denizdeki gemi

Azizler!

İlmin en büyüğü Allah’ı tanımaktır. Gerisi kültürdür. Çünkü Allah’ı tanırsan her şeyi tanımış olursun. Etrafımıza ibret gözüyle baktığımızda Allahu Teâlâ’nn her yerde hazır ve nazır olduğunu görürüz. Allah’ın inayetinden mahrum kalana kimse yardımcı olamaz.

Bütün ilimlerin başı Allah’ı tanımaktır. Allah’ı tanıyan ve marifetullaha ulaşan kul her şeyi tanımış olur. Bu da ancak tarikat ilmini tahsil etmiş bir mürşid-i kâmile tâbi olmakla elde edilebilir. Abdülkadir Geylani (k.s) hazretlerinin konuyla ilgili şu nasihatlerini hatırlatmak yerinde olacaktır:

“Mürşid-i kâmilin rehberliği olmadan kendini terbiye etmeye çalışan kişi, temelsiz bina kurmaya kalkışmış gibi olur. Faziletli kişilerin terbiye edip mukaddes sütten gıdasını vermediği kişi, sokak ortasına bırakılan sahipsiz bir çocuk gibidir. Eğer kişi, uyanık ve dirayetli bir mürşidin elinden takva elbisesini giymezse, nefsinin tuzağına düşmüş olur. Nefsi onu istediği gibi oynatır ve aşağılık durumlara sürükler. Bunun aksine sağlam bir kulpa yapışan kimseye de kendi varlığının sırları zahir olur, sonsuz nimet ve lezzetlere gark olur. Nefsinin peşine düşüp de mürşidini dinlemeyen kişi gerçekten nasipsizdir. Eğer kişi teslim-i tâmme (tam bir teslimiyet) hasletini taşırsa muvaffak olur, aksi halde ettiğini bulur.”

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 2