Hz. Muhammed (s.a.v)

Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, yakınlarınız, kazandığınız mallar, durgunlaşmasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler size Allah’tan, Resûlü’nden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise o zaman Allah’ın azabı gelinceye kadar bekleyin. Allah kendisine itaatten çıkmış fasıklar topluluğuna yol göstermez. (Tevbe Sûresi, ayet 24)

Sevgi kalpte olan bir duygudur. Herkes Peygamberi sevdiğini söyleyebilir; hatta sevmekte olduğunu da zannedebilir. Bunu anlamak için sünnet-i seniyyenin ne kadar yaşandığına bakmak lazımdır. Sevdiğini söyleyen, sevgilisinin her halini ve sözünü canını vererek kabul eder. Âlimler, Resûlullah’ı sevmenin alâmeti olarak şunları söylemişlerdir:

1- Peygamber’in sünnetini yaşamak,

2- O’nun sünnetinin ihyasına ve yaşanmasına çalışmak,

3- Şeriatını zedeleyici bid’atları def etmek,

4- Hayatına şeriatın mevcudiyetini hâkim kılmak,

5- Hayatını ve malını Allah yolunda harcamak.

Allahu Teâlâ’nın rızası ve sevgisi sünnete uymakla elde edilir. Bir müminin en büyük gayesi, kendisini Allah’a sevdirmek olmalıdır. Yani O’nun rızasını kazanmak, gazabından korunmaktır. Aslında kılınan namazlar, tutulan oruçlar, verilen sadakalar, işlenen her çeşit hayırlar, hayır yolunda tüketilen bütün nefesler tek gayeye bakar. O da Allah’ın sevgisini kazanmaktır. Şu ayet bunun tek yolunu gösterir: “De ki, “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmran sûresi, ayet 31)

Resûlullah’ı sevmenin gerekliliği şundandır: Zahiri ve batınî güzelliklerin O’nda toplanması, her hususta kemâl mertebesinin sahibi olması, bütün müminlere sırat-i müstakim hidayetini ulaştırması ve onları cehennem belasından ebedi olarak koruması.

Aynî (Rahmetullâhi aleyh) demiştir ki:

“Resûlullah sevgisi, O’na itaatte bulunma ve muhalefeti terk etme iradesidir. Bu ise İslam’ın vaciplerindendir.

İmam Nevevî (Rahmetullâhi aleyh) de şöyle demiştir:

“Hadislerde kötülükleri emreden nefisle, mutmainne nefis arasında hüküm vermeye bir telmih vardır. Zira kim mutmainne cihetini (yönünü) tercih ederse, Resûlullah sevgisini üstün tutmuş olur. Kim de nefs-i emmare yönünü tercih ederse, onun hükmü bunun tersidir.”

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1