Müridin Mürşidiyle Konuşma Edebi

Yorum bırakın

pembe boynu bükük lale

“Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın. Öyle yaparsanız, siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider.” (Hucurat Suresi, ayet 2) ayet-i kerimesi, Ashab-ı kiramın Hz. Peygamber (s.a.v)’e karşı nasıl davranmaları gerektiğine işaret eden bir örnektir.

Kulağı ağır işiten Sabit b. Kays (r.a)’ın konuşurken sesi yüksek çıkardı. Biriyle konuşurken herkesi kendi gibi zannettiği için farkında olmadan bağıra çağıra konuşurdu. Hz. Peygamber (s.a.v) ile konuşurken de her defasında sesiyle onu rahatsız ederdi. Cenab-ı Hak, hem onu hem de diğer ashabı bu tür davranışlardan uzaklaştırmak ve onlara edep öğretmek için yukarıdaki ayeti inzal buyurdu. Bundan sonra Sabit b. Kays (r.a), Hz. Peygamber’in huzuruna gelmemeye başladı.

Bu ayet-i kerime nazil olduğunda Sabit b. Kays (r.a)’ın yolda oturup ağlamaya başladığı rivayet edilmiştir. Yolda onun bu halini gören Asım b. Adiy:

-“Niçin ağlıyorsun ya Sabit?” diye sordu. O da:

-“Siz farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir” ayet-i kerimesinin benim için indirilmiş olmasından korkuyorum. Çünkü Rasûlullah (s.a.v)’a karşı yüksek sesle konuşanlardanım. Bu yüzden amelimin boşa gitmesinden ve cehennem ehli olmaktan korkuyorum.” dedi.

O sırada o şiddetle ağlarken karısı Cemile binti Abdullah çıkageldi. Sabit ona:

-“Ağıla girdiğimde kapısını arkadan demir sürgü ile kilitle ki, Allahu Teala benim canımı alıncaya ya da Hz. Peygamber benden razı oluncaya kadar oradan çıkmayacağım.” dedi.

Asım b. Adiy (r.a), Hz. Peygamber (s.a.v)’in huzuruna varıp Hz. Sabit’in durumunu anlattı. Rasûl-i Ekrem:

-“Git onu çağır.” dedi.

Asım (r.a), Hz. Sabit’i gördüğü yere gitti. Orada bulamadı. Evine gitti, onu ağılda yakaladı. Ona:

“Rasûlullah (s.a.v) seni çağırıyor.” dedi. Sabit (r.a):

-“Artık kapının kilidini kırın.” diyerek ahırdan çıktı.Beraberce Hz. Peygamber (s.a.v)’e gittiler. Efendimiz:

-“Ey Sabit, seni ağlatan nedir?” diye sordu. O da:

-“Ya Rasûlallah, ben yüksek sesle konuşan biriyim. Bu ayetin benim için indirilmiş olmasından endişe ediyorum. ” diyince Rasûlullah (s.a.v) :

-“Şehit olarak yaşamaya, şehit olarak ölmeye ve cennete girmeye razı değil misin?” diye sordu. Sabit (r.a) de:

-“Allah ve Rasûlünün müjdesine razı oldum. Bu bana yeter. Artık Rasûlullah (s.a.v)’ın huzurunda yüksek sesle konuşmayacağım.” dedi. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak:

“Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah’ın kalplerini takva ile imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükafat vardır. ” (Hucurat Suresi, ayet 3) emr-i ilahisini inzal buyurdular.

Sadık bir mürid, anlatılan bu kıssadan hisse almalı ve şeyhini, Allah ve Rasûlünden bir hatıra, güzel bir misal olarak bilmelidir. Şeyhi ile birlikteyken, Ashabın Hz. Peygamber (s.a.v)’e gösterdiği edebi örnek almalı ve öyle davranmalıdır.

İçine vakar yerleşen bir kalp, nerede, nasıl konuşması gerektiğini bilir. Mürid de şeyhi ile konuşurken böyle davranmalıdır. Konuşmaya önce başlamamalı, cevap verirken de hududu aşmamalıdır.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Reklamlar

Dizilerin Faydaları?!

Yorum bırakın

Hayatını dizilere göre planlayan bir toplum mu olduk acaba, ne dersiniz?

%d blogcu bunu beğendi: