ateş

Muaz b. Cebel (r.a)’den rivayet edilmiştir; dedi ki:

“İki kişi Rasûlullah (s.a.v)’ın huzurunda küfürleştiler. (Öyle ki) birinin yüzünde (diğerine karşı) öfkesi gözüküyordu. Rasûlullah (s.a.v) buyurdular ki: Ben bir kelime biliyorum, eğer onu söyleyecek olsa, kendinde zuhur eden öfke giderdi. (O kelime) Eûzü billâhi mineş-şeytânirracîm’dir.

(Tirmizî, c.5, s.504, Deavât 50, h.3452; Ebû Dâvud, c.5, s.140, Edeb 3, h.3780-3781; Müslim, c.3, s.2015, Birr 109 (2610)

Ebû Dâvud’un rivayetinde ise dua şu şekildedir:

“Allâhümme innî eûzü bike mine’ş-şeytâni’r-racîm.”

İbni Mes’ud (r.a) anlatıyor:

“Rasûlullah (s.a.v) (bir gün): “Siz aranızda kimi pehlivan addedersiniz?” diye sordu.

Ashab: “Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!” dediler.

Rasûlullah (s.a.v): “Hayır, dedi, gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hâkim olabilen kimsedir.”

(Müslim, c.3, s.2014, Birr 106 (2608); Ebû Dâvud, c.5, s.139, Edeb 3, h.4779)

“Kuvvetli kimse, (güreşte hısmını yenen) pehlivan değildir. Hakiki kuvvetli, öfkelendiği zaman nefsini yenen kimsedir.”

(Müslim, c.3, s.2014, Birr 107 (2709); Buhârî, Edeb 76; Muvatta, c.2, s.906, Hüsnü’l-Halk 12)

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz buyurdular ki:

“Öfke şeytandandır, şeytan da ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülmektedir; öyleyse biriniz öfkelenince hemen kalkıp abdest alsın.” (Ebû Dâvud, c.5, s.141, Edeb 4, h.4784)

“Biriniz ayakta iken öfkelenirse hemen otursun. Öfkesi geçerse ne âlâ, geçmezse yatsın.” (Ebû Dâvud, c.5, Edeb 4, h.4782)

Kaynak: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ