yağmurda ıslanan kırmızı gül

“Silsile kesintiye uğradığı için mürşid yetişmeyince, yıllar önce vefat etmiş kişiye rabıta yapılır mı? Yapılırsa, silsileyi devreden çıkarıp doğrudan Hz. Peygamber (sav)’e rabıta yapılırsa daha iyi olmaz mı?” diyenlerin durumu:

Rabıta, kâmil bir mürşid ile bağ kurmaktır. Bu bağın en kolay biçimde kurulmasını sağlayan elbette ki hayatta olan mürşiddir. Veliliği tevâtüren bilinen bir kimseye; hayatta olduğu gibi mematında (öldükten sonra) da rabıta yapılabileceğini ve yardım da istenebileceğini, dört mezhebin büyüklerinin de bu konuda ittifak halinde olduğunu, hayatta ve mematta olan enbiya ve evliyayı Allah’a vuslatta vesile edinmenin caiz olduğunu, Peygamber (sav) efendimizden yardım ve şefaat beklendiği gibi, yüceliği bilinen evliyaullahtan da himmet beklenebileceğini ifade etmiştik. (Fetevâ-yı Halilî).

Bu hususta İmam Fahreddin-i Razî’nin yazdığı risaledeki ifadeleri tekrar hatırlayalım:

“Kesin delillere dayalı olan bilgiler, zaruri bilgi haline dönüşür. Dünyadaki ruhanî nefesler, bir toz, bir buhar bulutu altındadır. Beden aradan kalkınca bu nefesler parlar, pırıl pırıl olurlar. Böylece onlarda bir olgunluk meydana gelir. Hal böyle olunca içinde bulunduğu beden ona engel teşkil ettiğinden, kınında olan kılıç misalidir. Beden kalıbından ayrıldığı zaman ise kınından çıkan kılıç gibi olur.”

Rabıtada meratibin gözetilmesi, Peygamber (sav) efendimize ve geçmiş mürşid-i kâmillere doğrudan kalbi bağlamada aciz düşüldüğü için hususen tavsiye edilmiştir.

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl