Müslüman Olan Kişinin Okuyacağı Dua

Yorum bırakın

bahar dalları

Bir kişi Müslüman olduğu zaman Resûlullah (sav) ona namazı öğretir, sonra da şu kelimelerle dua etmesini emrederdi:

Allâhümmağfirlî verhamnî vehdinî ve âfinî verzuknî

Anlamı: Allah’ım, beni affet, bana merhamet et, bana hidayet ver, bana afiyet ver, bana rızık ver.

Allahu Teâlâ’dan bu kelimelerle isteyin. Zira bu kelimeler, hem dünyaya hem de ahirete ait hayırları toplar.

Kaynak: Gönül İncileri

Cuma Vakti Alış-Veriş Haram Kılınmıştır

Yorum bırakın

cuma ve dua

Cuma namazı farz-ı ayndır. Farziyyeti kitap, sünnet, icma-ı ümmetle sabittir. Bütün mezhepler bu konuda müttefiktir. Öğle vaktinde ve cemaatle kılınır.

Cuma günü ikinci ezan okunduğunda alış veriş yapmak haram kılınmıştır. İkinci ezan okunduğunda, insanı Allah zikrinden alıkoyan bil-cümle dünya meşgalelerini bırakmak gerekir. Bu, Allah’ın Kur’an’ındaki kesin emridir. En hayırlı ticaret ahiret ticaretidir. Dünya ticaretinin faydası, ahiret ticaretinin yanında çok az kalır. Faydası az olanı bırakıp, faydası çok olan işlere koşmak gerekir.

“Ey iman edenler, Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman hemen Allah’ın zikrine (hutbe dinlemeye ve namaz kılmaya) gidin. Alış-verişi bırakın. Bu sizin için daha hayırlıdır, eğer bilirseniz.” (Cuma Sûresi, ayet 9)

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Mucize, Keramet, İstidrac Nedir?

Yorum bırakın

kar ve gül

Allahu Teâlâ buyuruyor ki:

“Ve O (Allah) salih kullarını görüp gözetir, (onların işlerini üzerine alır.) (A’raf sûresi, ayet 196)

Velilerin kerametleri haktır. Bunlar Kur’an ve hadislerle de sabittir.

Velinin kerameti, Allah (cc)’ın ihsanıyla zuhur eden harikulade hadiselerdir. Harikulade haller peygamberlere nispetle mucize, evliyaullaha nispetle keramettir.

İman ve iyi amelle ilgisi bulunmayan kişilerde de harikulade haller görülebilir ki, bunlara istidrac denir.

Veliden zuhur eden keramet, tâbi olunan peygamberin mucizesidir. Keramet, ya kainat içindeki maddi oluşlara veyahut Rabbânî ilim ve marifetullâha taalluk eder ki, bu daha yüksektir. Birinci kısım keramet ise istidracla karışabilir. Bunun için de kerametin doğruluk ölçüsü, her doğrunun terazisi olan “şeriat” tır.

Mucizeler peygamberlerin davalarında sadık olduklarını gösteren delillerdir. Peygamberliğin delili olan bir şey ise peygamberlerden başkasında bulunmaz. Nebi, nübüvvetini kabul ettirmekle mükelleftir. Ancak velilin veliliğini kabul ettirmek gibi bir yükümlülüğü yoktur.

Mucize ile keramet arasındaki fark şudur: Peygamberler mucizeyi açıklamakla memurdurlar; mucizelerin açıklanması onların üzerine vaciptir. Kerameti saklı tutmak da velilerin üzerine vaciptir.

Veli keramet iddiasında bulunamaz, kendisinden zuhur eden haberin keramet olduğunu söyleyemez.

Bütün harikulade haller ya iradeyle zuhur eder ya da irade dışı meydana gelir. İradesi dışında meydana gelenlerden keramet sahibi öylesine ürperir mahcup olur ki, bir kadının halk arasında hayızlı çamaşırının apaçık gösterilmesinden utandığı gibi utanır, nefsini gizlemeye çalışır.

İhtiyari olarak meydana gelen keramet ise; dinin, nefsin ve vatanın korunmasına yönelik olduğu için izharı caizdir. İlim ve marifetlere dair olanlar dine faydalı olduğu için, bir Kur’an mucizesi olması kabilinden, sahibi izharına memurdur.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Kamil İnsan, Allah ve İnsanlar Katında Kendisinden Razı Olunan Kişidir

Yorum bırakın

Kabe'ye kuşbaşı bakış

Kamil insan, Allah ve insanlar katında kendisinden razı olunan kişidir. Kendisi de herkesten ve her şeyden razıdır. Onun kadri yücedir. Kendisine bağışlanan Hakk’ı tanıma bilgilerinden halka ifade eder. Herkese gerekli olan hikmeti, soranın anlayacağı şekilde söyler. İyilikleri emrettiği ve kötülükleri önlediği zaman bunu yumuşaklık ve tevazu ile yapar. Muhabbet ehline muhabbet edip, çirkin görülmeyi hak etmiş olana da o davranışı gösterip gider. Bununla beraber hiç kimseye karşı içinde çirkinlik olmaz. Allah için olan işleri işler, levmedenin levminden çekinip kaçınmaz. Bütün insanlara yumuşak kalpli ve merhametli olur. Özellikle Hak talibi olan kimse, onu babasından ve anasından daha merhametli ve daha şevkatli bulur.

Bu kamil insanın diğer insanlara davranışlarında güzel adeti şudur ki, herkesle aklı kadar konuşur ve haddi kadar iş görür. Bütün işlerinde yumuşaklık ve yavaşlıkla orta kararda gider. Ancak bu yavaşlığı tembellik ve gevşekliğinden olmayıp dikkatli olmasından ve ilerisini düşünerek hareket etmesinden ileri gelir.

Dilini güzel sözlere alıştırıp herkese hayır söyleyip tatlı cevap alır. Bütün halkın iyiliğini isteyici olup herkese aynı şevkatle nazar eder. Herkese iyi zan besleyip herkesi kendisinden önce ve yüce bilir.

Hiç kimseden bir şey istemeyip emanet de almaz. Kimseyi kendi hususi işi için istihdam etmez. İnsanların dünyalık arzularına hizmet etmez. Haram olan şeye el uzatmaz. Dinini dünyaya satmaz.

Kendi evine bağlı olup ehline ve evladına adaletle davranır. Onların terbiyelerinde yumuşak söz söyler.

Bir kimseyi yüzüne karşı ve arkasından incineceği bir şeyle diline almaz. Mütevazilere tevazu gösterip mütekebbirlere de müsamaha eder.

Alimlere hürmet edip büyükleri ağırlar, zayıfların yardımına gider. Hediyeyi sahibinden saygı göstererek kabul edip mükafatını ziyade eder.

Yetimin başını okşayıp güleç yüzle hatırını sorar. Misafire yedirir, ziyaret edene ikram edip her hizmetini kendisi görür.

Kamil insan, tedbir ve muradı terk edip tevekkül ve tevfiz yoluna gitmiştir. Hoşnutluk ve teslimiyetle barışık ve bunlara alışık yaşayarak her korku ve hüzünden kurtulup iki cihan saadetine ermiştir.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Ey Aşık-ı Dildade, Sufi Mehter

Yorum bırakın

Lâ İlâhe İllallah Muhammedün Rasûlullah

Sehiv (Yanılma) Secdesi

Yorum bırakın

Hz. Ebu Bekir (r.a)'in mescidi

Farzın tehirinde, vacibin terkinde veya tehirinde yapılan secdeye sehiv (yanılma) secdesi denir. Namazın vaciplerinden birisi unutularak terk edildiği veya tehir edilip de namazda iken bu yanlışlık hatırına gelirse, namazı kılıp imam sağ tarafına, yalnız kılan kimse iki tarafına selam verdikten sonra (Allahu ekber) diyerek birbiri ardına iki defa secdeye varılır. İkinci secdeden sonra oturup, “tahıyyat, salli-bârik ve rabbenâ” duaları okunarak selam verilir. Eğer selam verdikten sonra sehiv secdesini unutur ve yerinden kalkarsa namaz olur fakat sevabı eksilir. Kasden sehiv secdesini terk ederse namazı yeniden kılması icap eder. Vaciplerden birini bilerek terk etmek tahrîmen mekruh olduğundan ikâbı müstehaktır.

Sehiv secdesinin hangi hallerde gerektirdiğini bilmek için namazın vaciplerini iyice öğrenmek gerekir.

Kaynak Miftâhu’l-İrşâd

Sevgisiz Ve Gönülsüz İrşad Olmaz

Yorum bırakın

Hz. Peygamber Aleyhissalâtü vesselâm: 

fincandaki çiçek

“Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.” buyuruyor. (Müslim, c.2, Cihad 6-7 (1732-1733); Buhârî, ilim 12, Edeb 80)

Bu hadis-i şerifin başka bir rivayetinde “müjdeleyin” ifadesi yerinde “ısındırın” denilmiştir. Dinimiz İslam’ın bilgiden çok sevgiyle alakalı olduğu unutulmamalıdır. Sevgisiz ve gönülsüz irşad olmaz. Sevgisi, ızdırabı, çilesi ve fedakarlığı olmayan, Kur’ân ve İslam ahlakından mahrum olur.

Resûl-i Ekrem (sav):

“Cibril (Aleyhisselâm) bana kolaylaştırıcı olmamı emretti.” buyurmuştur. 

Bu emir, her Müslümanın şiarı olmalıdır.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler -1

Older Entries

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 12.004 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: