Rızık Ve Geçim Endişesini Kalbinden Çıkar

Yorum bırakın

bahçede gül

Ey Oğul! Davran. Aziz ve Celîl olan Allah’ın senden razı olmasına ulaş. Zira hiç şüphe yok ki, eğer O senden razı olursa bil ki seni sevmiştir. 

Rızık ve geçim endişesini kalbinden çıkar. Zira sen gönül huzuru içinde çalıştığın müddetçe zorluksuz ve sıkıntısız olarak senin rızkın Allah’tan gelecektir. 

Kalbindeki, düşünceleri, tasaları, endişeleri at. Tek bir tasan olsun, o da Allah’a layık bir kul olup olamama endişesi olsun. İşte bu mertebeye ulaştığın an, bütün diğer tasalarına Allah kâfidir. Onları O karşılar ve senden yok eder. Senin tasan, senin ulvî gayen, senin için en mühim olandır.

Eğer bütün tasan dünya ve dünyalık ise, bütün himmet ve gayretini dünyaya hasrediyorsan, sen dünya ile berabersin. Dünya ile haşır neşir olursun.

Eğer bütün tasan ahiret ise, bütün himmet ve gayretini ahiretini kazanmaya hasredersen, sen ahiretle berabersin.

Eğer bütün tasan insanlar ise, bütün himmet ve gayretini onlara harcıyorsan, sen onlarla berabersin..

Eğer bütün tasan Allah ise, bütün himmet ve gayretini O’na lâyık bir kul olmaya hasrediyorsan, sen dünya ve ahiret O’nunla berabersin.

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Besmele Okuyan Kişiye Müjdeler

Yorum bırakın

Rahman ve Rahim Allah (cc)

Besmeleye devam eden kişi Yüce Allah’ın emanında olur. Denizlerin sakin olması, rüzgarların durması, insanların felaketten kurtulması Besmele-i şerife devamla mümkün olur. Besmeleye devam eden kişinin Mizan’da çok ağır gelen sevabı olur. Peygamber (sav) Efendimiz, Besmele’ye devam edenin Allah’ın on dokuz zebani meleğinden emin olacağını, Münker ve Nekir meleklerinin suallerinin kolaylaşacağını, kabirden kalktığı zaman yüzünün ziyade beyazlaşacağını ve nurlanacağını, Sırat üzerinde kolaylıkla tanınacağını, Meydan-ı Arasat’ta mağfiret olunacağını müjdelemiştir. Peygamber (sav) Efendimiz Yüce Allah’a:

– Ya Rabbi, bu şeref sadece bana mı mahsus, diye sorduğunda:

– Hayır, hem sana hem de ümmetine şamildir, cevabını almıştır.

Hz. Osman (ra) Efendimiz diyor ki: “Ben Paygamber (sav)’in şöyle dediğini işittim:

“Besmele Yüce Allah’a o kadar yakınlık teşkil eder ki,sanki gözün siyahı ile beyazı gibi.” 

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Sargı Üzerine Mesh

Yorum bırakın

renkli yara bandı

Kırık veya yaralı olan bir uzvu yıkamak zararlı olduğu takdirde, üzerine bağlı bulunan alçı veya sargıya abdest ve gusül halinde bir defa mesh edilir.

Sargı üzerine meshin belli bir süresi yoktur. Yara ve kırık iyileşinceye kadar devam eder. Üzerine ilaç sürülmüş, sakız yapıştırılmış, pamuk sarılmış olan yaralardan bunların çıkarılması gerekmez. Üzerine mesh edilir. Su değmesi zararlı olmayan yerlere su akıtılır. Özür tamamen bitince mesh bozulur, artık sargıya mesh yapılmaz.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Gece Abdestli Olarak Uyuyanlara Allah’ın Büyük İkramı

Yorum bırakın

iki parlak gül

Muaz b. Cebel (ra)’den rivayet edilmiştir; dedi ki: Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“Abdestli olarak geceleyin yatan, sonra geceleyin uykudan uyanan (veya uykuda iken bir taraftan diğer tarafa dönerek uyanan) ve uyandığında dünya işlerinden veya ahiret işlerinden (hayırlı) bir şeyi Allah’tan isteyen herhangi bir Müslüman’a Allahu Teâlâ istediğini muhakkak verir.”

Hadis Kaynak: Ebû Dâvud, c.5, Edeb, s.296, h.5042; İbn-i Mâce, c.2, s.1277, h.3881

Kaynak Kitap: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ

ihyaca not: Bazı kardeşlerimiz abdesti muhafaza edemem düşüncesiyle yatmadan evvel abdest alma sünnetini terk ediyorlar. Önemli olan uyumadan evvel abdest alınması ve böylece Allah’ın izniyle bu sünnetin yerine getirilmesidir. Abdestinizi muhafaza edememiş oluşunuz sizi bu sevaptan mahrum bırakmaz.

İlim Öğreten Cennete Girmeye Vesiledir

Yorum bırakın

güllü kitaplık

İmam Kuşeyri (ra) der ki:

“Hz. Musa (as), Hz. Hızır’la arkadaş olmayı arzu edince edebin şartına riayet etti ve onun için evvela arkadaş olmak için izin istedi. Sonra Hz. Hızır (as), hiçbir hususta kendisine karşı gelmemesini ve herhangi bir hükümde itiraz etmemesini Hz. Musa’ya şart koştu. Hz. Musa (as), Hızır (as)’a muhalefet edince, birincisinde ve ikincisinde Hızır (as) onu müsamaha ile karşıladı; fakat üçüncüsünde ondan ayrılmak istedi ve:

“İşte bu benimle senin ayrılacağımız noktadır. (Kehf Sûresi, ayet 78)” dedi.”

Ata üçtür; biri doğuran, biri evlendiren, biri de ilim talim eyleyendir. Bu üç atadan en hayırlısı ilim öğretendir; zira evvelki vücuda gelmeye sebeptir. İkincisi dünya evine girmeye sebeptir. Üçüncüsü ise cennete girmeye vesiledir. Bunun için ilim öğreten atanın hakkı diğerlerinden daha fazladır.

Hz. Ali (kv) efendimiz şöyle buyurur:

“Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. Dilerse satar, dilerse azad eder.”

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Namazda Tadil-i Erkan Vaciptir Ve Yedi Yerdedir

Yorum bırakın

ayasofya cami gece

Namazda tadil-i erkan vaciptir; dolayısıyla buna çokça dikkat etmek gerekir.

Tadil-i erkan; namazın kıyam, rükû, sücud gibi her rüknünü bir sükunet ile yerine getirmektir. Bu rükünleri yaparken her uzuv mutmain olmalıdır.

Namazda tadil-i erkan yedi yerdedir:

1- Rükûa varınca sallantı kesilinceye kadar durmak.

2- Rükûdan doğrulunca sallantı kesilinceye kadar ayakta durmak.

3- Secdeye varınca tamamen vücut sallantısı kesilinceye kadar durmak.

4- İki secde arasında (celsede) sallantı bitene kadar durmak.

5- İkinci secdeye varıldığı zaman gene vücut sallanmayacak kadar durmak.

6- Ayakları yerden kesmemek. Şayet ayaklar yerden devamlı kesilecek olursa namaz bozulur; iade etmek gerekir.

7- Secde yaparken alın ile beraber burnun yere gelmesi, dizlerin ellerden önce yere inmesi, ellerin dizlerden önce yerden kesilmesi; gerek rükûa giderken, gerekse secdeye varırken ellerin dizler üzerinde gitmesi, boşlukta bırakılmaması.

Kaynak: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ

Muhyiddin Arabi (ks) Hazretlerinin Keramet Hakkında Söyledikleri

Yorum bırakın

damladan gerdanlık

Şeyh-i Ekber Muhyiddin Arabî (ks) diyor ki:

“Kerametin en üstünü, taat ve ibadete devamda muvaffak olmak, günahlardan ve şeriat ölçülerine karşı muhalefetten korunmaktır. Dinin ölçü ve inceliklerini muhafaza etmekle beraber, her türlü ahlaki düşüklük ve kötülükten kaçınarak üstün ahlakı kuşanmak; vaktinde eda edilmesi gerekenleri vaktinde eda etmek, ibadet ve taate koşmak; halk hakkındaki kötü düşünceleri içinden çıkarıp atmak, kalbi bütün yerilmiş sıfatlardan boşaltıp temizlemek, kendi nefsinde kul haklarına riayet etmek, kalbinde ilahi lütufları kollamak, her an edep ve huzur ölçülerine uymak ve incelikleri gözetmek de manevi kerametlerdendir.”

Bu tür keramette payı olan, ancak mukarreb melekler ile ehlullahtır.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Older Entries

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 12.797 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: