Kuran ve çiçek

Edep ikidir: Kavlî edep, fiilî edep.

Kavlî edep, lisan bakımından edep üzere olmaktır. 

Fiilî edep ise hal ve hareketlerde âdâb-ı muaşerete riayet etmektir. Her an huzurullahtaymış gibi edebi azalara yaşatmaktır.

Fiilî edeple Hak Teâlâ’ya yakınlık kazanılırsa Allah (c.c) kalplerin sevgisini de ihsan eder.

Kul, taat ve ibadeti ile cennete, ibadet ve taattaki edebi ile Allah’a vasıl olur.

Edeplerden hangisi Allahu Teâlâ’ya daha yakındır, sorusuna İbni Şirin şu cevabı vermiş:

“Allah’ı Rab Tanımak, O’na itaat ederek hareket etmek, neşe ve nimet zamanında Allah’a hamd etmek ve sıkıntıda sabretmek.”

Nefsini edeple kahreden, Allah’a ihlas ile ibadet eder. Allahu Teâlâ’nın edebi ile edeplenen O’nun muhabbetine ehil olanlar arasına girer.

Derler ki, üç meziyet vardır ki, bunları bulunduran insan garip ve yalnız değildir: Şüpheli insanlardan uzak durmak, güzel edep ve kimseyi incitmemek.

Abdullah b. Mübarek’in “Arif için edep, müptedî için tevbe gibi lüzumludur.” dediği nakledilir.

Rasûlullah (s.a.v) efendimiz, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’le otururken Hz. Osman yanlarına gelince bacağını örttü ve “Meleklerin bile kendisinden hayâ ettiği bir kimseden nasıl hayâ etmem” buyurdu.”

(Hadis kaynak: Müslim, c.2, Fedâilü’s-Sahâbe 36 (2401); Müsned, İbn Hanbel, c1, s.71)

Edebi terk kovulmayı icap ettiren bir sebeptir. Mürid edebe göre hareket etme halinden ayrılırsa, geldiği yere gider, kazandığını kaybeder.

Mümin unutmamalı ki, edep nefsini bilmektir; zira kendini bilen, Rabbini bilir.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd