kalpleri ısındırana hamdolsun

Resûl-i Ekrem efendimiz Hz. Aliyyü’l-Mürtazâ’ya hitaben buyurdular ki:

“Ya Ali, Allah Tebareke Ve Teâlâ’yı sever misin?”

Hz. Ali: “Evet ya Resûlallah severim.”

Resûl-i Ekrem: “Beni sever misin?”

Hz. Ali: “Evet, severim.”

Resûl-i Ekrem: “Fatıma’yı sever misin?”

Hz. Ali: “Evet, severim.”

Resûl-i Ekrem: “Hasan ile Hüseyin’i sever misin?”

Hz. Ali: “Evet, severim.”

Resûl-i Ekrem: “Bu kadar sevgiyi bir kalpte nasıl toplarsın?”

Hz. Ali, bu soruya cevap veremedi. Canı sıkıldı. Hz. Fatıma validemizin yanına gitti.

Hz. Fatıma: “Ya Ali, nedir bu halin?” diye sordu.

Hz. Ali, Resûlullah’a cevap veremedim, dedi.

Hz. Fatıma: “Ya Ali, Allah’ı sevmek akıldan ve imandandır. Resûlullah’ı sevmek yine imandandır. Beni sevmek şehvettendir. Hasan ile Hüseyin’i sevmek fıtrattandır.”

Hz. Ali, bu cevabı Resûlullah’a arz edince Resûl-i Ekrem efendimiz: “Ya Ali, bu yemiş senin değildir. İlla nübüvvet ağacının yemişidir.” buyurdular.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1