İmam-ı Caferu’s-Sadık (ra) Hazretlerinin, Davudu’d-Tâî (ra) Hazretlerine Tavsiyeleri

Yorum bırakın

saksıda gül demeti

Davudu’d-Tâî (Rahmetullâhi aleyh) Hazretleri, İmam-ı Caferu’s-Sadık (Radıyallâhu anh)’a hitaben demiş ki:

“Ey Resûlullah’ın torunu, bana bir öğüt ver.”

İmam-ı Caferu’s-Sadık şu tavsiyelerde bulunmuş:

“Ey Davud! Kıyamet günü, ceddim Hazreti Muhammed Aleyhisselâm elimden tutup “Niçin bana tâbi olmadın, Hüseyin’e güvenip Hazreti Allah’a gereği gibi kulluk vazifeni yerine tastamam getirmedin?” demesinden korkarım.

Ey Davud, akıllı o kişidir ki, şer ile hayrı bilir, şerden uzaklaşıp hayrı yerine getirir.

Ey Davud, tevbesiz ibadet sahih değildir. Nitekim Allahu Teâlâ: “Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rüku ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten sakınanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlar.” (Tevbe Sûresi, ayet 112) diye emir buyurarak tevbeyi ibadete takdim kılmıştır.

Ey Davud, mümin nefsiyle, arif de Rabbiyledir. Kim nefsiyle mücadele ederse rahmete erer.

Ey Davud, Allah’ın kulu hakkındaki hükmü karanlık bir gecede siyah bir taş üzerinde yürüyen küçücük bir karıncadan daha gizlidir.

Ey Davud, beş çeşit insandan sakın:

1- Yalancıdan sakın. Onunla olduğun sürece aldanış içinde bulunursun.

2- Ahmaktan sakın. Onunla sohbet ettiğin zaman sana faydadan çok zararı dokunur.

3- Cimriden sakın. Senin en kıymetli vaktini alıp götürür.

4- Kötü kalpli kimseden sakın. Onun kalbini keşfedip kötü olduğunu anladığında sana zarar verir, ihtiyacın olduğunda da sana sahip çıkmaz.

5- Fasıktan sakın. Onunla oturup kalktığında bir lokmaya tamah edip seni o lokmaya satar.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Rabıta Kime Yapılır?

Yorum bırakın

flu bir gül

Rabıta, Cenâb-ı Hakk’ın zat tecellisine nâil olmuş mürşid-i kâmile yapılır. Allahu Teâlâ böyle insanları işaretle buyuruyor ki::

“Haberiniz olsun ki, Allah’ın velileri için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Onlar iman edip takvaya ermiş olanlardır. Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjdeler vardır. Allah’ın sözlerinde asla değişme yoktur. Bu, en büyük saadetin ta kendisidir.” (Yunus Sûresi, ayet 62, 64)

Bu ayet-i kerimeler nazil olduğu zaman Hz. Peygamber (sav)’e sordular:

“Ey Allah’ın Resûlü, bu sözü edilen veliler kimlerdir?” Resûl-i Ekrem (sav) cevaben buyurdular ki:

“Onlar öyle kişilerdir ki, görüldüklerinde Allah’ı hatırlatırlar ve onları gören Allah’ı hatırlar.” (Hadis Kaynak: Taberî, Camiu’s-Sağir Şerhi, Feyzü’l-Kadir, c.2, s.528)

“Onlar Allah’ı zikretmek için toplanan kimselerdir.” (Müsned, c.3, s.142) hadis-i şerifinden anlıyoruz ki, onlar; sözleri, hal ve hareketleri güzel olan, kendilerini sevenler için de güzelörnek teşkil eden kişilerdir. Onlara yapılan rabıtayla, “Görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatırlar.” hadis-i şerifi gereğince Cenâb-ı Hakk’ı hatırlamaya vesile olurlar.

Mürşid-i kâmil, Allah’ı kullarına sevdirir. Bu ise şöyle olur: Müridlerini günah kirlerinden temizlenmeye çağırır.  Nefis, masiyet kirinden tezkiye edilince kalbin aynası parlar, ilahi azametin nurları yansır. Böyle olunca artık kul, Allah’ı sever. Allah da kulunu sever. Allahu Teâlâ bir kulunu sevdi mi, “Onun işiteceği kulağı, göreceği gözü, (şiddetle) tutacağı eli ve yürüyeceği ayağı olur. O her ne isterse, onu muhakkak verir. Allah’a sığınsa, muhakkak onu himaye eder.” (Buhârî, c.7, s.190, Rikak 38; Müsned, c.6, s.256). Nitekim ayet-i kerimede: “Nefsini tezkiye eden felah bulmuştur.” (Şems Sûresi, ayet 9) buyrulmuştur.

İnsanlar arasında mürşid-i kâmillerin mevcudiyeti halk için büyük bir nimet ve güven kaynağıdır. Onlar insanlara önde de, sonda da hamdın Allahu Teâlâ’ya mahsus olduğunu tekrar eder dururlar.

Nebi Aleyhisselâm: “Yeyüzü onlarla ayakta kalır, onlar sayesinde yağmur görürsünüz, onlar sayesinde yardıma nâil olursunuz.” ve “Peygamberleri anmak ibadet, salihleri anmak günahlara kefaret, ölümü anmak sadakadır.” buyuruyor. Anılanın suretini kalbe getirmeden bir şeyi anmak mümkün değildir. Salihler anıldığında rahmet iner. Rabıta yoluyla salih velileri hatırlamak da bu kısma bağlıdır. Ayrıca şu hadis-i şerif de evliyaullaha rabıtanın faydasına işaret etmektedir:

“Beş şey ibadettir: Az yemek, mescitlerde oturmak, Kâbe’ye bakmak, Mushaf’a bakmak, âlimin yüzüne bakmak.”

Evliyaullah, ilm-i ledünün şehri Fahr-i Kâinat (sav) efendimizin varisleri olmaları hasebiyle bâtın ilminin âlimleridir.

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl

Rızık Ve Geçim Endişesini Kalbinden Çıkar

Yorum bırakın

bahçede gül

Ey Oğul! Davran. Aziz ve Celîl olan Allah’ın senden razı olmasına ulaş. Zira hiç şüphe yok ki, eğer O senden razı olursa bil ki seni sevmiştir. 

Rızık ve geçim endişesini kalbinden çıkar. Zira sen gönül huzuru içinde çalıştığın müddetçe zorluksuz ve sıkıntısız olarak senin rızkın Allah’tan gelecektir. 

Kalbindeki, düşünceleri, tasaları, endişeleri at. Tek bir tasan olsun, o da Allah’a layık bir kul olup olamama endişesi olsun. İşte bu mertebeye ulaştığın an, bütün diğer tasalarına Allah kâfidir. Onları O karşılar ve senden yok eder. Senin tasan, senin ulvî gayen, senin için en mühim olandır.

Eğer bütün tasan dünya ve dünyalık ise, bütün himmet ve gayretini dünyaya hasrediyorsan, sen dünya ile berabersin. Dünya ile haşır neşir olursun.

Eğer bütün tasan ahiret ise, bütün himmet ve gayretini ahiretini kazanmaya hasredersen, sen ahiretle berabersin.

Eğer bütün tasan insanlar ise, bütün himmet ve gayretini onlara harcıyorsan, sen onlarla berabersin..

Eğer bütün tasan Allah ise, bütün himmet ve gayretini O’na lâyık bir kul olmaya hasrediyorsan, sen dünya ve ahiret O’nunla berabersin.

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Besmele Okuyan Kişiye Müjdeler

Yorum bırakın

Rahman ve Rahim Allah (cc)

Besmeleye devam eden kişi Yüce Allah’ın emanında olur. Denizlerin sakin olması, rüzgarların durması, insanların felaketten kurtulması Besmele-i şerife devamla mümkün olur. Besmeleye devam eden kişinin Mizan’da çok ağır gelen sevabı olur. Peygamber (sav) Efendimiz, Besmele’ye devam edenin Allah’ın on dokuz zebani meleğinden emin olacağını, Münker ve Nekir meleklerinin suallerinin kolaylaşacağını, kabirden kalktığı zaman yüzünün ziyade beyazlaşacağını ve nurlanacağını, Sırat üzerinde kolaylıkla tanınacağını, Meydan-ı Arasat’ta mağfiret olunacağını müjdelemiştir. Peygamber (sav) Efendimiz Yüce Allah’a:

– Ya Rabbi, bu şeref sadece bana mı mahsus, diye sorduğunda:

– Hayır, hem sana hem de ümmetine şamildir, cevabını almıştır.

Hz. Osman (ra) Efendimiz diyor ki: “Ben Paygamber (sav)’in şöyle dediğini işittim:

“Besmele Yüce Allah’a o kadar yakınlık teşkil eder ki,sanki gözün siyahı ile beyazı gibi.” 

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Sargı Üzerine Mesh

Yorum bırakın

renkli yara bandı

Kırık veya yaralı olan bir uzvu yıkamak zararlı olduğu takdirde, üzerine bağlı bulunan alçı veya sargıya abdest ve gusül halinde bir defa mesh edilir.

Sargı üzerine meshin belli bir süresi yoktur. Yara ve kırık iyileşinceye kadar devam eder. Üzerine ilaç sürülmüş, sakız yapıştırılmış, pamuk sarılmış olan yaralardan bunların çıkarılması gerekmez. Üzerine mesh edilir. Su değmesi zararlı olmayan yerlere su akıtılır. Özür tamamen bitince mesh bozulur, artık sargıya mesh yapılmaz.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Gece Abdestli Olarak Uyuyanlara Allah’ın Büyük İkramı

Yorum bırakın

iki parlak gül

Muaz b. Cebel (ra)’den rivayet edilmiştir; dedi ki: Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“Abdestli olarak geceleyin yatan, sonra geceleyin uykudan uyanan (veya uykuda iken bir taraftan diğer tarafa dönerek uyanan) ve uyandığında dünya işlerinden veya ahiret işlerinden (hayırlı) bir şeyi Allah’tan isteyen herhangi bir Müslüman’a Allahu Teâlâ istediğini muhakkak verir.”

Hadis Kaynak: Ebû Dâvud, c.5, Edeb, s.296, h.5042; İbn-i Mâce, c.2, s.1277, h.3881

Kaynak Kitap: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ

ihyaca not: Bazı kardeşlerimiz abdesti muhafaza edemem düşüncesiyle yatmadan evvel abdest alma sünnetini terk ediyorlar. Önemli olan uyumadan evvel abdest alınması ve böylece Allah’ın izniyle bu sünnetin yerine getirilmesidir. Abdestinizi muhafaza edememiş oluşunuz sizi bu sevaptan mahrum bırakmaz.

İlim Öğreten Cennete Girmeye Vesiledir

Yorum bırakın

güllü kitaplık

İmam Kuşeyri (ra) der ki:

“Hz. Musa (as), Hz. Hızır’la arkadaş olmayı arzu edince edebin şartına riayet etti ve onun için evvela arkadaş olmak için izin istedi. Sonra Hz. Hızır (as), hiçbir hususta kendisine karşı gelmemesini ve herhangi bir hükümde itiraz etmemesini Hz. Musa’ya şart koştu. Hz. Musa (as), Hızır (as)’a muhalefet edince, birincisinde ve ikincisinde Hızır (as) onu müsamaha ile karşıladı; fakat üçüncüsünde ondan ayrılmak istedi ve:

“İşte bu benimle senin ayrılacağımız noktadır. (Kehf Sûresi, ayet 78)” dedi.”

Ata üçtür; biri doğuran, biri evlendiren, biri de ilim talim eyleyendir. Bu üç atadan en hayırlısı ilim öğretendir; zira evvelki vücuda gelmeye sebeptir. İkincisi dünya evine girmeye sebeptir. Üçüncüsü ise cennete girmeye vesiledir. Bunun için ilim öğreten atanın hakkı diğerlerinden daha fazladır.

Hz. Ali (kv) efendimiz şöyle buyurur:

“Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. Dilerse satar, dilerse azad eder.”

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Older Entries

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 12.830 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: