mutluluk

Ey Oğul!

Ahiret endişesini dünya endişesinin önüne al. Eğer böyle yaparsan her ikisini de kazanır, her ikisinde de kârlı çıkarsın. Dünya endişesini ahiret endişesinin önünde tuttuğun zaman ise, senin için bir ceza olmak üzere her ikisinde de hüsrana uğrarsın. Sen, emrolunmadığın şeyle nasıl iştigal edersin? Dünya sevgisini kalbinden çıkardığın zaman, İzzet ve Celâl sahibi Allah dünyevi meseleler hususundaki yardımıyla sana güç kuvvet verecek, muvaffakiyet bahşedecek, dünyadan nasip alma zamanını sana bildirecektir. Bu takdirde dünyalık olarak elde ettiğin bir şeyde de bereket olacaktır.

Mümin hem dünyası için çalışır, hem de ahireti için. Dünyası için kendisinin oradaki ihtiyacı kadar çalışır. İhtiyaç miktarına kanaat eder. Tıpkı yolcunun yoldaki ihtiyaç miktarı kadar nevale alması gibi. O, dünyadan bundan daha fazlasını almaz.

Cahilin bütün düşüncesi dünyadır, dünyalıktır, dünyevi şeylerdir. Ârifin düşüncesi ise ahirettir, Allah’tır. Eline dünyalık olarak bir parça ekmek geçer ve nefsin de sırf daha başka şeylere nâil olamadığı için seninle çekişir ve hevâi-şehevi arzular peşinde koşarsa o zaman sen, ancak bir lokma ekmek bulmaya gücü yetebilen kişiyi gözünün önüne getir.

Senin için, nefsine buğz edip İzzet ve Celâl sahibi Allah hakkı için ona düşmanlık göstermedikçe kurtuluş yoktur..

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (k.s)