Genç Bir Blog: tasavvufokulu GENÇLİK

Yorum yapın

Türk bayrağı tutan tesettürlü Müslüman blogger

S.A Kardeşlerim,

Genç olmak demek aslında pek çok zorlukları yaşamak demek öyle değil mi?Birazcık anlayış belki de tüm istediğiniz ancak her zaman çevrenizdekilerin sizi anlamadığını görmek üzmesin sizi. Aileleriniz iyi niyetle ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar emin olunuz. Elbette onların da hataları, yanlışları oluyor. Annelik, babalık dünyadaki en önemli görevlerden olmasına rağmen bir ön hazırlığı yapılamıyor . Önemi çok da farkedilemiyor belki. Olsun..Siz bilinçli, ahlaklı, dinini dinayetini bilen, hoşgörülü bireyler olma gayretinizi sürdürmeye devam ediniz inşallah. Şimdiki gençlerin evlatları ilerde anne-baba yönünden çok şanslı olacaklar . Bu durum beni inanılmaz sevindiriyor. Allah hepinizden razı olsun. İki dünyanız cennet , iki dünyanız mamur olsun. Bu dünyada Allah yolunda attığınız her adım, sizi cennete ulaştıracak çok büyük adımlar olsun. Rabbim ilerlediğiniz doğru yollardan sizleri hiç ayırmasın, nefse ve şeytana uymaktan her daim korusun inşallah. Sizleri tüm kalbimle Rabbime emanet ediyorum ve biliyorum ki Allah’ın koruduğuna asla hiç kimse zarar veremez. Elhamdülillah..

Kıymetli kardeşlerim, bugün sizlere bir blog tanıtımı yapmak istedim. Madem ki bugün gençlerin günüdür, genç bir blogger ve blogla tanışmak yerinde olacak sanırım..

tasavvufokulu’yla eş zamanlı açılan bir blogumuz daha var: tasavvufokulu GENÇLİK.  Bu güne değin tasavvufokulu ve tasavvufokulu GENÇLİK bloglarını birbirinden ayrı tutmaya özen gösterdik. Her iki blog da aynı çatı altında olmalarına rağmen yollarına ayrı ayrı devam ettiler. tasavvufokulu’nda adını geçirmemeye özen gösterdik. Ancak zaman ilerledi ve baktık ki tasavvufokulu GENÇLİK güzel yazılar yazıyor, güzel işler yapıyor. Hatır, gönüle bakmadığımızın altını büyük harflerle çizerek belirtelim ki, tasavvufokulu GENÇLİK ile ilgili yazımızı bugün memnuniyetle kaleme alıyor ve sizlerle paylaşıyoruz.  Allah’ın rızasına uygun ve özenilerek, önem verilerek yapılan işler bir de gençlerimiz tarafından yapılıyorsa takdir ve dua ediyoruz.

Sevgili pandoroma,

tasavvufokulu GENÇLİK adlı blogunda başarılarının ve güzel yazılarının devamını diliyorum. Sevabın bol olsun, Allah (c.c) yolundaki ilerleyişin hayırlarla ve kolaylıklarla olsun. Rabbim ilmiyle amil olanların arasına seni de katsın. Bu güzel blog için teşekkürler. Ve herşey için de çok teşekkürler. Allah razı olsun, iki dünyan cennet olsun..

Çok mutlu, hayırlı, feyzli, bol sevaplı bir gün geçirmemiz  dileğiyle,

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca

tasavvufokulu GENÇLİK bloguna ulaşmak için burayı tıklayınız..

Not: tasavvufokulu ve tasavvufokulu gençlik bloglarındaki yorumların cevapları ihyaca adıyla yapılmaktadır. Bu teknik sorunu gideremedik. Blogların kullanıcıları farklıdır ve yorumlara yalnızca o blogun blogger’ı cevap vermektedir. tasavvufokulu GENÇLİK blogundaki yorumların ihyaca adıyla cevaplanıyor olması kafaları karıştırmasın, yanıtlayan pandoroma’dır..Bilginize..

Mekan-ı İslam, İlk yazı..

Yorum yapın

LALE İLE BESMELELİ HAT YAZISI

S.A Kardeşlerim,

Bildiğiniz gibi WordPress sistemini kullanmaktayız. WordPress İngilizce olduğu için ilk başlayanlar bazı zorlukları daha çok yaşayabiliyorlar. Hem blog sistemini öğrenmeleri gerekiyor, hem de bilmedikleri İngilizce terimleri. Geçenlerde twitter kanalıyla bize bir kardeşimiz ulaştı. Lise öğrencisi olduğunu ve WP blog açtığını söyledi. Bazı konularda soruları oldu, elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalıştık. Bu vesileyle biz blog açtığımızda bize yardımcı olanlara, sorularımızı cevaplayanlara da selam ve teşekkürlerimizi gönderelim. Kardeşimiz blogunda kendine ait ilk yazısını yazmış. Okuduk, bir lise öğrencisi olarak bunları düşünmesini saygıyla karşıladık. Bu vesileyle hem yazısını sizlerle paylaşalım, hem de bu kardeşimizin bloguna kendi blogumuzdan hayırlı olsun dilekleri yollayalım istedik.  Güzel ve faydalı yazıların devamı gelsin inşallah, gençlerimizi destekliyoruz..Buyurunuz yazıyı beraberce okuyalım..

Öncelikle Selamun Aleyküm.

İslam; hayatımızın her alanında var, yani olmalı. Fakat bunu irdelememiz lazım; kim napıyor bu anlamda? Genel olarak ülkemizde İslama bakacağız inşallah..

Bizim ülkemize baktığımız  zaman İslam’ı tam anlamıyla göremiyoruz. Belli yerlerde var; bunlardan başta gelen kimlik.. Türkiyenin büyük çoğunluğu Müslüman fakat bu kimlikte sınırlı kalıyor. Daha fazlası yok. Bu kadar iyi Müslümanız yani. Bunu yaşayamıyoruz.

Tekrar Türkiye’ye baktığımızda; büyük çoğunluğu Müslüman olan, başka ülkelerce Müslüman olarak görülen bu ülkenin yüzde kaçı dindar ? Bu anlamda Müslümanlık ilk boyutta görülse de; aslen dindarlığın bunun içinde olması gerekir. Genel itibarıyla Müslüman olarak görülen ülkenin en azından saygılı olması gerekir. Geçenlerde  bir haber gördüm. İspanya’da yasa değişikliği gibi bir şey olmuş ve şu an 26 yaşında bir bayan başörtülü olarak polislik yapıyor. Yani burada göstermek istediğim; Müslüman olmayan yerlerde saygı fazla ise bizde daha fazla olması gerekmez mi ? Saygı bile yok.

Eğer bakacak olursak Başörtüsü Allah’ın emri ve Müslüman kadının kimliğidir. Buna itaat edilmesi gerekir. Ama “itaat etmek istemeyenler”, başkasına da itaat ettirmiyor.

“Benim istediğimi Allah istemiyorsa konu kapanmıştır” zihniyeti tam da burada cilve ediyor. Ve olması gereken zihniyet…

Günümüzde o şahsiyetler, Allah’ın insanlara gösterdiği İslam şeriatı yolunda gitmeyi tehlike olarak gösteriyorlar. Oysa ki kurtuluş oradadır, kimse bunu görmüyor. İslam’ı kimse tanımıyor.

İslam konusunda teknoloji de yetersiz. Yine çok şükür güzel işler yapılıyor, fakat fazlası gereklidir. Teknoloji herkese hitap etmelidir. Örneğin; telefonunuzdan haritaları açtınız. Bilmediğiniz bir yerdesiniz. Telefonda ‘Cafe,Bar,Eğlence Mekanı ara’ gibi öneriler çıkıyor. Buna İslami mekanlar da eklenmeli. Yani bu dediğim yapılsın diye söylemiyorum , bunun gibi Allah’ın yarattığı şeyleri yine o yolda kullanmamız gerektiğini söylüyorum.

Fakat gittikçe batıya yönelim var. Hatta hedefin direkt ‘din’ olduğunu söyleyebilirim. Menşei  Kuran olan kelimeler bizi Kuran kültürüne bağlayan bir halatın lifleri gibidir. Bunları koparıyorlar. Görüldüğü gibi hedef Din’dir. Kuran okuyan, Allah’a karşı gelmekten sakınan, Allah’a dayanan, ümmet için dua eden insanlar fazlaydı. Birlikteydik, güçlüydük. İşte, bütün büyük problemler Kuran okumadığımız, Kuran ahlakını yaşamaya çalışmadığımız için karşımıza çıkıyor. Toplumda her alanda ortaya çıkan problemler temelde tek eksiğe dayanıyor. Bu eksik İslam’dır. Millet için de geçerlidir bu eksiklik.

Devlet ve iktidar salt kuvvete dayansa maddi varlığa hükmeder; vahye istinad ederse vicdana ve kalbe de tesir eder. Makbul devlet; vahye istinad edendir. Bu yüzden ; hepimizin harcının İslam olması gerektiği Türkiye’nin inşacıları olmamız gerekir. Sıradan bir insan olarak bu dünyadan gitmeye razı olmayın. Her şeyi İslam adına düşünüp ona göre davranmamız gereklidir. Bu doğrultuda “Allah’tan başka ilah yoktur” dediğimizde bir davanın peşine düştük demektir. Düşmeliyiz de…

Düzenli olarak Allah’a tövbe etmemiz gerekir. Bunu alışkanlık haline getirmeliyiz. Çünkü ülke olarak da birey olarak da buna fazlasıyla ihtiyacımız var. Yani Allah’ın rahmetinden ümitsiz olmamalısınız çünkü bu günahkar olmaktan daha tehlikelidir.

Kuran ahlakının yaşandığı bir toplumda yaşamak isteyen her Müslüman , önce kendi eksikliklerini tespit etmeli, sonra da çevresinde gördüğü yanlışları… En azından biz Müslümanlar olarak eksikliklerimizi tamamlarsak toplumdaki problemleri daha kolay görebilir ve çözebiliriz.

Fatiha süresinde 5. Ve 6. Ayetlerde “ben” değil “biz” diyoruz. Orada Allah tarafından bütün müminler için dua etmemiz gerektiği bildiriliyor. Yani İslam’da “ben merkezcilik” anlayışı yerine “biz anlayışı” var. Beraberlik var.  Özellikle gençler olarak bunu benimsememiz gerekir. Ve tüm bunların öncelikle gençlere anlatılması gerekir.

Hani diyorlar ya “Gençlik bir kere yaşanır, özgürce yaşa.”  İşin doğrusu şu : “Gençlik bir kere yaşanır, zahmet olmazsa Müslümanca yaşa.  Gençleri modernlik adı altında çok farklı yerlere sürüklüyorlar. Modernist yaşamda İslam algısı, isteğe göre İslam’ı yorumlama arzusudur. Oysa her şey nettir, bellidir. Gençler bu yönde bilinçlendirilmelidir. İslami mekanlar olmalıdır hayatlarında. Her şey nettir; fakat İslam dininin kuralcı bir din olduğu anlamına gelmez bu. Belli kaideler var. Zaten bir yerden sonra gerçek Müslüman bunları kendi vicdanında tartabilir, tartabilmeli. Gençken bilinçlendirilmeli ki; kimse hesabını veremeyeceği işe kalkışmasın. Öteki tarafta bulaşık yıkama yok. Çünkü Müslüman tekebbürün temsilcisi değildir. Bu yüzden gençlerin bu konuda eğitilmesi gerekir.

Müslüman olmayanlar ya da sadece kimlikte Müslüman olanlar kulluk yapınca alçalacağını sanır. Mümin ise kullukla yüceldiğini, kibirle alçalacağını bilir.

İslam konusunda önce zararlı olan şeyleri kaldırmalıyız. Çünkü İslam hukukunda zararlı olanları kaldırmak, yararlı olan şeyleri getirmekten daha önceliklidir. Bunlar içindir ki çok çalışmalıyız. Hizmet nimettir. Allah’ın zulmetmeyeceğini ve aksine merhamet edeceğini bilmeliyiz.

Unutmayın ; insanın yapması gereken Allah’ı hatırından çıkarmayacak olgunluğa ulaşmak ve Allah’ın emirlerine uymak.

Son olarak ; hayatınız boyunca kafire karşı ELİF gibi dimdik, Allah’a karşı VAV gibi eğilin.

Allaha emanet olun…

Ömer Faruk ÖZER

Not: Yazının orjinali için burayı tıklayabilirsiniz

Gençlerin İstedikleri Meslek Neden Sık Sık Değişir?

Yorum yapın

papatyalı defter tutan genç kız

Ergenlik döneminde kişinin geçirdiği büyüme ve gelişme bunalımları tüm hayatını etkiler. Dünyayı değiştirme, yenilik yapma, ortamından uzaklaşma, macera yaşama duyguları gençte bir kararsızlık ve bocalama meydana getirir. Bu kararsızlık ve bocalama, meslek seçimi söz konusu olduğunda da kendini gösterir. Gencin bir gün atom bilgini, diğer gün popçu veya futbolcu, başka bir gün de polis olmak istediği görülür. Bunalımlı bir dönemde olması kadar, kendini ve meslekleri tanımaması da bu kararsızlığa yol açar. 

Bu sebeple de ebeveynin herşeyden önce çocuğunu tanımaya çalışması, küçük yaştan itibaren ilgi duyduğu, zevk aldığı ve başarılı olduğu faaliyetleri tespit etmesi, bunun yanı sıra ilgi duymadığı, hoşlanmadığı ve başaramadığı sahaları da bilmesi gerekir. Sonra da gencin kendisini tanımasına yardımcı olmalıdırlar.

Tabii, bundan sonraki aşama meslekleri tanımaktır. Gencin mesleklere ilişkin duygu ve düşünceleri hakkında tartışmak faydalı olur. Bu konuda sabırla onu dinlemek, kararsızlığını anlayışla karşılamak, olgunlaşmasına yardımcı olmak tavsiye edilir.

Kaynak: Ergenlik Sorunları / Doç. Dr. Sefa Saygılı

Başörtüsüne Uzanan Eller! Hesap Günü Sizinle Hesabımız Var!

2 Yorum

başörtüsü çıkarılmaya çalışılan kadın

Bu kızımızın ve daha nicelerinin gözünden yaş akıtanlar. Müslüman olduğunu söyleyip, Allah’ın emirleri uygulanmasın diye ellerinden geleni ardına koymayanlar..Sizleri Allah’a havale ediyorum..(ihyaca)

Bir Anadolu Lisesinde son sınıf öğrencisiyim ben,bu sene son senemiz olması sebebiyle sınavlar  kadar yıllık ve yıllık için çekilecek fotoğraflar da sınavlar kadar aklımızda.Eh dört senemizin geçtiği okul ve arkadaşlarımızla fotoğraf çektirmek benim gibi pek fotoğraf çektirmeyi sevmeyen birine bile cazip geliyor.

Benim hakkımda bilmeniz gereken bir husus daha  var.Başörtülü bir öğrenciyim ben.Yani YGS’den daha çok YGS’ye bizi başörtülü alacaklar mı diye düşünenlerdenim. Her gün okula giderken başörtüme laf atan “özgürlükçü öğretmenlerimizi” görmezden gelmeye çalışan yüzlerce liseliden sadece bir tanesiyim.

Aslında kurallara pek uymayan biriyim.Ama sadece başörtüme laf  gelmesin diye derslere hiç başörtülü girmedim.Ama boş da durmadım,bakanlıklara bir son sınıf öğrencisi olarak yaptıklarının özgürlüğe aykırı olduğunu bildiren mailler attım ve atmaya devam edeceğim.Ama bugün  bu yaptıklarımında bir eksiklik,yavaşlık olduğunu farkettim .

Ben başörtüme laf edenlere karşı hakkım olan bir şeyi ihmal etmişim.Başörtümü insafsızca dillerine dolayanlara ve bunları yüzüme karşı söyleyen öğretmenler hakkında dilekçe yazabilecekken  yazmamışım.Direk başörtülülere karşı bir yasak olmamasına rağmen bu konuyu düzgün araştırmadığımdan yasak deyip geçmişim,üzerinde durmamışım.

Ama bir DUR deme vakti geldi sanırım.Bugünkü ,okulda yaşadığım olay,belki de bunu görmemi sağlamıştır,kim bilir?İsterseniz bugünkü günüme bir göz atalım:

Bugün günlerden Cuma,sabahki başlangıç aşağı yukarı her günkü gibi,pek bir değişiklik yok.Ta ki öğle teneffüsünden sonra 12’ler  olarak toplu fotoğraf çekileceğimizi öğrenene kadar.Açıkçası fotoğraf çektirmek istememe rağmen pek sıcak bakmadım ve fotoğraf çektirmemeyi aklıma koydum.Çünkü eğer çekilirsem başım açık çıkacaktı ve ben yıllığımda böyle bir fotoğraf olmasını istemiyordum.Belki fotoğrafta ben olmayacaktım ama en azından başım açık bir şekilde de bulunmayacaktım.Başörtülüydüm ve öyle hatırlanmak istiyordum,hem belki okulda mecburen başımı açmam gerekiyordu ama neden herkesin gördüğü bir yıllıkta açık bir fotoğrafım olsundu ki?

Ben kararımı vermişken bir arkadaşım geldi ve isteyenlerin başörtülü bir şekilde fotoğraf çektirebileceğini söyledi.Bunu kimden öğrendiğini sorduğumda,müdürden izin aldığını söyledi.Eh arkadaşlarla güzel bir anıya, üstüne üstlük başörtülü olduğum bir fotoğraf karesinde bulunmaya asla hayır diyemezdim.Dersten çıkıp aşağıya indik.Diğer birkaç arkadaşımla birlikte lavoboya gidip başörtülerimizi bağladık.Herkes derste biz bahçede fotoğraf çekiliyoruz.Dersi asmak süper : ) Neyse 12’ler olarak fotoğraf çektirdikten sonra,sıra her sınıfın ayrı ayrı fotoğraf çektirmesine geldi.O sırada diğer sınıflar fotoğraf çektirirken,ben sıranın kendi sınıfıma gelmesini bekleyip, arkadaşlarımla konuşuyordum.Birden  hafif sert bir iteklemeyle birisi sırtıma dokundu.

Arkamı döndüm.Dönmemle biyoloji hocamızın yüzündeki o (ezici mi desem, şok olmuş mu desem, kendini beğenmiş mi desem ) garip ifadeyi gördüm.Bana kafandaki ne öyle dedi.Ben de toplu olarak fotoğraf çektirdiğimizi,şuan derste olmadığımızı ve bu sebepten dolayı Müdür Bey’in başımız örtülü bir şekilde fotoğraf çektirmemize izin verdiğini söyledim. Bana asılsız gelen bir sürü ideolojik ve fazlasıyla önyargılı cümleler kurdu(Aynı görüşleri paylaşmasam da herkesin özgürlük anlayışına,düşüncelerine saygım var.Ama unutulmamalı ki:Bizim özgürlüğümüz karşımızdaki kişinin özgürlüğüne gelinceye kadardır,eğer sınırı aşarsan bu özgürlük değil taciz olur).Sonra da müdüre gidiyoruz dedi.

Neyse laftan ve özgürlükten anlamayan sevgili biyoloji hocamla birlikte müdürü aramaya başladık ama bakın ki müdürü bulamadık.Müdürü bulamayan ve beni müdürün gözleri önünde rencide etme ve diğer öğrencilerin gözleri önünde “taşlayamamanın” verdiği hınçla başladı aramızda bir söz düellosu(Aslında bu tek kişilik bir düelloydu):

Biyo:Okulda başörtülü bir şekilde duramazsın,Yasaaaak!Hem bu kişisel değil,bunu kişisel olarak algılayamazsın,benim annem de kapalı.Bunu başındakine indirgeme,sen zaten buna takılıp kalmışsın.Müdür izin vermiş olabilir,zaten gidip ona da hesap soracağım!…Bla bla bla(Tabi bu arada benim ruh halimi anlamak için hocanın ses tonunu duymanız,mimiklerini görmeniz ve beni arkadaşlarımın yanındaki düşürdüğü duruma tanık olmanız gerekir. )

Ben:Öncelikle şuan derste değilim.Okulun içinde veliler,misafir öğrenciler de bulunabiliyor.Onlar okul kurallarına uymak zorunda değiller,tıpkı benim şuan bulunduğum durum gibi.Bu durumda benim de fotoğraf çektirip gidecek bir öğrenci olma olasılığım aklınıza gelmiyor mu,bu durumda okul kuralları benim için de  geçerli olamaz çünkü derste değilim. Derste olsam bile kapalı derse girmemekle ilgili bir tane bile yasa söyleyemezsiniz bana.Eğer kurallara bu kadar bağlıysanız neden başka okul kurallarına uymayanları değil de yalnızca beni gördüğünüzü merak ettim.Başörtüyü sizinle tartışıp polemiklere girme gibi bir derdim yok,o yüzden bu konuyu daha fazla konuşmak istemiyorum.Başörtüye takıldığımı bana mı söylüyorsunuz,pardon ama bahçede başörtüme takılıp bu konuşmayı başlatan sizsiniz.Sizin annenizin ya da bir başkasının başörtülü olup olmaması beni alakadar etmez,herkesin kendi seçimi.Bu konuyu da bireye indirgediğimi düşünmeyin.Eğer bireye indirgeseydim,size müdürden izin aldığımı söyledikten sonra bana neden inanmadığınızı sorgulardım.Ama bunu yapmadım.Eğer müdürle konuşmak istediğiniz bir şey varsa müdürle konuşabilirsiniz,ben iznimi almışım.Daha fazla konuşulacak şey kalmadı…

Bu muhabbet hocanın hafif alaylı olduğunu hissetsem de 2 defa benden özür dilemesiyle sonuçlandı.Ama benim için burada bitmedi.Okula ve bakanlığa dilekçe yazarak bu seviyesiz tavırlarından dolayı okuldan atılmasını isteyeceğim.Bunu kendim için yapmıyorum,eğer kendim için yapsaydım daha önce yapardım.Ben üç ay sonra okuldan  gidiyorum ama bundan sonra  başkaları(görüşü ne olursa olsun) bu şekilde seviyesiz tavırlara maruz kalsın istemiyorum.

Olaya geri dönersek,ben hocayla tartıştıktan sonra arkadaşlarımla konuşmama geri döndüm.Üzüldüm,kırıldım,rencide oldum ama kendimi de ezdirmedim.En azından elimden geleni yaptım,seviyemi de bozmamaya çalıştım.

Arkadaşımın sınıfının fotoğraf çektirme sırası geldi.Kendisi de başörtülüydü.Tam fotoğrafları çekilecekken sınıf hocaları(benim tartıştığım hocanın kankasıdır kendisi) “Durun” dedi.”Okul kıyafetine uygun giyinmeyenler çıksın!”…Kim çıktı dersiniz?Okul pantolonu yerine farklı pantolonlar giyenler mi,makyajlı olanlar mı yoksa etek boyu kısa olanlar mı?Hayır,hepsi bu resmin bir parçası olmaya devam etti,sıradan çıkan benim başörtülü arkadaşımdı.Ne kadar ironik değil mi?Bunun üzerine bir arkadaş daha çıktı sıradan…Başka da çıkan olmadı.”Arkadaşımız yoksa biz de yokuz” diyen ise hiç olmadı…Ama bu arkadaşımın yalnız olduğu anlamına gelmiyordu.Onların arkasından ben de gittim ama bu sefer gözyaşlarıma hakim olamayarak.Kendim için,arkadaşlarım için ağladım.Belki de zamanında üniversitelere giremeyen kardeşlerimizin yaşadıklarının benzerini ilk defa yaşadım,ilk defa  bu kadar somut bir eşitsizliğin içinde bulundum.Bulunmakla kalmadım bir de mağduru oldum.Aslında böyle mağdurlara ne mutlu,değil mi?

Ben gittikten sonra bir arkadaşımız olanları rehberlik hocasına anlatmış.Rehberlik hocası diğer hocaların böyle bir haklarının olmadığını söylemiş ve bizi savunmuş.Fotoğraf çekilme sırası bizim sınıfa geldiğinde bizim sınıftan bir arkadaş ağlamış ve eğer ben gelmezsem kendisinin de fotoğraf çekilmeyeceğini söylemiş.Bunun üzerine sınıf birbirine girmiş,beni aramışlar.Arkadaşlardan biri yanıma gelip,sen yoksan fotoğraf çektirmiyoruz dedi.Bunun üzerine onu ikna edip,fotoğraf çektirmeyeceğimi ve kendilerinin fotoğraf çektirmeleri gerektiğini söyledim.O gittikten sonra Rehberlik Hocamız geldi yanımıza.Müdür sizi çağırıyor,sakın üzülmeyin hemen yanına gidin dedi.Tabi bu olaylar olurken ben sürekli ağlıyorum.Gözler çeşme olmuş,yanaklar pesbembe…Biz müdürün yanına gittiğimizde sınıf hocamız vardı yanında.Hemen fotoğraf çektiriyorsunuz dedi müdür,bu sizin hakkınız dedi…Başınız dik dursun dedi sınıf hocamız,ağlamak yok dedi.Haydi marş marş fotoğraf çektirmeye gidiyoruz dediler.Ben de başörtülü arkadaşlarım yoksa ben de yokum dedim.Hemen hazırlandık.Bütün sınıf bizi bekliyordu.Diğer sınıflar tek kare fotoğraf çektirken biz sınıfça bir sürü fotoğraf çektirdik.Yanımızda özgürlüğümüzü savunan arkadaşlarımız,müdürümüz,öğretmenlerimiz vardı.Başörtülü arkadaşlarımı ve beni hep ortalarına aldılar.

O fotoğraflar…Gözlerim yaşlıydı belki,belki kalbimdeki hüzün yüzüme yansımıştı…Ne olursa olsun o fotoğraflar  ÖZGÜRLÜĞÜN FOTOĞRAFIYDI…

by pandoroma

Kim Korkar YGS’den! Biz Yalnızca Allah’tan Korkarız..

Yorum yapın

ders çalışılan masa

S.A Kardeşlerim,

Vakt-i YGS’deyiz. Günler su gibi geldi geçti, beklenen gün yarın. Telaş yok, panik yok kıymetli kardeşlerim. Elinizden geleni yaptınız, heyecan yapmadan sınavda da elinizden geleni yapacaksınız inşallah. Sonuç her ne olursa olsun üzülmek yok. Enerjinizi üzülmeye değil çalışmaya yöneltmek çok daha akıllıca değil mi? Yarın sabah namazınızı bir güzel kılın, Yüce Rabbimizden başarı dileyin. Evden çıkarken, sınava katılacağınız okula girerken ve yazmaya başlamadan BESMELE çekmeyi unutmayın inşallah. Rabıtalı olmak sizlere çok şey kazandıracaktır, ehemmiyet verin. Anne ve babanızın gönlünü yapın ve içten hayır dualarını almaya gayret edin. Rabbim sizin için edilen tüm hayır duaları kabul etsin. Sınavda heyecanınızı dindirsin, gönlünüze inşirah, zihninize açıklık versin. Ve doğru şıkları işaretlemeyi sizlere nasip etsin! :) AMİN..

Biraz tebessüm edelim sınavdan önce..Burayı tıklayınız..

YGS Sınavından en güzel ve en hayırlı sonuçları almanız dileğiyle,

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca

Eski Yazılar