bisiklet süren gençler

S.A Kardeşlerim,

Bugün yaşadığım bir olayı paylaşacağım sizlerle. Evden çıktım. Caddeye doğru yürüdüm. Caddeye bağlanan yolu geçtim, ışıklarda bekledim. Işık yandı, caddenin karşı tarafına geçtim ve yürümeye başladım. İşte o anda bazı bağrışmalar ve yüksek sesler geldi  ışıklarda arabaların beklediği yerden. Ne olduğunu anlamadım, baktım 18-20 yaşlarında bir genç kardeşimiz ayağını tutuyor, bir arabaya doğru sesleniyor. Ayakta duramadı zaten yere oturdu. O esnada ışık yandı, arabalar ilerledi. Durumu anladım, önümden dönüş yapan arabaların içinde o arabayı Rabbim farkettirdi, plakasını okudum. İçimden tekrarlaya tekrarlaya gerisin geriye döndüm, tekrar ışıkları bekledim karşıya olayın olduğu yere geldim. Yere çöken kardeşimize plakayı söyledim. Plakayı aldığımı öğrenince çok sevindi, dua etti. Hemen telini çıkardı, not etti. O esnada plakayı alan bir başkası daha geldi, baktık aynı, emin olduk. Olayı sormadım ama sanırım ayağı ezilmişti, ayağa kalkamıyordu. Bir tane de yaşlı amca geldi olduk 3 kişi. Kardeşim dedim, sen bu halde gidemezsin.  Oradakilere dedim, bu halde gidemez bir yere. Babamı arayacağım dedi tamam dedim. Babası gelene kadar bırakmayın bu kardeşi dedim, şifa diledim ve ayrıldım oradan..

Araba lüks bir arabaydı..

Oldu mu bu yaptığın? İnsan yolda bir hayvanı ezse, eğer vicdanı varsa bırakıp gidemez. İnsanız, elimizde olmadan istemeden başımıza kazalar gelebilir. Kimseye zarar verme niyetimiz olmasa da bir anlık dalgınlıkla istenmeyen olaylar yaşanabilir. Rabbim hepimizi görünür görünmez tehlikelerden, kazalardan belalardan korusun. Ama başımıza bir hal geldiyse de, eğer insansak vicdan taşıyorsak  bize gereğini yapmak yakışır, kaçıp gitmek değil. Kaçtın da ne oldu? Rabbim izin vermedi sana, saklamadı seni. Eğer Allah saklamazsa saklanamazsın hiçbir yere..

Senin evladına yapılsaydı bu iş ne hissederdin? Ayağını çiğnese biri ve orada öylece bırakıp gitse affedebilir miydin onu? Empati yapmak bu kadar mı zor? Herkesin evladını kendi evladı gibi esirgemesi insanın, bu kadar mı zor? Vicdanlarımız nereye gittiler, merhametimiz, şevkatimiz  nereye kayboldular?

İnseydin arabandan, koştursaydın o kardeşimize. Affet kardeşim bilerek olmadı deseydin, aileni arayalım ve hastaneye gidelim deseydin. Yürüyemiyorsan seni sırtımda taşıyayım deseydin..Deseydin bir şeyler be kardeşim..Her şey ne kadar da farklı olurdu o zaman..Ama sen kaçmayı, korkaklığı tercih ettin..Olmadı, hiç olmadı..

Bu noktada ailelere de büyük iş düşüyor. En büyük ve temel eğitim ailede alınır. Ana-baba evladına pişmanlıkla özür dilemeyi güzellikle ama en önemlisi de uygulayarak öğretmeli. Tevbenin en büyük şartı pişmanlıktır. Yapılan hatalardan pişmanlık duyup Allah’a tevbe eder, üzdüklerimizden de özür diler helallik isteriz. İnsanlardan özür dilerken etkili bir sonuç almak istiyorsak pişmanlıkla, nezaketle, tevazuyla özür dilemeyi öğrenmemiz ve sorumlu olduklarımıza öğretmemiz gerekiyor. Kalpte pişmanlık duyulmadan sadece adet yerini bulsun diye yapılan bir tevbe ile pişmanlık dolu bir kalple yapılan tevbe elbette bir değildir. Aynı durum özür için de geçerlidir. Kalbimiz o pişmanlığı hissettiğinde yumuşayıverir, affa hazır hale gelir. 

Kaçmak korkakların işidir. Bir Müslüman  ise Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmaz. Kul olduğunu unutmaz. Hatası olduğunda da, kaçmak yerine gereğini yapmanın peşine düşer..

Yüce Rabbimizin (c.c) Ümmet-i Muhammed-i her türlü görünür, görünmez tehlikelerden, kaza ve belalardan koruması duasıyla,

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca

Reklamlar