İstanbul ve ezan

Ezanı duyan kimse Kur’an okuyor bile olsa ezana hürmet eder. Ezan okunurken ezana kavlen (söz ile) ve fiilen icabet edilir. Sözle icabet; müezzinin dediklerini tekrar etmekle olur. Fiilen icabet ise, gidip mübarek namazı kılmakla olur. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur:

“Ezanı işittiğiniz zaman müezzinin söylediğini aynen (kelime kelime) tekrar edin. Sonra bana salatü selam okuyun. Zira kim bana salatü selam okursa Allah da ona on misliyle rahmet eder. Sonra benim için el-Vesile’yi talep edin. Zira o cennette bir makamdır ki, mutlaka Allah’ın kullarından birinin olacaktır. Ona sahip olacak kimsenin ben olmamı ümit ediyorum. Kim benim için Allah’tan el-Vesile’yi talep ederse, şefaat kendisine vacip olur.”

Hadis Kaynak: Müslim, c.1, s.288, bab7, h.no: 384 (11)

Ezanın tekrarı demek; ezan okunurken başka meşguliyetleri terk etmektir. Hanefi alimleri bu hadisten hareketle Kur’an okumak, zikretmek, dua etmek, konuşmak, selam almak gibi her çeşit meşguliyetin terkini ve okunan ezanın tekrarını vacip addetmişlerdir. Başka rivayetlerden anlaşıldığına göre müezzin: “Hayyeales-salah, hayyealel felah” dediği zaman bunu aynen tekrarlamayıp buna bedel olarak: “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm” denir.

Şu kimseler ezana icabet etmez:

1- Namazda olan.

2- Helada olan.

3- Cimada bulunan.

Bu durumlarda tekrar gerekmez. Bunun dışında genç, ihtiyar, kadın, erkek, cünüp, nifaslı herkese tekrar vaciptir.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd