çocuğun hayreti

Kalpte, sureti hâsıl olmayacak bir şey hakkında tefekkür etmek mümkün değildir. bunun içindir ki, Cenâb-ı Hakk’ın zatı tefekkür olunamaz. Ancak O’nun mukaddes varlığına açıkça şehadet edip duran eserlerinin haşyeti tefekkür edilir. O’nun vücuda getirmiş olduğu nimetler düşünülür. Bu sayede insan gafletten uyanır, insanın kalbinde hikmet nurları tecelli etmeye başlar. Bütün yaratılanların birer hilkat eseri olduğunu anlayarak Cenâb-ı Hakk’ın varlığını, birliğini ve mahlukatından hiçbirine benzer olmayıp her türlü noksandan münezzeh olduğunu yakînen bilir. Bunu kavrayan kişi, artık O Hâlik-ı Azim’i tevhid ve tehlil ile kendi kulluğunu süslemeye çalışıp durur. Böyle bir hâlet-i ruhiye ise büyük bir ibadettir.

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık ve ibretli deliller vardır.”(Âl-i İmran Sûresi, ayet 190)

Şüphe yok ki, aklı başında olan uyanık bir kimse bu alemi güzelce düşündüğünde Cenâb-ı Hakk’ın kudretini, ihtiyaçlardan münezzeh olduğunu hemen tasdik eder. Çünkü göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün gidip gelmesinde elbette akıl sahipleri için Hak Teâlâ’nın varlığına, kudretinin kemâline, hakimiyetinin azametine dair açıkça deliller vardır.

Bu kâinata ibret nazarıyla bakan her aklıselim sahibi, kâinatın yaratıcısının varlığını, azamet ve kudretini tasdike mecbur olur. Bunları gafletle seyretmek insana yakışmaz. Her sabah doğan güneş, her gece semalarda parıldayıp duran milyonlarca yıldız ibretli gözler için hikmetlerle doludur. Her biri bir âlem, her biri kanun-ı ilâhidir.

Ahirette çok feraha kavuşanlar, dünyada çok hüzün duyanlardır. Ahirette çok gülecek olanlar, dünyada çok ağlayanlardır. Ahirete en halis imanı götürenler, dünyada en çok tefekküre dalanlardır. Rabb Teâlâ hazretlerinin varlığına, birliğine, kuvvet ve kudret sahibi bir zât-ı âlâ olduğuna iman edenler gerçek akıl sahipleridir.

“Bir saat tefekkür, (gafilane yapılan) bir sene ibadetten hayırlıdır.” (Hadis kaynak: Kenzu’l-Ummâl, h.5711; Keşfü’l-Hafâ, h.1004; Câmiu’l-Ehâdis ve’l-Merâsil, h.10521). İnsanoğlu yerde ve gökte gördüğü her şeye ibret nazarıyla bakıp tefekkür etmelidir. Böyle bir tefekkür elbette kişiye Hak (c.c) katında şeref kazandırır.

Ey Rabbimiz, bu gökleri ve yerleri, bunlarda olan mahlûkatı boş yere yaratmadın. Seni noksan sıfatlardan tenzih ve takdis ederiz. Sen de bizi her türlü mihnet çukurlarından muhafaza eyle. Amin..

Kaynak: Miftâhu’l-Usûl / Rabıta Risalesi