Aşure günü

Tazim edilmesi üzerine hayli rivayet gelen bu büyük günde oruç tutanlara bazı kimseler iyi söz etmemişlerdir. Şu kanaatlarını açıklamışlardır:

“Hazreti Ali oğlu Hazreti Hüseyin (Allah cc onlardan razı olsun) o günde şehit edildiği için oruç tutmak caiz değildir.”

Şöyle dediler:

“Yerinde olur ki;  Hazreti Hüseyin’in yitirilmesi ile bütün insanlar musibete uğramış oldular. Bunun için de üzüntü ve keder içinde bulunmaları gerek. Size gelince, o günü bir ferah ve sürur günü bilmektesiniz. Yine o günde çoluk çocuğa bolluk göstermeyi, çokça harcamayı emrediyorsunuz. Fakirlere, zayıflara, yoksullara sadaka vermeyi de emrediyorsunuz. Halbuki anlatılan şeyleri yapmak Hazreti Hüseyin için, Müslümanlara düşen bir vazife değildir. Böyle bir şey yapmak onun hakkına saygı da sayılmaz.”

Ancak, böyle bir şey söyleyen hatalıdır. Gittiği yol da bozuktur, çirkindir. Zira Allahu Teâlâ, Peygamberi Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin torununa böyle mübarek bir günde şehadet nasip eylemiştir ki, o gün günlerin en şereflisi, en büyüğü ve en değerlisidir. Allah katında da günlerin en üstünüdür.

Ta ki, o günde onun dereceleri yüksele ve nâil olacağı ikram da bol ola. Bütün bunlar o günün keremli oluşundan olacaktır. Bu yoldan şehid olarak giden Hulefa-i Râşidin’in derecelerine de ulaşmış ola. Allah (c.c) onlardan razı olsun..

Şayet ölüm gününü bir musibet günü olarak kabul edersek , ondan daha büyük bir musibetin olduğu günü yani pazartesi gününü musibet günü bilmemiz gerek. Zira Allahu Teâlâ peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)’in ruhunu o gün almıştır. O’na salat, O’na selam..

Allahu Teâlâ aşure günü nice peygamberini düşmanlarından kurtarmış, düşmanlarını da o gün helak etmiştir. Bu helak edilen düşmanlar arasında Firavun ve kavmini sayabiliriz. Daha başkaları da vardır..

Allahu Teâlâ yeri ve semaları, çeşitli eşyaları aşure günü yaratmıştır..

Adem aleyhisselamı da aşure günü yaratmıştır..

Aşure günü oruç tutanlara Allahu Teâlâ bol sevap hazırlamıştır..

Aşure günü oruç tutanların günahları silinecek, hataları atılacaktır..

Aşure günü kalan günler arasında iki bayram, cuma, arefe ve başka faziletli günler gibidir.

Şayet aşure günü bir musibet günü olarak kabul edilecek olsaydı, böyle bir şeyi sahabe ve tabiin kabul ederdi. Zira o günlere onlar bizden daha yakındır, özellikleri bizden daha fazladır. Halbuki aşure günü çoluk çocuğa karşı eli açık olmak, o gün oruç tutmak için onlardan teşvik gelmiştir..

Hazreti Ali (r.a), Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin şöyle buyurduğunu anlatmıştır:

“Bir kimse aşure gecesini ihya ederse yani ibadetle geçirirse, Allahu Teâlâ onu, arzusuna uygun bir şekilde kıyamet günü diriltir.”

Bütün bu rivayetler gösteriyor ki faslın başında anlatılan kimselerin tuttuğu yol batıldır.

En iyisini Yüce Allah bilir..

Kaynak: Günyet’üt Tâlibin / Abdülkadir Geylani (k.s)