iğdenin dalları

Bugün farklı bir blog yazarının yazısını sizlerle paylaşmak istedik.İğdeyi ve faydalarını o kadar canlı anlatmış ki,okuyanlarda gidip iğde alma isteği uyandırıyor.Kıymetli kardeşimize bu yazısı için teşekkür ediyoruz.Buyurun Çorum’a doğru bir uzanalım ve iğdeyle tanışalım..(ihyaca)

İğdenin dalları yerdedir yerde,Gız siyah kekilin yüzüne perde,..diye bir Çorum türküsüyle başlayalım dedim bugün…

Hep ağır konulardan bahsedecek değiliz ya. Bugün de hafif bir şeyden, iğdeden bahsedelim. Geçenlerde bir dükkanın önünden geçerken poşetlenerek satılmakta olan iğdeler gördüm. Denk gelmesem aklıma bile gelmezdi. Epeydir yemediğimden tadını bile unutmakta olduğumu fark edince yarım kilo aldım, çocuklara bile kalmadı, neredeyse hepsini ben yedim. Evvelsi gün gidip bir kilo daha aldım. Tadı damağımda, yüreğim kendi çocukluğumda kaldı. İğdeyi bilenler bilir, resmini de koydum ama  ama bilmeyenler için açıklayalım. Hurmaya benzeyen ama hemen hemen zeytin büyüklüğünde olan zar kabuklu, özü un kıvamına yakın, hafif yapışkan, ayarında tatlı, çekirdekli (çivitli) bir meyvedir. Kabuklu ya da kabuksuz olarak yenebilen iğdeyi ağzınızda ıslatır ve dişinizle hafifçe sıyırırken emer gibi yer, lezzetini bitirene kadar ağzınızda evirir çevirir çivitini çıkarırsınız. Yerken ay çekirdeği gibi bir alışkanlık yapar, bitirene kadar uğraşırsınız.

Anavatanının Orta ve Kuzey Asya olduğu söylense de iğde ağacı azotu köklerinde biriktirme kabiliyeti olduğundan en verimsiz topraklarda bile yetişir. Yaz kış hem yeşil hem de yapraklarını döken bir ağaçtır. Çok yüksek sıcaklıklarda ve çölleşme eğilimi gösteren yerlerde bile yeşil kalabilen (kuraklığa dayanıklı) iğde erozyonla mücadelede etkin olarak kullanılması gerektiği halde nedense çam ve benzeri iğne yapraklı ağaçların çok çok gerisinde kalmış, bilmiyorum belki de unutulmuştur. Çit kenarı bitkisi (çalı) olarak ya da ağaç olarak yetiştirilebilir ve (havada sanayi artığı olsa bile) en kirli havaya dahi dayanıklılığı ile bilinir. Türkiye’nin her yerinde yetiştirilebilen iğde ağacının özellikle Mayıs sonu ve Haziran başında açan çiçeklerinin kokusu insanın dikkatini kesinlikle cezbedecek ve mutluluk aşılayacak kadar güçlüdür. Çiçekleri gerçekten çok güzel kokan bir bitkidir. Ağustos sonu ya da Eylül başı gibi olgunlaşarak kahverengileşen meyvelerine “tatlı pamuk” diyenler de vardır. Ağacından toplanırken aynı muhteşem koku yine bayram ettirir genzinize.

Hele ki faydaları saymakla bitmeyecek bir meyvedir iğde. Meyvesinin en çok bildiğimiz yararları; hem kabızlığı hem de ishali gidererek bağırsakların çalışmasını düzenlemesi, idrara çıkmaya istikrar getirmesi (tutamama ya da çıkamama dahil böbrek rahatsızlıkları), antiseptik (mikrop öldürücü) özelliği, kuvvet vericiliği, gripe karşı etkili oluşu ve ağız pasını ortadan kaldırmasıdır. Ayrıca iltihaba karşı koruyucu ve ağrı kesicidir. Bunun yanında iğdenin çiçeğinin balla kaynatılıp içilmesi egzamaya ve öksürüğe fayda sağlar. En önemlilerinden biri de iğde ağacının çiçeklerinin yaydığı kokunun zihne rahatlama hissi,  kuvvet ve açıklık vermesidir. Çiçeği bu yüzden bilhassa koklanır.

İğdenin dallarını, memleketimin hallarını hatırlamak için…