birbirine sırtını dönmüş ve küsmüş  iki sandalye

Vah sana! Senin amellerin ve yaptıkların avam tabakasına gizli kalsa bile Allah yolunun yolcuları seçkinler tabakasına gizli kalmaz.Avamdan birisi senin paranın ayarını bilemeyebilir.Fakat sarraf için durum böyle değildir.O, senin paranın kaç ayar olduğunu da, kalp olup olmadığını da bilir. Cahil ve bilgisiz birisine senin manevi-ahlaki seviyenin derecesi gizli kalabilir. Fakat irfan sahibi bir alim için durum böyle değildir. O, senin hangi ahlaki mertebede bulunduğunu bilir.

Güzel ameller işle. Amellerinde ihlaslı ol. Aziz ve Celil olan Allah ile, O’nun sevgisi ile iştigal et. Seni ilgilendirmeyen şeylerle iştigali, seninle alakası bulunmayan başkalarına bırak. Onlarla meşgul olma. Sen bilhassa kendi nefsinle meşgul olmalısın.Ta ki, onun azgınlığını kahredesin, onu zelil eyleyesin, esir edesin, binek hayvanının haline getiresin ve böylece onunla susuz dünya çöllerini geçesin ,ta ahirete ulaşasın. Onunla halkın arasını yarıp geçerek, Aziz ve Celil olan Hakk’a vasıl olasın.

Bu seviyeye ulaştığın ve o noktada kuvveli hale geldiğin zaman, başkalarını da peşinden sürükler, dünya sevgisine bağlanmaktan onları da kurtarır, kendilerini Allah’ın huzuruna takdim eder ve hikmet lokmalarını yedirirsin. Sen doğru sözlü olmalı, katiyetle doğruyu söylemelisin. Sözü te’vil etmeye kalkışma. Zira te’vil eden, zulmedendir. İnsanlardan korkma. Onlardan bir şey de bekleme. Zira insanlardan korkmak veya bir şey beklemek, senin imanının zaafındandır. Halbuki sen, yukarıda anlatılan mertebeye erişmekle ulvi himmet ve gayret sahibi oldun.

Hiç şüphe yok ki, Aziz ve Celil olan Allah senin himmetin, doğruluğun ve ihlasın nisbetinde sana ihsanda bulunur. Çalış. İleri atıl. Ara. Zira hiçbir şey sana kendiliğinden gelmez. Nasıl ki rızık elde etme konusunda külfete katlanıyorsan, aynen bunun gibi salih ameller işlemek için de külfete katlanmak gerekir.

Şeytan, avam tabakasından insanlarla oynar.Tıpkı atlı bir savaşçının elindeki gürzle oynaması gibi. Onlardan birini istediği yerlerde dolaştırır.Tıpkı sizden birinin, hayvanını istediği yerlerde dolaştırması gibi. Onların kalp kafalarına vurur. Kendilerini istediği şekilde istihdam eder. Ahlak ve ruh terbiyesi yapılan sohbet meclislerinden uzaklaştırır. Onları kendi hizmetine sokar. Şeytanın bütün bu faaliyetlerinde nefs de ona yardım eder ve onun insanları hak yoldan çıkarması için sebepler hazırlar…

Ey Oğul!

Nefsine açlık sopası ile vur. Onun hevai arzulara, zevklere ve batıl şeylere meyletmesine mani olmak suretiyle vur. Kalbine, Allah korkusu ve nefs muhasebesi sopasıyla vur. İstiğfarı nefsinin, kalbinin ve özünün adet ve alışkanlığı haline getir.Zira hiç şüphe yok ki, bu üçünden her birinin kendisine mahsus bir takım günahları vardır. Her halükarda onları Allah’ın emirlerine uymaya mecbur tut…

Kaynak: Fethû’r-Rabbâni/Abdülkadir Geylani(k.s)