yeşil deniz

Allahu Teâlâ Hazretleri bir hadis-i kudsîde şöyle buyurur:

“Kullarıma (birçok şeyle beraber) dört hasletle iyilikte bulundum;

1- Zahireye (buğday vs) güveyi (kurdu) musallat kıldım. Yoksa zenginler bunu altın gümüş saklar gibi saklarlardı.

2- Cesede kokmayı musallat ettim. Böyle olmazsa dost dostu ebediyyen gömmezdi.

3- Mahzun olmaya teselliyi musallat kıldım. Yoksa nesil kesilirdi.

4- Ecele hükmettim, emeli uzattım. Yoksa dünya harap olurdu. Mâişet sahibi mâişet işine önem vermezdi.”

Hadis Kaynak: Râmûzu’l-Ehâdis, s.505, hadis no: 5

Demek ki Allahu Teâlâ Hazretleri dâneye kurdu musallat etmeseydi zenginler bütün arpa, buğday ve benzeri hububatı toplar, fakirleri aç bırakırlardı. Sanki altın ve gümüş gibi onu saklı tutarlardı da, diğer halk perişan olurdu.

İnsan cesedine kokma olmasaydı hiçbir kimse ne evladını ne de dostunu toprağa vermez, bütün cesetler evde saklı kalırdı. Nitekim Hz. Danyal (a.s) Tarsus’ta Makam Camisi’nde medfun (defnedilmiş, gömülmüş) olup, İslam’dan önce halkın bir ihtiyacı olunca Hz. Danyal (a.s)’ın cesedini güneşe çıkarır ve orada iyice terleyinceye kadar dururlardı. İşleri görülünce gene kabre koyarlardı. Bu hal Hz. Ömer (r.a) Efendimiz devrine kadar devam etti.

Teselli üzüntüye musallat kılınmasaydı, her fert kendine has olan üzüntüsünden durmadan hem Rabbine isyan eder, hem aile efradını rahatsız eder, hem de nesil birden kesilirdi. Üzüntü sebebiyle ölümler daha da artardı.

Şayet ecel olmasaydı; hayat durmadan devam eder, hastalıklar çoğalır, perişanlık her tarafta baş gösterirdi. Kişide uzun emel olmasaydı durmadan düşünür ve kendini hiçe sayardı. Fakat uzun emel kişiyi meşgul ediyor. Şunu yapayım, bunu yapayım, şu kârda bulunayım, şu ev benim olsun, şu paranın malın mülkün sahibi bulunayım derken başka hususları düşünmeye meydan kalmıyor. Bu hal olmasaydı dünya harap olurdu..

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd