zikrin en faziletlisi

Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz, bu günkü Ravza-i Mutahhara’ya yeni taşınmıştı. Sahabe efendilerimizden on beş kadar kişi tebrike geldiler. Zaman da yatsı namazından sonra idi. Efendimiz onlara hitaben:

Aranızda yabancı var mı? diye sordu. Sahabe Efendilerimiz de:

Bizler hepimiz “lâ ilâhe illallah” diyenlerdeniz, dediler. Bunun üzerine Peygamber (sav) Efendimiz:

O halde ışıkları söndürün, kapıları kapatın, diye buyurdu. Efendimizin (sav) dediğini aynen tatbik ettiler. Rasûlullah (sav) Efendimiz:

Ellerinizi kaldırın, dedi. Sahabe efendilerimiz de ellerini kaldırdılar. Bu halde onlara bir saatten fazla tevhid okutturdu. Sonunda da “Allah sizi bağışladı.” buyurdu.

Bu hadis-i şeriften üç mana çıkmaktadır:

1- O esnada Medine-i Münevvere’de yahudi, ermeni ve rumlar vardı ki, bunlar en ileride ve de müslümanların amansız düşmanı idiler. Zikir ve benzeri ibadet gördükleri zaman son derece eziyet veriyorlardı. Işığın söndürülmesi ve kapıların kapatılması, bunların şerrinden korunmak içindi.

2- Toplu olarak zikir yapılmakla kalpler birbirine bağlanmış, arada olan dargınlık ve benzeri olaylar ortadan kaldırılmıştır. Böylece hadis-i şerifte beyan olunan “Bir cemaat Allah’ı zikrederse gökten bir nidacı: “Haydi dağılın, Yüce Allah sizi affetti ve günahlarınızı sevaba tebdil eyledi” müjdesine erilmiş olur.

3- Yüce Allah (cc) ayakta zikredilebilir. Sesi yükselterek veya kısarak zikir yapılabilir. “Hac Arafat’tır; telbiye haccın şiârındandır.” emirleri yerine getirilmiş olur.

Müminler bir arada namaz kıldıkları zaman nasıl yüce sevaplara nâil oluyorlarsa, beraberce Allah’ı zikrettikleri zaman da aynı sevaplara nâil olurlar. Her müminin, bulduğu zikir meclisine gidip Rabb’ini beraberce tevhid edebileceğini, yukarıdaki hadis-i şerif beyan buyuruyor.

Celîl ve Kerîm olan Allah’ımız bizleri zikir meclislerinden ve zikrullahtan ayırmaya. Amin..

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd