sabır

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“O halde güzel bir sabır ile sabret.”(Mearic Suresi-ayet 5)

“Ey iman edenler!Sabır ve namazla yardım isteyin.Şüphe yok ki Allah,sabredenlerle beraberdir.”(Bakara Suresi-ayet 153)

“Ey Rabbimiz!Üzerimize sabır dök,ayaklarımızı sabit tut ve kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!”(Bakara Suresi-ayet 250)

“Ey Rabbimiz!Üzerimize sabır yağdır ve canımızı Müslüman olarak al.”(A’raf Suresi-ayet 126)

”Allah’ın yardımını isteyin ve sabır gösterin.”(A’raf Suresi-ayet 128)

Rasûlullah(s.a.v),ölen çocuğu için ağlamakta olan bir kadına rastlamıştı:”Allah’tan kork ve sabret!”buyurdu.Kadın(üzüntüsünden kendisine hitap edenin kim olduğuna bile bakmadan):”Benim başıma gelenden sana ne?”dedi.

Rasûlullah(s.a.v) uzaklaşınca,kadına:”Bu Rasûlullah idi.”dendi.Bunun üzerine,kadın çocuğunun ölümü kadar da söylediği sözden dolayı utanıp üzüldü.(Özür dilemek için)Rasûl-i Ekrem(s.a.v)’in kapısına koştu.(O’nu)kapıda bekleyen kapıcılar görmedi.O,doğrudan Rasûlullah’ın huzuruna çıktı ve:”Ey Allah’ın Rasûlü,(o yakışıksız sözü)sizi tanımadan sarfettim(bağışlayın)!”dedi.Aleyhissalâtü vesselam:”Makbul sabır,musibetle karşılaştığın ilk andaki sabırdır.”buyurdu.(Buhari,Müslim,Ebu Davud,Tirmizi)

Allahu Teâla Hazretler buyurdu ki:”Ben kulumu iki sevdiğiyle imtihan edersem,o da sabır gösterir(ve sevap umarsa)onlara bedel cenneti veririm.”(Buhari,Tirmizi)

Buradaki “iki sevdiği”ile gözlerini kastetmektedir.Doğruyu Allah bilir.

Rasûlullah(s.a.v)buyurdular ki:

“Mümin kul,arz ahalisi içindeki has sevdiği(evladı)elinden alındığı zaman sabreder ve mükafat umarsa,Allah o kulu için cennetten aşağı bir mükafata razı olmaz.”(Buhari,Tirmizi)

Ata İbni Rabâh(r.a) anlatıyor:

“İbni Abbas(r.a)bana:”Sana cennet ehlinden bir kadın göstereyim mi?”dedi.Ben de:”Göster”dedim.İşte dedi şu siyah kadın var ya,o,Rasûlullah’a gelip”Ben saralıyım,(nöbet gelince)üstümü başımı açıyorum,Allah’a benim için dua ediver(hastalıktan kurtulayım)”dedi.Aleyhissalâtü Vesselam:”Dilersen sabret sana cennet verilsin,dilersen sana şifa vermesi için Allah’a dua edivereyim.”dedi.Kadın:”Öyleyse sabredeceğim,ancak üstümü başımı açmamam için dua ediver.”dedi.Rasûlullah(s.a.v) da ona öyle dua etti.”(Müslim,Buhari)

Rasûl-i Ekrem(s.a.v) buyuruyor ki:

“İşittiği şeyin verdiği ezaya,Aziz ve Celil olan Allah’tan daha sabırlı kimse yoktur.Çünkü O’na şirk koşulur,evlatlar nisbet edilir.O,yine de onlara afiyet ve rızık vermeye devam eder.”(Buhari,Müslim)

Abdullah b. Mesud(r.a)diyor ki:

“Ben peygamberlerden birinin acıklı bir hikayesini anlatmış olan Rasûlullah Aleyhisselamı şu anda sanki tekrar seyrediyor gibiyim.Demişti ki:”Kavmi ona şiddetle vurup yaralamıştı.O hem akan kanlarını siliyor hem de “Allah’ım,kavmimi mağfiret et,çünkü onlar bilmiyorlar.”diyordu.(Buhari,Müslim)

Rasûl-i Ekrem(s.a.v) yine buyurdular ki:

“Kim bir musibete uğrarsa,benim yokluğum sebebiyle maruz kaldığı musibetini hatırlasın.Çünkü bu,en büyük musibettir.”

“İnsanlara karışıp onların ezalarına katlanan Müslüman,onlara karışmayıp,ezalarına katlanmayandan hayırlıdır.”(Tirmizi,İbni Mace)

Sabır,imanın yarısıdır.Şeriat,tarikat,marifet ve hakikate onunla ulaşılır.Sabırla olgunlaşanları Allahu Teâla şöyle anlatıyor:

“Sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman,onların içinden,buyruğumuzla doğru yola ileten rehberler tayin etmiştik”(Secde Suresi-ayet 24).Onlar arasında nebiler ve nebilere tabi olan alimler vardır.Bunlar sabırda çok ileri giden,emirleriyle sadakat gösteren ve halkı Hakk’a itaate davet eden kimselerdi.

Mürid de mürşid-i kâmiline böylece inanıp teslim-i tâmme ile sabrı elde etmelidir.Çünkü sabır insanlara mahsustur.Meleklerle hayvanlarda sabır yoktur.Zira melekler ilim ile akıldan meydana gelmiş olup,nefis ve şehvetten uzaktır.Hayvanlar ise nefis ve şehvetten meydana gelmiş olup,ilim ve akıldan uzaktır.Sabır ise bir kuvvetin kendi zıddı olan diğer bir kuvvetle çarpışması demektir.Meleklerde bulunan ruhani kuvvetle çarpışacak nefsani kuvvet olmadığı gibi,hayvanlarda bulunan nefsani kuvvetle çarpışacak ruhani kuvvet yoktur.Bu itibarla meleklerle hayvanlarda sabır tasavvur edilemez.Onlar sabırla mükellef değillerdir.

Şeyh Şibli(k.s) Hazretleri bir gün Allah aşkının galebesiyle kendisini kaybetmiş.Delirdi zannıyla tımarhaneye konmuş.Bazı dostları ziyaretine gelmiş.Şibli(k.s) Hazretleri hemen taş toplayıp gelenlere atmaya başlamış,onlar da kaçmışlar.Aralarından biri atılan taşlara aldırmayarak kendine yaklaşmış.Şeyh Şibli(k.s) de onu kucaklayarak:

“Asıl beni hakkıyla seven ancak senmişsin.Şu kaçanların cümlesi yalancıdır.Dost dostun taşından kaçar mı?”diyerek müride teselli kaynağı olmuştur.Cenab-ı Hakk’ı seviyorum deyip de O’nun emirlerini tutmamak elbette yalancılıktan başka bir şey değildir,bu da mümine yakışmaz.

Sabrın iki yönü vardır:

1-Şehevi arzulara sabır.

2-Gayza sabır,yani öfkeye ve kızgınlığa sabretmektir.Çünkü sabır imandan bir parçadır.Kul için mühim olan,nefsinin arzu ettiği bütün hususlara veda edip Hakk’a teveccühe devamdır.

Allah’ın ihsanlarından biri de,sabrı kuluna ihsan etmesidir.Sabırlı olmak,köle azad etmekten daha faziletlidir.

Hz. İmam-ı Ali(r.a)Efendimiz sabır hakkında şöyle buyurur:”Baş vücutta ne ise,sabır da imanda odur.”

Sevabı çok olan sabır,musibetlere gösterilen sabırdır.

Denilmiştir ki,şu dört husus imandandır:

1-Allah’ın emrine teslim olmak.

2-Allah’ın kazasına rıza göstermek.

3-Kendine düşeni yaptıktan sonra işinin sonunu Allah’a havale etmek.

4-Musibetlere karşı son derece sabırlı olmak.

Kaynak:Miftâhu’r-Rüşd