soft gül

Şeyhinden cemâl yüzü gördüğü zaman memnun olduğu gibi celâl yüzü gördüğü zaman da memnun olmalıdır. Zira sırr-ı ehlullahın haline akıl kâfi gelmez. Mürşidin halini anlayıp bilmek mümkün olmadığından her hali rıza ile karşılamak gerekir. Kemâl-i edeple ve erkanla mürid itikatına devam etmelidir.

Edeple şeyh huzuruna girenler

Onlardır hep saadeti bulanlar

Mürid şeyhinde keşif ve keramet aramamalıdır. Bilakis kendi nefsinin ayıp ve kusurlarını arayıp bulmalıdır. Zira bu hal semavatın ve arzın ahvalini bilmekten çok çok hayırlıdır. Nefsinin ayıplarını bulup onu islah etmek elbette a’lâdır, pek yücedir.

Keşif, keramet, tayy-ı mekan ve tayy-ı zaman dahi olsa kıymete almamalı. Hemen şeyhi tarafından verilen evrad ve ezkarı vaktinde edaya ve rabıtaya kuvvetle sarılıp ehemmiyet vermelidir. Devamlı beynel-havf ve’r-recada (korku ile ümit arasında) bulunmalıdır.

Çokça keşif sahibi olmaktansa sünneti yerine getirmek daha elzem daha güzeldir. Keşif, kişiyi heva ve hevesine tâbi tutar. Bu ise helak ve hüsrandır. Gördüğü hallerle mağrur olup nefse düşen kişiyi böyle perişan eder. Sırat-ı müstakîmden ayrı düşürür.

Evlad!

Dervişlik “bulana hırka ile bir lokma” dır. Bunun manası ise şöyledir:

Hırkadan murad insaniyyettir

Lokmadan murad ise cemâlullahtır.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd