Kim Korkar YGS’den! Biz Yalnızca Allah’tan Korkarız..

Yorum bırakın

ders çalışılan masa

S.A Kardeşlerim,

Vakt-i YGS’deyiz. Günler su gibi geldi geçti, beklenen gün yarın. Telaş yok, panik yok kıymetli kardeşlerim. Elinizden geleni yaptınız, heyecan yapmadan sınavda da elinizden geleni yapacaksınız inşallah. Sonuç her ne olursa olsun üzülmek yok. Enerjinizi üzülmeye değil çalışmaya yöneltmek çok daha akıllıca değil mi? Yarın sabah namazınızı bir güzel kılın, Yüce Rabbimizden başarı dileyin. Evden çıkarken, sınava katılacağınız okula girerken ve yazmaya başlamadan BESMELE çekmeyi unutmayın inşallah. Rabıtalı olmak sizlere çok şey kazandıracaktır, ehemmiyet verin. Anne ve babanızın gönlünü yapın ve içten hayır dualarını almaya gayret edin. Rabbim sizin için edilen tüm hayır duaları kabul etsin. Sınavda heyecanınızı dindirsin, gönlünüze inşirah, zihninize açıklık versin. Ve doğru şıkları işaretlemeyi sizlere nasip etsin! 🙂 AMİN..

Biraz tebessüm edelim sınavdan önce..Burayı tıklayınız..

YGS Sınavından en güzel ve en hayırlı sonuçları almanız dileğiyle,

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca

Reklamlar

Gençlerde Eş Seçimi Nasıl Olmalı?

2 Yorum

baba, anne ve bebek eli iç içe

S.A Kardeşlerim,

Bugün gençlerin günü. Genç kardeşlerimizle beraber birazcık sohbet edeceğiz. Sizler de sessizce bizleri dinleyebilirsiniz eğer isterseniz..

Konumuz evlilik genç kardeşlerim. Ne kadar çok boşanmayla biten evlilik var etrafta değil mi? Oysa ki sizler doğru seçimler yapmak ve mutlu olmak istiyorsunuz, biliyorum. .

Nefis ve şeytan bu yollarda öyle büyük tuzaklar hazırlamışlar ki..Zamanımızda aşk adeta şeytanın elinde oyuncak olmuş, aşk adı altında gençleri istediği yöne çevirir olmuş. Oysa hepimiz biliyoruz ki faniye duyulan aşk geçici bir duygudur. Maalesef ki erkeklerin güzelliğe, kadınların zenginliğe olan zaafları gözleri adeta kör etmekte. Erkek güzelliğine, kadın yakışıklılığına vurulduğu erkeğin, ileride çocuklarının annesi ve babası olup olamayacağını sorgulamalı oysa ki..Yalnızca kendine eş seçme lüksü olmamalı, doğmamış çocuklarının adına da en doğru kararı vermek zorunda olmanın sorumluluğunu hissetmeli kalbinde..Peygamberimizin (sav) tavsiyesi dindar eş iken, bizler neden bu kıymetli tavsiyeyi tutmaz olduk? Üç-beş gün sonra dinecek duyguların peşinde koşmaya kendimizi adamaktansa bu emeği, bu güzel duyguları doğru kişiye yöneltmek daha akıllıca olmaz mı..Güzelliğe, yakışıklılığa çok kısa sürede doyulur, kanıksanır..İmanla ve güzel ahlakla süslenmiş bir kalbe ise ömür boyu doyulmaz..

Ne güzel söylemiş eskiler: Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter, zenginliğine güvenme bir kıvılcım yeter. Bu konularda bazen ailelerin de yanlış yönlendirmeleri olabiliyor. Kızı olan ana-babalar kendilerince kızları rahat etsin diye zenginliği ölçü alıp, asıl ölçüleri gözden kaçırabiliyorlar. Oysa ki ne de büyük bir vebal altına giriyorlar, bir bilseler..Sizler bilinçlisiniz..Böyle bir yanlış gördüğünüzde kırmadan ailelerinize bunu izah ediniz. Çok yakından bildiğim böyle bir örnek var maalesef. Çok zengin birisiyle evlenen bir kardeşimizin kısa süre sonra eşi iflas etti. Zenginlik çok kısa ömürlü oldu, oysa ki evlilik ömür boyu..

Ölçünüz  ve niyetiniz Allah için olursa Allah sizleri yardımsız bırakmayacaktır inşallah. Dua ediniz..Dua sizden icabet Allah’tandır.

Flört haramdır. Haram yol izleyerek helale varmaya çalışmak akıllıca bir yol olabilir mi,  ne dersiniz? Helalden ayrılmayalım, harama bulaşmayalım. Bırakın sizi çağ dışı bulsunlar, size geri kafalı desinler. Bu zamanda geri kafalı olmak büyük ayrıcalık ve nimettir. Allah’ın emirleri doğrultusunda yaşamaya çalışmak geri kafalılıksa buna nasıl şükretsek azdır..Elhamdülillah..

Rabbim sizlere imanlı, güzel ahlaklı, beraberce ibadet ve hizmet yapabileceğiniz, cennete giden yolda yardımlaşarak  beraberce yürüyebileceğiniz en hayırlı eşleri nasip etsin kıymetli kardeşlerim.

Allah’ın doğru yoldan hiç ayırmadığı, nefsine ve şeytana uymaktan muhafaza ettiği kullardan olabilmemiz dileğiyle,

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca

Kula Gereken Dua / Abdülkadir Geylani (k.s)

2 Yorum

secde eden küçük erkek çocuğu

Allah’ım, bizi sana olan vazifelerimizi eda bakımından dirilt, diri tut. Senden başkasına bağlanmamak bakımından bizi öldür, ölü tut..

Abdülkadir Geylani (k.s) / Kaynak: Fethu’r-Rabbânî

 

Rabıta İle Korunma Ve Feyiz Hırsızları

4 Yorum

kiraz ağacının altındaki sandalye

Sâlik (seyr-i süluk yapan mürid), rabıtalı olduğu müddetçe Allah’ın izni ile kimseden zarar görmez. Rabıtayı ihmal ettiği zaman manen zarar görebilir. Hatta salik manen soyguna uğrar, halden hale düşer, aşk ve feyzini kaybeder. Zahirde nasıl yankesiciler ve hırsızlar varsa, batında da feyiz hırsızları vardır. Bunların tasallutuna maruz kalır. Mürşidi ve yolu hakkında itikadını sarsıcı, yolunu kesici, ahlakını bozucu fesada düşürülür. Halbuki gerçek tarikat ehli, hangi ehlisünnet tarikine veya mezhebine mensup olursa olsun kıskançlık yapmaz, haset etmez, başkasına zarar vermez, herkesin hayrını düşünür ve başarılı olmasını ister. Ancak nakıs (eksik) olanlar, nefislerinin etkisinde kalanlar, gerçek bir mürşide bağlanmayanlar; haset, kıskançlık, dedikodu, gıybet, yalan, bühtan (iftira) yaparak zarar vermeye çalışırlar. Bu hallerini düzeltmezlerse hem dünyalarını hem de ahiretlerini mahvetmiş olurlar..

Kaynak: Miftâhu’l-Usûl / Rabıta Risalesi

Mürşidini (Şeyhini) Hiç Görmemiş Bir Mürid Rabıta Yapabilir Mi?

2 Yorum

vazonun içindeki pembe laleler

Mürid mürşidinin suretini tahayyül ederken onu iki kaşı arasında hissetmeye çalışır. Huzurunda, tevazu ve sükunetle oturur. Nazar ve kemâl-i huşuunun getirdiği havatırın önüne geçmek için gözlerini kapatır. Bu, Hazreti Peygamber Aleyhisselam’ın Hz. Ali’ye (k.v) zikir metodunu öğretirken “Ali gözlerini kapat” buyurması ile adet olan bir uygulamadır. Sonra gönlünü ona teslim edip feyzine muntazır bekler. Burada niyet, ihlas ve samimiyet çok önemlidir. Sonuçları itibariyle mürşide bağlılık Hakk’ın rızasını kazandırır.

Kimi müridler, “Biz mürşidimizi (şeyhimizi) görmedik, ya da az gördük, şemâilini hatırlayamıyoruz, ne yapalım. Rabıtayı nasıl sağlayalım?”diyebilir. Böyle düşünen kişi, sadece bedeni dikkate alıyor, ruhi yönünü de göz ardı ediyor demektir. Kişi, mürşidini cismiyle görmek istediğinde bedenin topraktan yaratıldığını, onun temel maddelerinin hava, ateş, su ve toprak olduğunu hatırlamalıdır. Bu dört unsur yok olmaya mahkumdur. Sadece yok olmaya mahkum olanı tahayyül etmeye çalışmak müride gerekli faydayı sağlamaz. Mürid, mürşidiyle ruhen beraber olduğunu düşünmeli, öyle tahayyül etmelidir. O zaman, görebildiği ve anlayabildiği kadarıyla rabıta ederse içine bir rahatlık, huzur, korku ve ümit hali gelir.

Rabıtanın “şeyhim” diyen her kişiye yapılmayacağını, ancak Allah’ın “zat tecellisi” ile mamur olmuş kadri yüce evliyaya yapılacağını izah etmiştik. Cenâb-ı Hakk’ın rızasının olmadığı durumlarda, ya da “zat tecellisi” ile tecelli görmemiş olan kişilere yapılacak rabıtanın müride hiçbir fayda vermeyeceği, hatta zarar vereceği unutulmamalıdır.

Kaynak: Miftâhu’l-Usûl / Rabıta Risalesi

Allah(c.c),Senin Kalbinde O’ndan Başkasını Görmeyi Sevmez/Abdülkadir Geylani(k.s)

Yorum bırakın

yeşil dağ ve ova resmi

Malına, mevkine, aile efradının çokluğuna ve sebeplere güvenip dayandığın zaman, İzzet ve Celâl sahibi Allah’ın gazabına maruz kalırsın. Ayrıca sahip bulunduğun o nimetler de elinden gider. Allah, senin kalbinde kendisinden başkasını görmeyi sevmez.

Abdülkadir Geylani (k.s)

Hz. Yunus (a.s)’ın Başına Gelenler Ve Kederleri Dağıtan Duası

10 Yorum

renkli bitkiler arasında deniz altında yüzen iki yunus balığı

Hz. Yunus (as), İsrailoğullarından mübarek bir peygamberdir. Annesine nispetle Yunus b. Metta diye anılır. Asuriye devletinin başkenti olan bugünkü Musul şehrinin karşısında harabesi görülen “Ninuva” halkına Peygamber olarak gönderilmiştir. Putlara tapmakta bulunan Ninuva halkı, Hz. Yunus’un otuz üç sene devam eden nasihatlerini dinlemediler. Hz. Yunus (as) da, kendisine Allah (cc) tarafından daha izin verilmeden Ninuva’yı bıraktı, Dicle kenarına gitti. Bir gemiye binip bir tarafa gitmek istedi fakat gemi yürümedi. İçinde bulunanlar: “Aramızda bir suçlu köle var” demeye ve kura atmaya başladılar. Hz. Yunus (as): “O suçlu köle benim, Rabbimden daha izin almadan kavmimi terk ettim. “dedi ve kendisini suya attı. Derhal bir büyük balık tarafından yutuldu. Bereket versin ki hemen tevbe istiğfara başladı:

Lâ ilâhe illâ ente sübhaneke innî küntü minez-zâlimîn. (Enbiya Suresi, ayet 87)

Anlamı: Ya Rabbi! Senden başka mabud yoktur. Seni noksanlıklardan tenzih ederim, ben şüphesiz zalimlerden oldum..

Hz. Yunus (as) bu şekilde Allahu Teâlâ’yı tesbihe devam etti de, bir müddet sonra balık kendisini çıkarıp sahile attı.

Hz. Yunus (as)’dan sonra Ninuva şehrini korkunç bir kara duman kaplamıştı. Şehir halkı derhal Allahu Teâlâ’ya yalvararak tevbe ettiler, yaptıklarına pişman oldular. O duman da üzerlerinden açılıp gitti ve başlarına gelecek beladan kurtuldular.

Hz. Yunus (as) tekrar Ninuva’ya gelip bir müddet daha mukaddes vazifesine çalıştı, daha sonra bu şehri terk ederek yalnızca ibadet etmeye çekildiği bir yerde Allah’ın (cc) rahmetine kavuştu.

Rasûlullah (sav) Efendimiz buyurdular ki:

“Bir kelime biliyorum ki, onu kederli olan okudu mu kederi dağılır. Bu kardeşim Yunus (as)’ın duasıdır:

Lâ ilâhe illâ ente sübhaneke innî küntü minez-zâlimîn..

Kaynaklar:

Gönül İncisi

Büyük İslam İlmihali

Allah (c.c) Kalplerde Olup Bitenlerin İçyüzünü Bilir / Abdülkadir Geylani (k.s)

Yorum bırakın

saksıdaki beyaz güller

Aziz ve Celil olan Allah, amelsiz kuru sözü kabul etmez. İhlassız ameli kabul etmez. Kitab-ı Kur’an’a ve Rasûlü’nün sünnetine uymayan hiçbir şeyi kabul etmez. Bütün bunlar, yani amelsiz söz, ihlassız amel, Kitab’a ve sünnete uymayan her şey delilsiz-senetsiz kuru birer iddiadan ibarettir. Hiç şüphe yok ki Allah, senden bu durumdaki hiçbir şeyi kabul etmez. Yalanlarınla birlikte belki insanlar senin kuru sözlerine inanabilirler, riyakarlıkla yapılmış amellerine itibar edebilirler, Kitaba ve sünnete uymayan fiil ve hareketlerini kabullenebilirler. Fakat Aziz ve Celil olan Allah, bu vasıflardaki amellerini hiçbir suretle kabul etmez. Zira O, kalplerde olup bitenlerin içyüzünü bilir. Kendinin yirmidört ayar saf altın olduğunu iddia etme. Zira mihenktaşı şaşmaz. Senin kaç ayar altın olduğunu katiyetle bilir.

İzzet ve Celal sahibi Allah senin kalbine bakar. Şekline bakmaz. Elbisenin, derinin, kemiğin ötesine bakar. Kendinle ve iç aleminle baş başa kaldığın zamanki haline bakar. İnsanlar arasında ve onlara gösteriş için yaptıklarına bakmaz. Sen hiç utanmaz mısın ki, insanların görebileceği yerleri temizliyor, süslüyor ve güzelleştiriyorsun da, Aziz ve Celil olan Allah’ın nazargahı olan yerini pis-necis olarak bırakıyorsun. Eğer kurtuluş istersen, bütün günahlarına tevbe et. Halen yapmakta bulunduğun bütün kötülüklerden dön. Tevbende ihlaslı ol. İnsanları ve diğer varlıkları Allah’a eş-ortak tanımaktan vazgeç. Allah için olmayan hiçbir şey yapma.

Fethu’r-Rabbânî /Abdülkadir Geylani (k.s)

Derdime Dermana Geldim / Hasan Dursun

Yorum bırakın

Seyr-i sülûk’un merhaleleri: Fenafiş-şeyh, Fenafir-rasûl, Fenafillah..

Allah’ın (c.c), Hayır Murat Ettiği Kuluna Öğretip Unutturmadığı Dua

Yorum bırakın

yerdeki suyun içindeki çiçek

Ebî Büreyde (r.a)’den rivayet edilmiştir:

Rasûlullah (s.a.v) bana şöyle buyurdu: Dikkat et, sana birkaç kelime öğretiyorum. Allah kime hayrı murat ederse bunları ona öğretir, bir daha katiyen unutturmaz. Şöyle de:

Ey Allah’ım, ben zayıfım, benim zayıflığımı rızanla kuvvetlendir. Yönümü hayra çevir. Teslimiyetimi rızanda sonlandır. Ey Allah’ım, ben zayıfım, beni kuvvetlendir. Ben zelilim, beni izzetlendir. Ben fakirim, beni zenginleştir.

(Mecmau’z-Zevâid, h. 17424; Müstedrek, h. 1931; Râmûzu’l-Ehâdis, h. 2011)

Kaynak: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: