyin. Allah Tebârake ve Teâlâ’nın ihsanına nâil olacağınız bir eşref saate rastlar da o bedduanız kabul görür.” (Ebû Dâvud, c.2, s.185, Kitabul-Vitr, h.1532)

“Kendinize ancak hayır dua edin. Çünkü melekler dediklerinize “âmîn” derler. Onlar âmin dedi mi, yapılan her ne ise kabul görür.”

“Birbirinize, Allah’ın laneti, Allah’ın gazabı ve cehennem temennisiyle bedduada bulunmayın.” (Ebû Dâvud, c.5, Edeb 45, h.4906; Tirmizî, c.4, Birr 48, h.1976)

Kaynak: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ

Sabır İnsanlara Mahsustur, Meleklerle Hayvanlarda Sabır Yoktur

Yorum yapın

çaresiz

Sabır denince akla ilk gelen şeriat, tarikat, marifet ve hakikat’tır. Bu aleme ulaşmak için de nefsi isteklerinden alıkoymak, şeriatın emirlerini yerine getirmek, nefsin taleplerine uymamak olup Hakk’ın şu emrine sımsıkı sarılmalıdır:

“Kullarımız sabrettikleri zaman hidayete ermeleri için içlerinden önderler göndermiştik de onlar da ayetlerimize sımsıkı sarılmışlardı. Onlar arasında nebiler ve nebilere tâbi olan âlimler vardı. Bunlar sabırda çok ileri giden, emirleriyle sadakat gösteren ve halkı Hakk’a itaata davet eden, ayetlerimize yakînen iman eden kimseler idi.” (Secde sûresi, ayet 24)

Evlad!

Mürid de mürşid-i kâmiline böylece inanıp teslim-i tâmme ile sabrı elde etmelidir. Çünkü sabır insanlara mahsustur. Meleklerle hayvanlarda sabır yoktur. Zira melekler ilim ile akıldan meydana gelmiş olup nefis ve şehvetten uzaktırlar. Hayvanlar ise nefsi ve şehvetten meydana gelmiş olup ilim ve akıldan uzaktırlar. Sabır ise bir kuvvetin kendi zıddı olan diğer bir kuvvetle çarpışması demektir. Meleklerde bulunan ruhani kuvvetle çarpışacak nefsani kuvvet olmadığı gibi, hayvanlarda bulunan nefsani kuvvetle çarpışacak ruhani kuvvet yoktur. Bu itibarla meleklerle hayvanlarda sabır tasavvur edilemez. Sabırla mükellef değillerdir.

Şeyh Şibli Hazretleri bir gün Allah aşkının galebesiyle kendini kaybetmiş. Delirdi zannıyla tımarhaneye konulmuş. Bazı dostları ziyaretine gelmişler. Bunları gören Şibli (k.s) hemen taş toplayıp bunlara atmaya başlamış, onlar da kaçmışlar. Aralarından biri atılan taşlara bakmayarak kendine yaklaşmış. Şeyh Şibli de onu kucaklayarak:

“Asıl beni hakkıyla seven ancak senmişsin. Şu kaçanların cümlesi yalancıdır. Dost dostun taşından kaçar mı?” diyerek müride teselli kaynağı olmuştur. Cenâb-ı Hakk’ı seviyorum deyip de O’nun emirlerini tutmamak, semâvi kazalarından kaçmak elbette yalancılıktan başka bir şey değildir.

Evlad!

Sabrın iki yönü vardır:

1- Şehevi arzulara sabır,

2- Gayza sabırdır. Yani öfkeye ve kızgınlığa sabretmektir. Çünkü sabır imandan bir parçadır. Kul için mühim olan nefsinin arzu ettiği bütün hususlara veda edip Hakk’a teveccühe devamdır. Allah’ın ihsanlarından biri de sabrı kuluna ihsan etmesidir. Sabırlı olmak köle azat etmekten daha faziletlidir.

Hz. İmam-ı Ali (r.a) Efendimiz sabır hakkında şöyle buyurur: “Baş vücutta ne ise sabır da imanda odur.”

Sevabı çok olan sabır musibetlere gösterilen sabırdır. Şu beş husus imandandır:

1- Allah’ın emrine teslim olmak,

2- Allah’ın kazasına rıza göstermek,

3- İşinde kendine düşeni yaptıktan sonra Allah’a tefviz etmek,

4- Allah’a tevekkül etmek,

5- Musibetlere karşı son derece sabırlı olmak.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Rabıta Hz. Allah’adır

Yorum yapın

hiç

Azizler!

Aslında rabıta Hz. Allah’adır. Zat tecellisiyle müşerref olmayan kişiye rabıta hususunda itibar olunmaz. Onun için Allahu Teâlâ, kullarının kendisine vasıl olmasını mümkün ve kolay kılmak için mürşid-i kâmile rabıtayı vesile kılmıştır.

Hz. Allah; dini tebliğ konusunda kendi cinsimizden peygamberler gönderdiği gibi mürşid-i kâmil insanlara rabıta etmek suretiyle kullarının kendine yaklaşmasının önünü açmıştır.

Mürid, feyz alacağı hikmet sahibi kâmil insanın sîretini, şemailini zihninde tasavvur etmek suretiyle onda fani olmaya çalışmış olur ki, müridin yaşadığı bu tür rabıtaya, Rabıta-yı telebbüs adı verilir.

Müridin kâmil mürşidi sevmesi, sürekli ondan bahsetmesi ve onu hayalinde canlandırması şeklindeki rabıtaya da rabıta-yı muhabbet denir.

Müridin manevi gayret göstererek, kalıp ve kalbini mürşidde tutmasına rabıta-yı kalb denir.

Müridin asıl hedefi kâmil insanda fani olmaktır. Zira böyle olunca neticede Resûlullah’da fani olur. Buna da fenafirresûl denir. Bundan sonra inşaallah fenafillahın yolu açılır. Böylece bu mertebeye ulaşan salih mürid, epeyce yol almış olur.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 2

tasavvufokulu’ndan haberler..

2 Yorum

canlı renkli çiçekler

Es-selâmü aleyküm kardeşlerim,

Takip edenlerin farkedeceği üzere bazı yoğunluklarımızdan dolayı yazılara kısa süreli  bir ara vermiştik. Bu süreden önce ve bu süre zarfında yazılara oldukça fazla miktarda soru-yorum birikmiş bulunmakta. Teveccühünüz için teşekkürlerimizi bildirirken akabinde birkaç  hatırlatma yapmak yerinde olacak:

- Yorumlarınızın onaylanmamış ve yazıya dahil edilmemiş olması görülmediğinden, önemsenmediğinden veya cevap verilmeyecek olmasından kaynaklanmıyor. Tüm yorum ve sorularınız bizim için kıymet taşıyor ve değerlendirilmeye alınıyor. Özellikle Gusül Abdesti yazımıza yollamış olduğunuz sorular fıkhi önem taşıyor ve sizin sorduğunuz sorunun cevabından binlerce kişi istifade ediyor. Allah (c.c) izin verirse önümüzdeki hafta itibarıyla sorularınızın cevapları yayımlanmaya başlayacak. Takip etmek isteyenlerin bilgisine..

- İstisnalar olsa da hemen her sorunun cevabını verme gayretindeyiz. Eğer sorunuza cevap verilmemişse bu, sizin sorduğunuz zaman diliminde aynı veya benzer bir soruya cevap verilmiş olmasından kaynaklanıyor olabilir. Böyle durumlarda yorumlardaki soru-cevaplara göz atmanızı tavsiye ederiz.

- Yorum bırakarak soru soran kardeşlerimiz cevap verilmediğini görünce haklı olarak iletişim kutusundan mail atıyorlar. Yukarıda değinmiş olduğumuz konuyu bir kez daha hatırlatalım: Bir kişinin sorduğu sorudan çok kişi faydalandığı için cevapları mail olarak değil, blogda yorum olarak yazmak tercihimiz.  Anlayışınız için teşekkürler..

- Bazı kardeşlerimiz sorularının cevaplanmadığını görünce belki görülmemiştir düşüncesiyle tekrar tekrar aynı veya benzer yorumlar bırakıyorlar. Onlara hak vermekle beraber tavsiyemiz bir süre sabırla beklemeleridir.

- Youtube’un kapalı olmasından dolayı ilahi videolarımız açılmıyor. Blogda açılmayan videonun yer alması Google’ın hoşuna gitmediği gibi bizlerin de hoşuna gitmiyor. Elimizde olmayan bu aksaklık için hoşgörünüzü umuyoruz.

- Ve reklamlar…

Kıymetli kardeşlerim,

WordPress ile işbirliğimizi başlattığımız süreçte wp’nin reklam yayını yoktu. Bizler de blogda reklam arzu etmediğimiz için uygun bir mecra olarak görüp  işbirliği yaptık ve elhamdülillah bu güne dek sorunsuz bir şekilde yol aldık. Ancak son dönemde wp bizim bilgimiz dışında bloga reklam yerleştirmeye başladı. Bu konuda onu suçlayamayız zira şirketini istediği gibi yönetmek en doğal hakkıdır. Ancak biz de Allah (c.c) rızası için emek vermeye gayret ettiğimiz bu mecrada reklamı uygun bulmuyoruz. Bu durumu çözümlemenin birden farklı yolları var. Yeni bir siteye mi geçiş yaparız yoksa wp ile farklı şekilde mi yolumuza devam ederiz zaman gösterecek. Allah cc en hayırlısını nasip eylesin. (Amin)

tasavvufokulu’ndan yani blogunuzdan haberler şimdilik bu kadar. Teşekkürlerimizle..

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca

Kâbe’deki Zat Tecellisinin Nurları

2 Yorum

Kabe'de yağmur

Beytullah’ın özelliklerinden biri de temeli atıldığı günden bu tarafa Cenâb-ı Vücud Hazretleri’nin Kâbe’nin iki köşesine (Hacerü’l-Esved ve Rükn-i Yemânî) zat nuruyla tecelli etmesidir. Bu tecelli nuru, kıyamet gününe kadar kesintisiz devam edecektir. Bundan dolayı Kâbe, bütün müminlerin kıblegâhı olmuştur.

İkincisi ise Medine-i Münevvere’den gelen Peygamber Aleyhisselâm’ın nübüvvet nurudur. Bu nur, Umre Kapısı cihetinden yatık olarak gelir. Altınoluk’tan yukarı yükselir, ikinci kat semada diğer tecelli nurlarıyla birleşir. Arş’tan yukarı Hz. Allah’a gider.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 2

Evvâbin Namazı

4 Yorum

hamdolsun

Akşamla yatsı arasında kılınan altı rekatlık bir namazdır. Allah’a çok itaat edenlerin namazı da denir. Çünkü bu namazı kılanlar için Allah’ın affı büyüktür. Günahları bağışlanır. Akşamla yatsı arasını ihya etmek Enbiya ve Mürselînin sünnetidir. Mukarrep kişilerden olmak isteyenler bu namaza devam ederler. 

Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurur:

“Kim akşam namazından sonra çirkin bir söz söylemeden altı rekat namaz kılarsa bunların sevabı on iki senelik nafile ibadetin sevabına eşit olur.”

(İbni Mâce, c.1, s.437, h.no: 1374)

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Eski Yazılar

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 6.540 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: