deniz manzarası

Allahu Zülcelâl vel-kemâl hazretleri şerefli kullarına bazı tecellilerde bulunur. Bu tecellileri kısace şöyle belirtebiliriz:

Sıfat Tecellisi: Renk çeşitleriyle olan tecellilerdir. Cenâb-ı Hak, kuluna yeşil, siyah, sarı, mavi gibi çeşitli renklerle geçici olarak tecelli eder. Renklerin farklılığı, kulun tecelliyi hazmetmesi, şaşırmaması ve tenakuza düşmemesi içindir. Bu tecellilerin değişik renklerde müşahede olunması ise saliklerin hallerine göredir.

Esmâ Tecellisi: Esmâü’l-hüsnâ (Allahu Teâlâ’nın güzel isimleri) ile tecelli olur. İmam Âzam hazretlerine olduğu gibi. Fukaha der ki: İmam Âzam’ın, Cenâb-ı Hakk’ı rüyasında doksan dokuz defa gördüğünü söylerler. Hayır, o Cenâb-ı Hakk’ı değil, doksan dokuz esmânın tecellisini görmüştür.

Eşya Tecellisi: Allahu Teâlâ kullarına çevremizde var olan, bilinen eşyadan tecelli eder. Bu tecelli gelip geçicidir, sabit değildir. Nasıl ki rüyada görülen şey unutulur, geriye bir hayal kalır, ne olduğu anlaşılmaz. İşte eşya tecellisi de böyledir. Eşcâr tecellisi, yani Musa Aleyhisselâm’a ağaçtan tecelli olunması da bu kısma dahildir. Bu tür tecelli de geçicidir.

Ef’al Tecellisi: Allahu Teâlâ bir kuluna bilinmeyen bir halden, bilinmeyen bir şeyden tecelli eder. Bu durumda “Bilinmeyen bu hal nedir” diye kişi araştırmaya kalkışır, bulamaz; bulamadığı için de bu hal kendisinden gider.

Zat Tecellisi: Cenâb-ı Hakk’ın “Subhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allahuekber” gibi zatına mahsus hususi isimleriyle ve ayetleriyle tecelli etmesidir. Bu türden tecelliye mazhar olan salih kullara rabıta yapılabilir. Çünkü bu tür tecellilerin tesiri kalıcıdır. O kul emrolunduğu gibi yaşar, emrolunduğunu yapar. Allahu Teâlâ’nın her emrine mutîdir. Rasûlullah (s.a.v)’ın sünnetine tâbidir. Sırat-ı müstakimden kıl kadar sapmaz. Adeta yaşayan Kur’an’dır. Allah (c.c)’ın emrettiklerini yapar, nehyettiklerinden sakınır. Yaşayışıyla ve sözleriyle Cenâb-ı Hakk’ın emir ve yasaklarını kullarına tebliğ eder. Mahlûkatına karşı da engin bir merhamet sahibidir.

Evliyâullahtan bir zata Cenâb-ı Hak; sıfatlarından, ef’alden, eşyadan, esmâdan tecelli etse, bu tecellilerin geçiciliği ve devam etmemesi sebebiyle o kişiye rabıta olmaz. Eğer bu tecellilerden dolayı rabıta yapılsa, o zaman hem puta tapılmış gibi olur, hem de fitneye sebebiyet verilir. Eğer bir insan kendinde bu haller ve makamlar olmadığı halde kendisine rabıta yapılmasına izin verirse – Allah muhafaza – rabıta eden de ettiren de hüsrana uğrar, içinden çıkılmaz hallere düşer.

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl