çiçekli ayak izi

İmam Gazali (r.a), İhyau ulumi’d-din isimli eserinde der ki:

“Kalbine Peygamber Aleyhisselâmı getirerek tahiyyat ve diğer rükünlere devam et ki huzuru temin edebilesin.”

Huzur ve huşuyu temin maksadıyla Cenâb-ı Hakk’ın zat sıfatına mazhar olan evliyayı imam etmiş gibi hayal ederek namaza devam etmek şer’an güzel ve arzu edilen hususlardandır.

O salih kişi kendisini takip ediyor veya namazdaki noksanlarını tamamlıyormuş gibi davranmak da namazın huzurunu temin eden hallerdendir. Ayrıca şu noktaya ehemmiyetle dikkat etmek gerekir ki, namazda Peygamber Aleyhisselâm’dan ve Cenâb-ı Hakk’ın zat sıfatına mazhar olan salih kullardan başkasını hatırlamaksa namazı bozar.

“Cenâb-ı Hakk’ın yeryüzünde yarattığı nimetlerini, arz ve semanın yaratılışını düşünmek caiz oluyor ve teşvik ediliyor. Mahlukatın en faziletlisi Allah’ın nimetlerinin en yücesi olan halife ve tâbi’leri zikretmek, tefekkür etmek kat kat daha semereli ve daha faydalıdır.” (Bağdatlı Fesih Efendi’nin Rabıta Risalesi)

Rabıta meselesi bütün tarikat hallerinin vazgeçilmez rükünlerindendir. Allahu Zül-Celâl hazretlerinin ve Rasûlünün ahlakıyla ahlaklanmak, kendilerini beşeri varlıktan fani, kendisiyle bâki kıldığı peygamber ve velileri düşünerek sevmek elbette güzeldir.

Rabıta, kıyamete kadar devam eden peygamber mucizesidir. Eğer ruh üzerinde doğrudan tesirini gösteren bir şey aramak gerekirse, Allah’a, Peygamberimize ve onun velilerine götüren rabıtadan daha kestirme ve etkili bir başka yol yoktur. Terakki eylemek için şeyhe bağlanmak, onunla manevi yakınlık kurmak için rabıta, en önemli hallerden biridir.

Rabıtanın gayesi gafleti tardetmek, kalbin zulmetini defetmek, kalbi şeytanın vesveselerinden kurtarmaktır. Rabıtayı layıkıyla yapmayanın gafletten, zulmetten ve şeytanın kalbine vesvese vermesinden kurtulması kolaylıkla mümkün olmaz.

Evliyaya yapılan rabıta, Hakk’a yönelmekte bir zaruretten doğar. Zira mümin zaman ve mekan şartları içinde Hakk’a yönelebilmek için müşahhas bir terbiye edici mürşide ihtiyaç duyar. Zahiren evliyanın yanında olmadığı zamanlarda rabıtasıyla tahayyül ederek manen istifade etmeye çalışır. İbadetinde, namazında, tazarru ve taatında şeyhini düşünerek onun gibi ibadet etmeye, namaz kılmaya, taatte bulunmaya gayret sarfeder. Böylece şeyhinin haliyle hallenmeye, kalbiyle ünsiyet kesbetmeye, maneviyatından müstefid olmaya çalışır.

Böyle kalbi ma’mûr Allah dostlarıyla hem zahiren, hem de batınen beraber olmadıkça kalp aynasını parlatmak mümkün değildir. Onun için rabıta vazgeçilmez bir bağdır ki, yapan kimseyi Hakk’a kavuşturur.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd