yalnız gül

Azizim!

Hicran hakkında pirimiz Gavsu’l-Âzam Abdülkadir Geylani Hazretleri şöyle der:

“Sevgiliden ayrı düşmek, Mâlik’in tutuşturmuş olduğu bir ateştir. Cehennemdeki uzaklaştırma vecddir. Matlubu kaybetmek, kara sevda bulutundan, sevgiliden uzak düşmüş olan aşık üzerine gönderilen yıldırımlardır. Meşhûd olan sevgilinin gözden kaybolup uzaklaşması, ittisal bahçelerindeki vuslat dallarının solduğu bir mevsimdir. Tecelli eden sevgilinin örtü altına girip perdelenmesi, onun bıkkınlık eliyle nazlanma kınından çekip çıkarmış olduğu bir kılıçtır.”

Hicran, ilahi tecellilerin, aşığın kalbinden kaybolup gitmesine işaret eder. Bu, dayanılması ve sabredilmesi mümkün olmayan bir şeydir. İşte bu yüzden şöyle demişlerdir:

“Aşka sabretmek, aşkı silip yok etmek demektir!”

Sufiler arasında şöyle bir beyit dolaşır

“Senden kaçınmanın, sana karşı sabrın akıbetleri yerilmiştir. Başka şeylerde sabretmek ise övülmüştür.”

Bu konuya dair nakledilen rivayetlerden birinde, adamın biri Şeyh Ebu Bekir Şiblî (kuddise sirrahû)’ya sabrın en zorunu sorar. Şeyh Şiblî: “Allah’ta sabretmektir.” der. Adam, hayır, der. Bunun üzerine Şeyh Şiblî: “Allah için sabırdır.” der. Adam yine, hayır deyince Şeyh Şiblî Hazretleri kızar ve “Peki nedir?” diye sorar. Adam: “Allah’tan uzak kalmaya sabretmektir!” deyince Şeyh Şiblî öyle bir çığlık atar ki neredeyse canı çıkacak gibi olur.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 2