kalp duası

Âmîn; niyaz ve duanın kabulü için dilemek, istemek demektir. Her şeyin bir iliği olduğu gibi duanın da iliği âmîn demektir. Rabbim beni bağışla, isteğimi ver anlamına gelir ki, kul namazda bunu iyice düşünüvermeli ve yabancı kalmamalı. Bir cemaatle kılınan namazda âmîn esnasında bütün melekler o âmîne iştirak ederler. Kim de bunu yerine getirirse bilmelidir ki duası kabul edilmiştir. Çünkü meleklerle beraber yapılan duaya âmîn dediği için Hz. Allah (c.c) bir ayeti kerimede mealen şöyle buyurur: “Siz dua edin ben kabul ederim” va’d-i ilahisi zahir olur. Bu şerefe ermek ise ancak tarif edilen hususlara dikkatle olacağından Rabbimizin gördüğünü düşünmeli. 

Fatiha-yı şeriften sonra bir sûre veya birkaç ayet-i kerime okumak Hz. Allah ile sözleşmek demektir. Rabbimiz bize söz verirse elbette bizim her halimiz onun istediği gibi olacaktır. Lâ-mekân olan Allah’ın mülküne varmayı hak etmiş oluruz. O zaman da Allah’ı gerektiği gibi tesbih etmeye başlarız. Hal böyle olunca kişi hemen secdeye kapanıverir.

Ssecde yeri ise Allah’a en yakınlık yeridir. Burası dikkatle tesbih edilen makamdır. Rabbimiz elbette tecellisini kulundan esirgemez. Arada olan yetmiş üç perdeden biri kalkar.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd