fırında rafa dizili ekmekler

S.A Kardeşlerim,Bugün 10.mim yazımızı yazacağız.Bizleri de miminde unutmayıp hatırlayan blog yazarı arkadaşımız estikceyazanadama çok teşekkür ediyorum.Bu seferki mimimizin konusu Afrika ve orada açlıkla savaşan Müslüman kardeşlerimiz..

Bu mimde bir farklılık olacak kardeşlerim.Mim yazısını yazmaya başlamıştım.Yarılamıştım hatta..Blogumuza zaman zaman ziyarete gelen,genelde aynı yazıya yorum bırakan kıymetli bir ziyaretçi kardeşimiz var. Tevafuk bu ya ben mim yazısını yazarken kendisi de bu mim konusu ile ilgili bir yazı kaleme almış ve yorum olarak bırakmış sağolsun..Pek beğendik ve onun yazısını yayımlamaya karar verdik..Kendisine bu değerli yazı için çok tşk. ediyoruz,gönlüne kalemine sağlık..Allah Afrika’daki Müslüman kardeşlerimizin yardımcısı olsun,bütün sıkıntılarını feraha çıkarsın inşallah..(amin)

 HAKKI VAR!…

Dün akşam bir TV programında Kızılayın dağıttığı yardım paketini bile kaldıracak gücü olmayan 30 – 35 yaşlarındaki annenin o hali çok burktu içimi. Belki10 kgbile gelmeyen bir ağırlığı dahi kaldıramayacak kadar halsiz ve güçsüz kalmıştı.

Omuzuna aldı olmadı..

Kucağına aldı kaldıramadı..

Bir daha denedi yine olmadı.

Paketi kaldırmaya gücü yoktu genç annenin..

İşte benim bittiğim an, o andı…

O annenin haline yüreğim yandı … Parçalandı…

Aklıma kurak bölgelerden yağışlı , yiyeceği bol olan otlak yerlere binlerce kilometre yol yürüyen Buffalolar, Zebralar v.s geldi. Bu yolculukları o kadar tehlikelerle doluydu ki; Aslanlardan, Kaplanlardan kurtulsalar, Çakallar vardı. Çakallardan kurtulsalar Timsahlar vardı.. Buna rağmen yolculuklarına devam ediyorlardı.

Afrika insanının kaderi de aynı gibiydi sanki. Açlıktan kurtulsalar susuzluk vardı. Susuzluktan kurtulsalar hastalık vardı. Hepsinden kurtulsalar iç savaş vardı.

Kaldıkları yerde de ölüm vardı,

Gittikleri yerde de…

Ama “Umut” denilen ışığa doğru yürümek zorundaydılar.

Bu mutsuz ve yoksul insanların, mutlu ve zengin insanların üzerlerinde hakkı var…

Elimize aldığımız her lokmayı karnımız şişinceye kadar, sabahlara kadar mide rahatsızlığından kıvranıncaya kadar yiyemeyiz;

Ağzımıza aldığımız her lokmada yavrularına 1 yudum su, bir lokma ekmek için420 kilometreyol yürüyen annelerin hakkı var…

Mağazalardan markalı-markasız, gerekli-gereksiz rengarenk elbiselere onlarca, binlerce lira harcayamayız;

Giydiğimiz her giyside bir öyün yemek için yüzlerce kilometre yol yürüyen çaresiz insanların hakkı var…

Bizler zayıflamak için, kilo vermek için doktor doktor gezerken, bu dünyada açlıktan derisi kemiklerine yapışmış insanların yaşadığını bile bile güle oynaya bir hayat yaşayamayız;

Attığımız her kahkahada Somali’li, Kenya’lı, Eritre’li, Etyopya’lı insanların feryatlarının, ah’larının hakkı var…

Sokaklarımızda sahipsiz dolaşan kedilerimizin ve köpeklerimizin dahi durumları bu insanlardan daha iyi!

Soluduğumuz her nefesde bile bu insanların hakkı var…

çocuklarımıza aldığımız markalı elbiselerde, pahalı oyuncaklarda;

Bırakın üstünde başında olmayı, midesinde bile bir şey olmayan bu çocukların hakkı var…

1 yudum su için sırtında ve kucağında yavruları ile 1.5 ay420 kmyol yürüyen annelerin olduğunu bile bile kendi mutluluğumuzdan bahsedemeyiz;

Çöpe attığımız ekmeklerde, yiyeceklerde, içtiğimiz suda, duyduğumuz mutluluklarda bu insanların hakkı var…

Okuduğumuz kitaplarda, izlediğimiz filimlerde, dinlediğimiz şarkılarda, yaladığımız buz gibi dondurmalarda bu insanların hakkı var…

Teneffüs ettiğimiz mis gibi havada, piknik yaptığımız ağaçların gölgesinde, çocuklarımızın güle oynaya vakit geçirdiği parklarda, bir kuş sütü eksik olan iftar sofralarımızda, giydiklerimizde, bindiğimiz otomobillerde, her yıl tatillerde yapyığımız harcamalarda, oyalandığımız bilgisayarlarımızda, sırtımızı yaslayıp izlediğimiz TV’lerde bu yoksul insanların hakkı var…

Dil, din, ırk ve cinsiyet farkı gözetmeden dünyanın neresinde olursa olsun mazlum ve yardıma muhtaç insanların, hayvanların ve bitkilerin bile üzerlerimizde hakkı var..

Olmayan insanların olan insanlar üzerinde hakkı var…

Onları yüz yıllardır soyan Avrupalı ve diğer batılı eşkiyalara bel bağlamadan ne yapılması gerekiyorsa şimdi onu yapma zamanıdır.

Şimdi cömert insanların yağmur olup Afrika’ya yağma zamanıdır.

Zaman, İyiliği, mertliği ve yardımseverliği GEN lerine işlemiş bu necip Türk milletinin bütün dünyaya ders verme zamanıdır.

Unutmamalı ki:

Bu kadar hak üzerimizdeyken;

Allah’tan korkmadan yarın Cenab-ı Allah’ın huzuruna çıkmaya kimin hakkı var?..

(Şeref Yücel)

Bu mim yazısını da Ramazan’ın tatlı telaşı nedeniyle ucu açık bırakıyorum,gören ve yazmak isteyen bütün blog yazarı kardeşlerim kendilerini mimlenmiş bilsinler.Ancak üçlü ittifak grubundaki kıymetli kardeşlerimin kulaklarını da çınlatıyorum.Sanırım mesaj alınmıştır..

Dünyada hiçbir kardeşimizin aç,açık kalmaması dileğiyle,

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca