Tefekkür Nedir, Nasıl Yapılır?

Yorum bırakın

buğulu çiçek

Tefekkür; düşünmek, derince mülahazaya dalmak, bir şey hakkında imalı fikirde bulunmak demektir. Kalpte, sureti hâsıl olmayacak bir şey hakkında tefekkür mümkün değildir. Bunun içindir ki, Cenâb-ı Hakk’ın zatı tefekkür olunamaz. Belki O’nun mukaddes varlığına açıkça şehadet edip duran eserlerinin haşyeti tefekkür edilir. O’nun vücuda getirmiş olduğu nimetler düşünülür. Bu sayede insan gafletten uyanır, kalbinde hikmet nurları tecelli etmeye başlar. Bütün mükevvenatın birer hilkat eseri olduğunu anlayarak Cenâb-ı Hakk’ın varlığını, birliğini ve mahlukatından hiçbirine benzer olmayıp her türlü noksandan münezzeh olduğunu yakinen bilir. Bununla hallenen kişi artık O Hâlik-ı Azim’i tevhid ve tehlil ile kendi kulluğunu süslemeye çalışır durur. Böyle bir hâlet-i ruhiye ise büyük bir ibadettir.

Düşüp tefekküre pirâne kudretullâhı

Kemâli acz ile tiflâne ağlarım gâhi

Aşıkların al canını, ver onlara cananını

Aşık neyler canı teni, ister hemen cananını..

Vâcibü’l-Vücûd ve Tekâddes Hazretlerinin varlığına, birliğine, kuvvet ve kudret sahibi bir zat olduğuna iman edenler kâmil akıl sahipleridir.

“Bir saat tefekkür, (gafilâne yapılan) bir sene ibadetten hayırlıdır.”

(Hadis Kaynak: Kenzu’l-Ummâl, h. 5711; Keşfü’l-Hafâ, h. 1004)

Ey Rabbimiz!

Bu gökleri ve yerleri, bunlarda olan mahlukatı boş yere yaratmadın. Biz kulların seni noksan sıfatlardan tenzih ve takdis ederiz. Sen de bizi her türlü mihnet çukurlarından muhafaza eyle. 

İnsanoğlu, yerde ve gökte gördüğü her şeye ibret nazarıyla bakıp tefekkür etmeli. Böyle bir tefekkür elbette kişiye şeref kazandırır.

Kaynak: Miftâhu’t-Turuk

Ölümü Tefekkürden Gafil Olmanın Nedenleri

Yorum bırakın

mezarlık

Hz. Ömer (ra):

“Amelleriniz tartıya vurulmadan önce kendinizi tartınız. Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz. Kendinizi büyük arz gününe (yani kıyamet gününe) hazırlayınız. O gün hiçbir gizli tarafınız kalmaksızın göz önüne serileceksiniz.” demiştir.

Anlatıldığına göre Hasan-ı Basrî (ks) hazretleri ölen birini gördüğü zaman annesini toprağa vermiş de dönmüş gibi üzülürdü. Hasan-ı Basrî (ks) oyun oynayanları gördüğünde de: “Öylelerine kelimenin tam anlamıyla hayret ediyorum ki, azık hazırlamakla emrolundukları, göç etmeye çağrıldıkları ve önden gidenin oturup arkadan gelecekleri bekledikleri halde oturmuş oyun oynamaktadırlar.”

Bu dünyaya dalan, onun süsüne aldanan ve geçici zevklerine muhabbet eden kimsenin kalbi, hiç şüphesiz ölümü tefekkürden gafil kalır. Hatırlatıldığı zaman da hoşlanmayıp ondan tiksinir. Onlar, Allah’ın (cc) haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir:

“De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm muhakkak sizi bulacaktır. Sonra siz görüleni ve görülmeyen her şeyi bilen Allah’a döndürüleceksiniz; O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.” (Cuma Sûresi, ayet 8)

İnsanlar üç kısımdır:

Dünyaya ve geçici zevklerine dalanlar.

Pişman olup yeni tevbe edenler.

Manevi kemâlâtını tamamlamış arifler.

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl

Hakiki Abdest İle Uzuvları Islatmanın Farkı

Yorum bırakın

kalp su

Her şeyin bir anahtarı olduğu gibi Hz. Allah’a yaklaşmanın da anahtarı vardır. Bu anahtar “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” kelamıdır. Bu anahtarı muhafaza etmenin yolu kelime-i tevhidi çokça tekrar etmektir. Allah’ı çok zikretmekle bu daha da sağlamlaştırılır. Zikrin devamı, güzelce alınan abdeste ve huzurla kılınan namaza bağlıdır. Abdest alan kişi ne yapacağının farkında olursa ribata sımsıkı sarılmış olur. Aksi halde abdesti abdest olmaktan çıkar. Sadece uzuvlarını ıslatmış olur. Böyle olunca ibadetten elde edilmek istenen maksat da hasıl olmaz.

Bazı ibadetler abdestin sıhhatine bağlıdır. Mesela tavaf sağlam abdeste muhtaçtır. Kâbe’nin etrafında abdestsiz dolaşmak cezayı gerektirir. Adabına uygun alınmayan abdestle yapılan tavaf ya da kılınan namaz değersizdir.

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl

ihyaca not: Abdest almadan ve seccade başında namaza durmadan evvel bir miktar Besmelesiz eûzü yani Eûzübillâhimineşşeytanirracîm demek; Allah’ın izniyle huzuru temin eder, vesveseyi ve aklımıza gelen muhtelif düşünceleri giderir..

Elhamdülillah Alâ Külli Hal – Her Halimiz İçin Allah’a Hamdolsun

Yorum bırakın

Allah (cc) devletimize, milletimize zeval vermesin. AMİN..

İmam-ı Caferu’s-Sadık (ra) Hazretlerinin, Davudu’d-Tâî (ra) Hazretlerine Tavsiyeleri

Yorum bırakın

saksıda gül demeti

Davudu’d-Tâî (Rahmetullâhi aleyh) Hazretleri, İmam-ı Caferu’s-Sadık (Radıyallâhu anh)’a hitaben demiş ki:

“Ey Resûlullah’ın torunu, bana bir öğüt ver.”

İmam-ı Caferu’s-Sadık şu tavsiyelerde bulunmuş:

“Ey Davud! Kıyamet günü, ceddim Hazreti Muhammed Aleyhisselâm elimden tutup “Niçin bana tâbi olmadın, Hüseyin’e güvenip Hazreti Allah’a gereği gibi kulluk vazifeni yerine tastamam getirmedin?” demesinden korkarım.

Ey Davud, akıllı o kişidir ki, şer ile hayrı bilir, şerden uzaklaşıp hayrı yerine getirir.

Ey Davud, tevbesiz ibadet sahih değildir. Nitekim Allahu Teâlâ: “Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rüku ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten sakınanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlar.” (Tevbe Sûresi, ayet 112) diye emir buyurarak tevbeyi ibadete takdim kılmıştır.

Ey Davud, mümin nefsiyle, arif de Rabbiyledir. Kim nefsiyle mücadele ederse rahmete erer.

Ey Davud, Allah’ın kulu hakkındaki hükmü karanlık bir gecede siyah bir taş üzerinde yürüyen küçücük bir karıncadan daha gizlidir.

Ey Davud, beş çeşit insandan sakın:

1- Yalancıdan sakın. Onunla olduğun sürece aldanış içinde bulunursun.

2- Ahmaktan sakın. Onunla sohbet ettiğin zaman sana faydadan çok zararı dokunur.

3- Cimriden sakın. Senin en kıymetli vaktini alıp götürür.

4- Kötü kalpli kimseden sakın. Onun kalbini keşfedip kötü olduğunu anladığında sana zarar verir, ihtiyacın olduğunda da sana sahip çıkmaz.

5- Fasıktan sakın. Onunla oturup kalktığında bir lokmaya tamah edip seni o lokmaya satar.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1

Rabıta Kime Yapılır?

Yorum bırakın

flu bir gül

Rabıta, Cenâb-ı Hakk’ın zat tecellisine nâil olmuş mürşid-i kâmile yapılır. Allahu Teâlâ böyle insanları işaretle buyuruyor ki::

“Haberiniz olsun ki, Allah’ın velileri için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Onlar iman edip takvaya ermiş olanlardır. Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjdeler vardır. Allah’ın sözlerinde asla değişme yoktur. Bu, en büyük saadetin ta kendisidir.” (Yunus Sûresi, ayet 62, 64)

Bu ayet-i kerimeler nazil olduğu zaman Hz. Peygamber (sav)’e sordular:

“Ey Allah’ın Resûlü, bu sözü edilen veliler kimlerdir?” Resûl-i Ekrem (sav) cevaben buyurdular ki:

“Onlar öyle kişilerdir ki, görüldüklerinde Allah’ı hatırlatırlar ve onları gören Allah’ı hatırlar.” (Hadis Kaynak: Taberî, Camiu’s-Sağir Şerhi, Feyzü’l-Kadir, c.2, s.528)

“Onlar Allah’ı zikretmek için toplanan kimselerdir.” (Müsned, c.3, s.142) hadis-i şerifinden anlıyoruz ki, onlar; sözleri, hal ve hareketleri güzel olan, kendilerini sevenler için de güzelörnek teşkil eden kişilerdir. Onlara yapılan rabıtayla, “Görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatırlar.” hadis-i şerifi gereğince Cenâb-ı Hakk’ı hatırlamaya vesile olurlar.

Mürşid-i kâmil, Allah’ı kullarına sevdirir. Bu ise şöyle olur: Müridlerini günah kirlerinden temizlenmeye çağırır.  Nefis, masiyet kirinden tezkiye edilince kalbin aynası parlar, ilahi azametin nurları yansır. Böyle olunca artık kul, Allah’ı sever. Allah da kulunu sever. Allahu Teâlâ bir kulunu sevdi mi, “Onun işiteceği kulağı, göreceği gözü, (şiddetle) tutacağı eli ve yürüyeceği ayağı olur. O her ne isterse, onu muhakkak verir. Allah’a sığınsa, muhakkak onu himaye eder.” (Buhârî, c.7, s.190, Rikak 38; Müsned, c.6, s.256). Nitekim ayet-i kerimede: “Nefsini tezkiye eden felah bulmuştur.” (Şems Sûresi, ayet 9) buyrulmuştur.

İnsanlar arasında mürşid-i kâmillerin mevcudiyeti halk için büyük bir nimet ve güven kaynağıdır. Onlar insanlara önde de, sonda da hamdın Allahu Teâlâ’ya mahsus olduğunu tekrar eder dururlar.

Nebi Aleyhisselâm: “Yeyüzü onlarla ayakta kalır, onlar sayesinde yağmur görürsünüz, onlar sayesinde yardıma nâil olursunuz.” ve “Peygamberleri anmak ibadet, salihleri anmak günahlara kefaret, ölümü anmak sadakadır.” buyuruyor. Anılanın suretini kalbe getirmeden bir şeyi anmak mümkün değildir. Salihler anıldığında rahmet iner. Rabıta yoluyla salih velileri hatırlamak da bu kısma bağlıdır. Ayrıca şu hadis-i şerif de evliyaullaha rabıtanın faydasına işaret etmektedir:

“Beş şey ibadettir: Az yemek, mescitlerde oturmak, Kâbe’ye bakmak, Mushaf’a bakmak, âlimin yüzüne bakmak.”

Evliyaullah, ilm-i ledünün şehri Fahr-i Kâinat (sav) efendimizin varisleri olmaları hasebiyle bâtın ilminin âlimleridir.

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl

Rızık Ve Geçim Endişesini Kalbinden Çıkar

Yorum bırakın

bahçede gül

Ey Oğul! Davran. Aziz ve Celîl olan Allah’ın senden razı olmasına ulaş. Zira hiç şüphe yok ki, eğer O senden razı olursa bil ki seni sevmiştir. 

Rızık ve geçim endişesini kalbinden çıkar. Zira sen gönül huzuru içinde çalıştığın müddetçe zorluksuz ve sıkıntısız olarak senin rızkın Allah’tan gelecektir. 

Kalbindeki, düşünceleri, tasaları, endişeleri at. Tek bir tasan olsun, o da Allah’a layık bir kul olup olamama endişesi olsun. İşte bu mertebeye ulaştığın an, bütün diğer tasalarına Allah kâfidir. Onları O karşılar ve senden yok eder. Senin tasan, senin ulvî gayen, senin için en mühim olandır.

Eğer bütün tasan dünya ve dünyalık ise, bütün himmet ve gayretini dünyaya hasrediyorsan, sen dünya ile berabersin. Dünya ile haşır neşir olursun.

Eğer bütün tasan ahiret ise, bütün himmet ve gayretini ahiretini kazanmaya hasredersen, sen ahiretle berabersin.

Eğer bütün tasan insanlar ise, bütün himmet ve gayretini onlara harcıyorsan, sen onlarla berabersin..

Eğer bütün tasan Allah ise, bütün himmet ve gayretini O’na lâyık bir kul olmaya hasrediyorsan, sen dünya ve ahiret O’nunla berabersin.

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Older Entries

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 12.790 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: