iki beyaz papatya

Seven, hiçbir şeye malik olmaz. Sevdiğine her şeyi teslim eder. Sevgi- muhabbet ile mülkiyet bir arada toplanmaz. Aziz ve Celil olan Allah’ı seven ve sevgisinde hakikaten sadık olan kişi; nefsini de, malını da, akibetini de O’na teslim eder. Gerek kendi hakkında ve gerekse başkaları hakkında ihtiyarı, yani tercih etme ve seçme hakkını elden bırakır, Allah’a teslim eder.

Kainattaki tasarrufu hakkında Allah’ı ithama kalkışma. O’nun tasarrufunda acele etmesini isteme. O’na cimrilik isnadında bulunma. O’nun katından gelen her şeyde hayır vardır. O’nun tasarrufu ile bütün batıl yollar kapanır. Ancak kendisine giden yol açık kalır.

Ey İzzet ve Celâl sahibi Allah’ı sevdiğini iddia eden kişi! Senin için bütün beyhude yolların tamamı kapanıp, yalnız Allah’a giden yol açık kalmadıkça O’na olan muhabbet ve sevgin kemale ermez. Senin sevgilin öyle bir sevgilidir ki, Arş’tan yerin dibine kadar bütün varlıkların sevgisini senin kalbinden çıkarır. Hem de öyle bir çıkarır ki, artık ne dünyayı seversin, ne de ahireti. Kendinden dahi ürküntü duyar, yalnız O’nunla ünsiyet edersin. Öyle ki, tıpkı Leyla’nın Mecnun’u gibi olursun.

Vaktiyle Mecnun’da Leyla’nın sevgisi yer ettiği zaman o, halkın arasından ayrılmış, tek başına yaşamaya başlamıştı. Daha sonraları vahşi hayvanların arasına girdi. Mamur beldeleri bıraktı, harabelerde kalmaya başladı. Halkın övmesini de, yermesini de bir kenara attı. Onun nazarında onların konuşması da, sükut etmesi de bir idi. Kendisinden hoşlanmaları da, hoşlanmamaları da farksızdı. Bir gün kendisine soruldu:

-Sen Kimsin?

Mecnun cevaben dedi:

-Leyla.

Yine soruldu:

-Nereden geldin?

Yine dedi:

-Leyla.

Bir daha soruldu:

-Nereye gidiyorsun?

Mecnun cevaben yine dedi:

-Leyla.

Mecnun’un gözleri Leyla’ya olan sevgisinin şiddetinden dolayı ondan başkasını görmeye kör, kulakları da Leyla kelimesinden gayrı kelimeleri işitmeye sağır olmuştu. Onun için etrafındaki insanların bu halinden dolayı kendisini ayıplamaları, onu hep Leyla kelimesini sayıklamaktan vazgeçiremedi. Nitekim birisi ne güzel söylemiş:

“Nefisler bir kere hevâiyata meyletmemiş olsun. Artık insanlar, boyuna soğuk demire çekiç vururlar.”

Şu kalp Aziz ve Celîl olan Allah’ı tanıdığı, sevdiği ve O’na yakınlaştığı zaman, insanlardan ve diğer varlıklardan ürker. Yemeye, içmeye, giyinmeye ve evlenmeye karşı ünsiyet peyda edemez olur. Mamur beldelerden, evlerden kaçar. Harabelere yönelir. Onu şeriatın emrinden başka hiçbir şey bağlayamaz. Şeriat onu emirde, nehiyde ve fiil-i ilahide bağlar. Kaderin geleceği vakitlere kadar bağlar…

Allah’ım! Bizi rahmetinin elinden bırakma. Eğer bırakırsan, biz dünya denizinde boğuluruz. Varlık denizinde boğuluruz. Ey keremini saçan! Bize idrak ver. Anlayış ver. Bize hakikatları idrak ettir..(Amin)

Kaynak: Fethu’r- Rabbânî / Abdülkadir Geylani (k.s)