Kabe'ye kuşbaşı bakış

Kamil insan, Allah ve insanlar katında kendisinden razı olunan kişidir. Kendisi de herkesten ve her şeyden razıdır. Onun kadri yücedir. Kendisine bağışlanan Hakk’ı tanıma bilgilerinden halka ifade eder. Herkese gerekli olan hikmeti, soranın anlayacağı şekilde söyler. İyilikleri emrettiği ve kötülükleri önlediği zaman bunu yumuşaklık ve tevazu ile yapar. Muhabbet ehline muhabbet edip, çirkin görülmeyi hak etmiş olana da o davranışı gösterip gider. Bununla beraber hiç kimseye karşı içinde çirkinlik olmaz. Allah için olan işleri işler, levmedenin levminden çekinip kaçınmaz. Bütün insanlara yumuşak kalpli ve merhametli olur. Özellikle Hak talibi olan kimse, onu babasından ve anasından daha merhametli ve daha şevkatli bulur.

Bu kamil insanın diğer insanlara davranışlarında güzel adeti şudur ki, herkesle aklı kadar konuşur ve haddi kadar iş görür. Bütün işlerinde yumuşaklık ve yavaşlıkla orta kararda gider. Ancak bu yavaşlığı tembellik ve gevşekliğinden olmayıp dikkatli olmasından ve ilerisini düşünerek hareket etmesinden ileri gelir.

Dilini güzel sözlere alıştırıp herkese hayır söyleyip tatlı cevap alır. Bütün halkın iyiliğini isteyici olup herkese aynı şevkatle nazar eder. Herkese iyi zan besleyip herkesi kendisinden önce ve yüce bilir.

Hiç kimseden bir şey istemeyip emanet de almaz. Kimseyi kendi hususi işi için istihdam etmez. İnsanların dünyalık arzularına hizmet etmez. Haram olan şeye el uzatmaz. Dinini dünyaya satmaz.

Kendi evine bağlı olup ehline ve evladına adaletle davranır. Onların terbiyelerinde yumuşak söz söyler.

Bir kimseyi yüzüne karşı ve arkasından incineceği bir şeyle diline almaz. Mütevazilere tevazu gösterip mütekebbirlere de müsamaha eder.

Alimlere hürmet edip büyükleri ağırlar, zayıfların yardımına gider. Hediyeyi sahibinden saygı göstererek kabul edip mükafatını ziyade eder.

Yetimin başını okşayıp güleç yüzle hatırını sorar. Misafire yedirir, ziyaret edene ikram edip her hizmetini kendisi görür.

Kamil insan, tedbir ve muradı terk edip tevekkül ve tevfiz yoluna gitmiştir. Hoşnutluk ve teslimiyetle barışık ve bunlara alışık yaşayarak her korku ve hüzünden kurtulup iki cihan saadetine ermiştir.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd