Allah'ın (c.c) sevdikleri
Allâhümme ente rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va’dike mesteta’tü e’ûzü bike min şerri mâ sana’tü ebûu leke bi-ni’metike aleyye ve ebûu bi-zenbî fağfir lî zünûbî fe-innehû lâ yeğfiruz-zünûbe illâ ente.
Anlamı: Allahım! Sen benim Rabbimsin, ibadete şâyan hiçbir ilah yoktur, ancak Sen varsın; beni Sen yarattın, şüphesiz ben senin kulunum. Gücüm yettiği kadar, ezelde sana verdiğim ahd-ü mîsak ve vaadin üzerinde duruyorum. Ya Rab işlediğim günahların şerrinden sana sığınıyorum. Bana lütuf ve ihsan buyurduğun nimetleri ikrar ve itiraf ederim, günahımı da itiraf eylerim. Sen beni affet. Allahım! Zira senden başka günahları kimse affedemez.
Rasulullah (s.a.v) Efendimiz, bu istiğfarın en büyük istiğfar olduğunu buyurarak  sözlerine şöyle devam etmişlerdir:
Her kim inanarak bunları gündüzün söyler de, o gün akşamlamadan ölürse, o kimse Cennetliktir. Ve kim inanarak bunları geceleyin söyler de sabahlamadan ölürse, o da Cennetliktir.”
Âyet-i Kerime: ”Andolsun ki, Allah,yine Peygambere ve en zor gününde ona uyan Muhacirler’le Ensar’a, içlerinden bir kısmının kalpleri az kalsın kayacak gibi olmuşken, tevbe nasip etti de lütfedip tevbelerini kabul buyurdu.Çünkü O,gerçekten çok şevkatli, çok bağışlayıcıdır.
(Tevbe sûresi-ayet 117/118)

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd