ışınlama ve tayy-i mekan

S.A Kardeşlerim,

Bu yazı 4.mim yazımız.Kıymetli kardeşimiz Bir Yazarsam sağolsun miminde bizleri de unutmamış,ismimizi zikretmiş.Mim konusundaki tercihi de kendi alanı olan bilim olmuş,zor bir mim sorusu ile bizleri baş başa bırakmış sağolsun..Dost hatırına bizler de haddimizi aşmamaya gayret ederek Allah’ın izniyle bir şeyler yazmaya çalışalım..

Mimimizin konusu: “Işınlama nasıl gerçekleştirilebilir, sonuçları neler olabilir?

Konuya bir itirafla başlayalım: Öğrencilik dönemimizde matematik ve İngilizce en sevdiğimiz dersler iken kimya ve fizik dersleri ancak çalışıp iyi not alma düşüncesinde olduğumuz derslerdi.Bu konu ise ağırlıklı olarak fiziği gerektiriyor malumunuz..

İnsanlar çok uzun yıllardan bu yana bu konuya kafa yoruyorlar,bu konu hakkında kitaplar yazıyorlar,filmler yapıyorlar..Kısacası merak ediyorlar,gizemli ve heyecan verici buluyorlar bu konuyu.Merak duygusu yerinde ve doğru şekilde kullanıldığında pek çok buluşun ve ilerlemenin kaynağını oluşturuyor.Bu açıdan baktığımızda insanların bu konudaki merakları çok şaşırtıcı değil..

Burada atom,molekül,atom altı parçacıkları,kuantum,ışık hızı,aynı hızla geriye gitme,elektomanyetik dalgalar gibi okuldaki dersleri çağrıştıran(bkz. itiraf bölümü) terimlerle sizleri yormayacağım,kendim de yorulmayacağım..Basitçe anlatmaya çalışacağım..

Bilim açısından olaya yaklaşırsak halen daha bu konu ile ilgili çözülememiş,karanlıkta kalan çok nokta var.Örneğin bir şekilde ışınlanmanın gerçekleştiğini varsayalım.Işınlanırken atomlar aynı şekilde diğer tarafta tam koordinatlarıyla olabilecek mi?Hadi o da oldu diyelim,ışınladığınız kişiyi yok ederek ışınlayacaksanız diğer tarafa onu canlı göndermeyi başarabilecek misiniz?Hadi bu da oldu diyelim,bu kişiyi tekrar aynı şekilde geriye döndürebilecek misiniz.Ona da peki diyelim,acaba bu kişiyi gittiği aynı zaman dilimine geri döndürmek olası olacak mı?

Dikkat ederseniz burada zamanı zikrettik..Zaman nedir acaba,bize göre zaman dilimi ile başkalarına göre zaman dilimi pekala çok farklı olabilir.Ya da zaman aynı zamandır da,zamanı idrak edişler farklıdır..Hani düz bir yoldasınızdır,olduğunuz yeri bilirsiniz.Ama yukarıya doğru yükseldikçe o uzun yolun tamamı görüş sahanıza girer..

Sonuçlarına gelince,Allah sevgisi,korkusu ve dinin emrettiği kurallara sahip olmayanların elinde büyük güçlerin olması insanlığa ancak felaket getiriyor.Atom bombası bunun en canlı örneği değil mi?

Neyse bu kadar bilim yeterli olsun,şimdi de olaya biraz tasavvuf gözüyle bakalım..

Tasavvufta mucize,keramet,istidraç,tayy-i mekan gibi konular var ve bu konular şu anki konumuzla yakından alakalı.Yazı biraz uzun olacak ancak daha önce tasavvufokulu’nda yayınlamış olduğumuz bir yazıyı konunun daha iyi anlaşılması için sizlerle paylaşmak istiyorum:

Allahu Teâla(c.c)buyuruyor ki:

“Ve O (Allah) salih kullarını görüp gözetir,(onların işlerini üzerine alır)./A’raf sûresi,ayet 196

Velilerin kerametleri haktır.Bunlar Kur’an ve hadislerle de sabittir.

Velinin kerameti,Allah(c.c)’ın ihsanıyla zuhur eden harikulade hadiselerdir.Harikulade haller peygamberlere nispetle mucize,evliyaullaha nispetle keramettir.

İman ve iyi amelle ilgisi bulunmayan kişilerde de harikulade haller görülebilir ki,bunlara istidrac denir.

Kerametin doğruluk ölçüsü,her doğrunun terazisi olan şerait’tır.

Mucizeler peygamberlerin davalarında sadık olduğunu gösteren delillerdir.Peygamberliğin delili olan bir şey ise peygamberlerden başkasında bulunmaz.Nebi,nübüvvetini kabul ettirmekle mükelleftir. Ancak velinin veliliğini kabul ettirmek gibi bir yükümlülüğü yoktur.

Mucize ile keramet arasındaki fark şudur:Peygamberler mucizeyi açıklamakla memurdurlar,mucizenin açıklanması onların üzerine vaciptir.Kerameti saklı tutmak da velilerin üzerine vaciptir.

Veli keramet iddiasında bulunmaz,kendisinden zuhur eden haberin keramet olduğunu söyleyemez.

Bütün harikulade haller ya iradeyle zuhur eder,ya da irade dışı meydana gelir.İradesi dışında meydana gelenlerden keramet sahibi inanılmaz derecede ürperir,mahcup olur,utanır ve nefsini gizlemeye çalışır.

İhtiyari olarak meydana gelen keramet ise,dinin,nefsin ve vatanın korunmasına yönelik olduğu için açıklanması caizdir.

Hz. Meryem’in yanında sürekli taze yiyeceklerin olması(Âl-i İmrân suresi/ayet 37),Hz.Süleyman(a.s)’ın adamı olan Âsaf b.Berhiyâ’nın göz açıp kapayıncaya kadar,hatta ondan daha az bir zamanda,Belkıs’ın tahtını uzak bir mesafen getirmesi(Neml suresi/ayet 39-40),Köpeğin Ashab-ı Kehf’le konuşması,Kur’an’ı Kerim’de haber verilen kerametlerdendir.

Âsaf b. Berhiyâ peygamber değildi.Bu olaya tayy-ı mekân denir.Allah(c.c) zaman içinde zaman yaratır.

En büyük keramet istikamet üzere olmaktır..

Kaynak:Miftâhu’r-Rüşd

Vermiş olduğumuz bu bilgiyle ve tasavvuftaki şu anlamlı sözle yazımızı bitirelim: “Tatmayan Bilmez”

Bizleri de unutmayıp mimine katma dostluğunu gösteren kıymetli kardeşim Bir Yazarsam’a tekrar teşekkür ediyorum.Mimlediklerime gelince..Tek bir blog ismi vereceğim ama onlar bir yazarlar grubu.Bu mimi tek kişi olarak mı,yoksa ortaklaşa mı yazacaklarına karar verecekler.Şansınıza sınavda zor soru çıktı,Allah kolaylık versin..

Evet,Adab-ı Haşerat mimlendiniz!

by ihyaca