tomurcuklu güller

– Rasûlullah Aleyhisselâm dışarıda konuşmazdı. Ancak konuşması Müslümanlara yararlı olacak, onları birbirine ısındıracak, aralarındaki tefrikayı, soğukluğu kaldıracak ise konuşurdu.

Her kavmin yüksek hasletli kişisine ikram eder ve onu kavminin üzerine vali yapardı.

Hiç kimseden güler yüzünü ve güzel huyunu esirgemezdi.

Ashabını göremese arar, halka aralarında olan bitenleri sorardı.

İyiliği över ve pekiştirir, kötülüğü de yerer ve zayıflatırdı.

Kendisinin her işi itidal üzere idi, ihtilafsızdı.

Gaflete düşerler endişesiyle Müslümanları uyarmaktan geri durmazdı.

İbadet ve taat için kendisinde tam bir istidat vardır.

Ne hakkı tecavüz, ne de onu yerine getirmekte kusur ederdi.

 Kendisine yakın olanlar, insanların en hayırlıları idiler.

O’nun katında ashabın en üstünü, öğüdü en şümullü olanı ve mertebece en büyüğü de muhtaçlara yardımı ve iyiliği en güzel olanı olurdu.

Rasûlullah Aleyhisselam Allah’ı zikretmedikçe ne oturur, ne de kalkardı.

Mecliste yerlerden bir yeri kendisine belirlemez, böyle yapmayı men ederdi.

Nerede olursa olsun, oturan bir cemaatin yanına vardığı zaman en başa geçmez, meclisin sonuna oturur ve böyle yapmalarını Müslümanlara da emrederdi.

Kendisiyle birlikte oturan herkese nasibini verir, öyle ikram ederdi ki, herkes Rasûlullah katında kendisinden daha mükerrem (hürmet gören) bir kimse yok sanırdı.

Kendisiyle oturan veya gelip hacetini arz eden kimsenin her şeyine, dönüp gidinceye kadar katlanırdı.

Bir kimse kendisinden bir hacette, istekte bulununca onu reddetmez, verir yahut tatlı ve yumuşak bir dille geri çevirirdi.

Onun kucağı ve güzel ahlakı bütün insanları içine alacak kadar genişti.

Onlara şevkatli bir baba olmuştu.

Hak hususunda herkes O’nun katında eşitti.

Kaynak: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ