Telbiye Getirmenin Fazileti Ve Telbiye Hakkında Hadis-i Şerifler

Yorum bırakın

mekke resmi

Telbiye: Lebbeyk Allâhümme Lebbeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk, innel hamde ven-ni’mete leke ve’l-mülk. Lâ şerîke lek.

Hadis-i Şerifler:

“Hac ile umreyi peşpeşe yapınız. Çünkü körüğün demir, altın ve gümüşün pasını gidermesi gibi onlar da fakirlik ve günahları yok ederler. Makbul haccın sevabı mutlaka cennettir. Günü ihramlı olarak geçiren herhangi bir mümin güneşin batışıyla kesin olarak günahlarından kurtulur.”

“Hac yolunda telbiye getiren hiçbir mümin yoktur ki, yol boyunca sağ ve solunda bulunan taş, ağaç ve her şey onunla beraber telbiye getirmesin.”

“Cebrâil (as) bana gelip, ashabına emret, telbiye seslerini yükseltsinler. Çünkü telbiye haccın şiarındandır.” (Not: Ses yükseltmesi kadınlar için değil erkekler içindir).

“Telbiye sesini yükselten veya tekbir getiren herhangi bir kimse mutlaka müjdelenir:

“Ya Rasûlallah, cennetle mi müjdelenir?” denildi. “Evet” buyurdu. “Hergangi bir kimse sesini yükseltip telbiyede bulunursa, mutlaka güneş batıncaya kadar günahları affolunmuş olur.”

Rasûlullah (sav) Efendimize: “Amellerin hangisi daha faziletlidir?” diye sorulunca:

“Hacda telbiyede sesi yükseltmek ve kurban kesmektir.” buyurdu.

Cenâb-ı Hak cümlemize hacc-ı mebrur ihsan eyleye. Âmin.

Hadis Kaynak: et-Terğib vet-Terhîb, Kitâbu’l-Hacc’da

Kaynak Kitap: Miftâhu’l-İrşâd

Kuran Allah’ın Sağlam İpidir

Yorum bırakın

hu cc

Hâris el-A’ver (ra)’den rivayet edilmiştir; dedi ki:

“Mescide uğradım ve cemaati zikri terk edip (bir takım) malâyanî konulara dalmış, konuşuyor buldum. Sonra Hz. Ali (ra)’ye çıkıp durumdan (kendisini) haberdar ettim.

Bana: “Doğru mu söylüyorsun, öyle mi yapıyorlar?” dedi. 

Ben: “Evet!” dedim. (Bunun üzerine) Hz. Ali (kv) şöyle dedi: “Ben Resûlullah (sav)’in şöyle söylediğini işittim:

“Dikkat ediniz! Bir (büyük) fitne çıkacak!”

Ben hemen sordum: “Bundan kurtuluş yolu nedir, Ey Allah’ın Resûlü?” Buyurdular ki:

“Allah’ın kitabına uymaktır. Onda sizden önceki (milletlerin ahvaliyle ilgili) haber, sizden sonra (Kıyamete kadar) gelecek fitneler ve Kıyamet ahvali ile ilgili haberler mevcuttur. Ayrıca sizin aranızda (iman-küfür, taat-isyan-, haram-helal vs nevinden) cereyan edecek durumların da hükmü var. O, hakkı batıldan ayıran ölçüdür. Onda her şey ciddidir, gayesiz bir kelam yoktur. Kim akılsızlık edip ona inanmaz ve onunla amel etmezse, Allah onu helak eder. Kim onun dışında hidayet ararsa Allah onu saptırır. O, Allah’ın sağlam ipidir. O, çok hikmetli olan zikirdir. O, dosdoğru yoldur. O öyle bir kitaptır ki, arzuların hakikatten saptıramadığı (kalpler ile fikirler eğrilmez). Kendisini (kıraat eden) dilleri iltibastan (karışıklık ve belirsizlikten) korur. Alimler ona doyamazlar. Onun çokça tekrarı usanç vermez, tadını eksiltmez. İnsanı hayretlere düşüren mümtaz yönleri son bulmaz, tükenmez. O öyle bir kitaptır ki, cinler onu dinledikleri zaman şöyle demekten kendilerini alamadılar: “Biz, hiç duyulmadık bir tilavet dinledik. Bu, doğruya götürmektedir, biz onun (Allah kelamı olduğuna) inandık (Cin Sûresi, ayet 1)”. Kim ondan haber getirirse doğru söyler. Kim onunla amel ederse ecir ve sevaba mazhar olur. Kim onunla hüküm verirse adaletle hükmeder. Kim ona çağrılırsa, doğru yola çağrılmış olur. Ey A’ver, bu güzel kelimeleri öğren.”

Hadis Kaynak: Tirmizî, c.5, Fedailu’l-Kur’ân 14, h.2906; Darimî, c.2, Fedailu’l-Kur’ân 1, h.3334

Kaynak Kitap: Miftâhu’t-Tevhid Ve’t-Takvâ

Peygamber (sav) Efendimiz Sahabelerine Zikir Yaptırırken Neden Kapıyı Ve Işıkları Kapattırdı?

Yorum bırakın

zikrin en faziletlisi

Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz, bu günkü Ravza-i Mutahhara’ya yeni taşınmıştı. Sahabe efendilerimizden on beş kadar kişi tebrike geldiler. Zaman da yatsı namazından sonra idi. Efendimiz onlara hitaben:

Aranızda yabancı var mı? diye sordu. Sahabe Efendilerimiz de:

Bizler hepimiz “lâ ilâhe illallah” diyenlerdeniz, dediler. Bunun üzerine Peygamber (sav) Efendimiz:

O halde ışıkları söndürün, kapıları kapatın, diye buyurdu. Efendimizin (sav) dediğini aynen tatbik ettiler. Rasûlullah (sav) Efendimiz:

Ellerinizi kaldırın, dedi. Sahabe efendilerimiz de ellerini kaldırdılar. Bu halde onlara bir saatten fazla tevhid okutturdu. Sonunda da “Allah sizi bağışladı.” buyurdu.

Bu hadis-i şeriften üç mana çıkmaktadır:

1- O esnada Medine-i Münevvere’de yahudi, ermeni ve rumlar vardı ki, bunlar en ileride ve de müslümanların amansız düşmanı idiler. Zikir ve benzeri ibadet gördükleri zaman son derece eziyet veriyorlardı. Işığın söndürülmesi ve kapıların kapatılması, bunların şerrinden korunmak içindi.

2- Toplu olarak zikir yapılmakla kalpler birbirine bağlanmış, arada olan dargınlık ve benzeri olaylar ortadan kaldırılmıştır. Böylece hadis-i şerifte beyan olunan “Bir cemaat Allah’ı zikrederse gökten bir nidacı: “Haydi dağılın, Yüce Allah sizi affetti ve günahlarınızı sevaba tebdil eyledi” müjdesine erilmiş olur.

3- Yüce Allah (cc) ayakta zikredilebilir. Sesi yükselterek veya kısarak zikir yapılabilir. “Hac Arafat’tır; telbiye haccın şiârındandır.” emirleri yerine getirilmiş olur.

Müminler bir arada namaz kıldıkları zaman nasıl yüce sevaplara nâil oluyorlarsa, beraberce Allah’ı zikrettikleri zaman da aynı sevaplara nâil olurlar. Her müminin, bulduğu zikir meclisine gidip Rabb’ini beraberce tevhid edebileceğini, yukarıdaki hadis-i şerif beyan buyuruyor.

Celîl ve Kerîm olan Allah’ımız bizleri zikir meclislerinden ve zikrullahtan ayırmaya. Amin..

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Haram Yemek Kalbini Öldürür

Yorum bırakın

salavat resmi

Ey oğul! Haram yemek kalbini öldürür, helal yemek ise onu ihya eder. Lokma vardır kalbini nurlandırır, lokma vardır onu karartır. Lokma vardır seni dünya ile iştigal eder hale getirir, lokma vardır ahiretle iştigal ettirir. Lokma vardır sana dünyayı da ahireti de terk ettirir, lokma vardır seni dünya ile ahiretin Yaratanına rağbet ettirir.

Kaynak: Fethu’r-Rabbani / Abdülkadir Geylani (ks)

Hz. Allah’ın (cc) Evliyasına Verdiği Kırk Keramet

Yorum bırakın

pembe ve mavi kapı

Evlâd!

Hz. Allah (cc) evliyasına kırk tane keramet ihsan etmiştir. Bunlardan yirmi tanesi dünyada, yirmi tanesi de ahirettedir.

Dünyada Olan Kerametler

1- Hz. Allah’ın, evliyasını övmesi, medh-ü senâ etmesi,

2- Evliyasının umurunu yani işlerini tedbiri ve erzakının temini ile nusrat (yardım) ihsan eylemesi,

3- Evliyasına daima arkadaş gibi olması,

4- Evliyasına insanlara himmet etme izni verip diğer halktan üstün kılması,

5- Evliyasının kalbini her şey hususunda zengin eylemesi,

6- Evliyasına dünya lezzetlerinin güzelinden ihsan buyurması,

7- Evliyasının kalplerine hikmet ve hidayet nurunu inzâl etmesi,

8- Onlara halk arasında vekar ve muhabbet vermesi,

9- İnşirâh-ı sadr ihsan etmesi.

10- Daima sevimli kılması,

11- Evliyasına verdiği eşyaya bereket vermesi,

12- Anâsır-ı erbaa’yı kendilerine musahhar kılması,

13- Arz üzerinde istediği kadar yaşamayı temlik (mülk olarak ihsan) etmesi,

14- Muhtaç fakirlere şefi olmaları,

15- Yeri geldiği zaman dualarının kabul olması,

16- Kendilerine ta’zim edilmesi,

17- Kendilerine karşı hususi muhabbet beslenmesi,

18- Onları halk arasında aziz kılması,

19- Manevi varlıkta zengin eylemesi,

20- Nefisleri terbiye ederek kendine mahbûb kılınması.

Ahirette Olan Kerametler

1- Yüce Allah’ın, evliya kulunun sekerâtü’l-mevtini âsan eylemesi,

2- İman ve marifette sabit kılması,

3- Ruh-ı reyhan göndermesi ve cennet kokularından dünyada iken koku ihsan etmesi,

4- Kabirlerini tevsi yani geniş eylemesi, ziynetlendirmesi,

5- Kabir afetlerinden muhafaza kılması,

6- Üns ve huzur ile muamele eylemesi,

7- Verilen ikramın ebedi olması,

8- Hulle, tac, elbise ikram edilmesi,

9- Yüzlerinin daima ak ve münevver olması,

10- Kendilerine kifayet edecek kitap verilmesi,

11- Günahkarlara şefaatçı kılınmaları,

12- Kendilerine daima emn-ü eman ihsan edilmesi,

13- Evliyanın nuru ile cehennem ateşinin sönmesi,

14- Sıratı yıldırım gibi geçmeleri,

15- Havz-ı kevserden kana kana içmeleri ve içirmeleri,

16- Ebedi olarak cemalullah ile müşerref olmaları,

17- Cemâli bâ-kemâli niteliksiz görmeleri,

18- Hesap, ikap, azap ve cefaya uğramadan cennete gitmeleri,

19- Mizan ve adalet görmeden Rızâ-ı Bâri’ye ermeleri,

20- “Mak’ad-ı sıdkın” ayet-i kerimesiyle müşerref kılınarak kuvvet ve kudret sahibi olan Hz. Mevlâ’ya vâsıl olmaları.

Rasûlullah (sav) Efendimiz buyuruyor ki:

“Evliyanın gönlü Hak Teâlâ’nın nazargâhıdır. Her kim o gönülde bulunursa Rahmet-i İlâhi’ye vâsıl olur.”

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd 

Sana Yöneldim, İlahi

Yorum bırakın

HAKİKİ İMAN

Cümle âlem bir araya gelseler, Rabbini inkar et deseler, kalbine asla şüphe gelmeyenin imanıdır ki, bu iman hepsinden daha güzel ve makbuldür.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Cemaatle Namazın Fazileti Ve İmametin Şartları

Yorum bırakın

hayat kısa

Yüce dinimiz İslam cemaate çok ehemmiyet vermiş ve müslümanların cemaat ve birlik olmalarını teşvik etmiştir. Ümmetin birliğe ulaşmasında en büyük vasıta namazdır. Günde beş vakit camide birleşen, cemaatleşen müminler Rasûllerinin başkanlığında kaynaşacaklardır. Rasûlullah (sav) Efendimiz birçok hadis-i şeriflerinde namazların cemaatle kılınmasını emretmiştir.

Bir hadis-i şeriflerinde mealen: “Üç kişinin bulunduğu bir köy veya kırda namaz cemaatle kılınmazsa şeytan onlara mutlaka galebe çalmıştır. Cemaate iyi tutun. Zira kurt, sürüden ayrılanı kapar.” buyurmuşlardır.

Diğer hadislerinde ise:

“Kişinin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşıda kıldığı namazdan yirmi beş kat fazladır. Şöyle ki, abdestini güzelce alır, sonra mescide gider, evinden çıkarken mescid gayesiyle çıkmıştır. Bu sırada attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir günahı affedilir. Namazı kıldı mı, namazgahında olduğu müddetçe melekler ona rahmet okumaya devam ederler ve şöyle derler:

“Ey Rabbimiz, buna rahmet et, merhamet buyur.”

“Sizden herbiriniz namazı beklediği müddetçe namaz kılıyor gibidir.” (Müslim, c.1, s.459, bab:49, h.(649) 272)

“Kim yatsıyı bir cemaat içinde kılarsa, sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibi olur. Kim de sabah namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin tamamını namazla geçirmiş gibi olur.” (Müslim, c.1, s.454, bab:46, h.(656) 260)

“Münafıklara en ağır gelen namaz yatsı namazıyla sabah namazıdır. Eğer bu iki namazdaki hayrın ne olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa onları kılmaya gelirlerdi. (Nefsim kudret elinde olan Zat’a yemin olsun) ezan okutup namaza başlamayı, sonra halkın namazını kıldırması için yerime birisini bırakmayı, sonra da beraberlerinde odun desteleri olan bir grup erkekle namaza gelmeyenlere gitmeyi ve evlerini üzerlerine yıkmayı düşündüm.” (Müslim, c.1, s.451, bab:42, h. (651) 252)

Demek ki beş vakit namazı yalnız olarak kılabildiğimiz gibi cemaatle de kılabiliyoruz. Hatta cemaatle kılmak sünnet-i müekkededir. Bu da vacip demektir. Yukarıdaki hadislere ve bu konudaki diğer hadislere göre farz diyen alimler de vardır. Bunun için iki veya daha fazla kişinin biraraya gelince namazlarını cemaatle kılmaları gerekir. Şu halde cemaatle namaz kılmak için birinin imam olması lazımdır. 

İMAMETİN ŞARTLARI

1- Müslüman olmak

2- Akıl-baliğ olmak

3-Erkek olmak (kadının kadına imameti meal kerâhe caizdir.)

4- Namaz sahih olacak kadar Kur’an-ı Kerim ezberlemiş olmak

5- Özürlerden sâlim olmak.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Older Entries

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 11.953 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: