incitmeyen kalp

Resûlullah (s.a.v) efendimiz buyuruyor ki:

“Kim istiğfar etmeye devam ederse, Allah, o kimse için her kederinden bir kurtuluş ve her sıkıntısından bir çıkış yolu ihsan eder ve onu ummadığı yerden helal ve güzel bir rızık ile rızıklandırır.” (İbni Mâce, Edeb, c.2, s.1255, h.3819)

“Allah, bir kul hakkında hayır murat ederse, onun cezasını bu dünyada acele olarak verir. Allah, bir kul hakkında da şer murat ederse, onun günahının cezasını Kıyamet günü gelinceye kadar geciktirir.” (Tirmizi, c.4, Zühd 57, h.2396; Kenzü’l-Ummal, c.11, h.30299)

Yüce Mevlâ’nın rızasını arzulayan kardeşim! Eğer sen, akl-ı selim sahibi isen sana gereken, zahirini şeriat nuru ile tenvir ettikten sonra, kalp hastalıklarını tedavi etmektir. Çünkü kalp, Hak Teâlâ’nın nazargâhıdır. Zahiri işleri tanzim etmek, kalbin hilafına daha kolaydır. Aynı zamanda, zahiri amelin ecri de, günahı da kalbin hilafına azdır. Zira bir kişi, lisanı ile iman edip de kalbi ile tasdik etmediği zaman mümin olmaz.

Zahiri esaslara muhalefet edenlerin çoğu ise, kötülüklerini iyiliklere tebdil etmek suretiyle bağışlanırlar. Kim, azaları ile bir kötülük işlerse, ancak misli ile cezalandırılır. Kalbiyle bir kötülük işleyenin, o kötülükten Allah’a tevbe etmediği müddetçe, dergah-ı ilahiden kovulmasından korkulur.

Büyüklenen, dergâh-ı ilâhiden kovulan ve lanetlenen iblisin haline bak da ibret al.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd, syf. 182-183