türk yıldızları

Salat-ı havf, düşman, sel, yangın, büyük bir canavar gibi ciddi bir tehlike karşısında bulunan bir müslüman cemaatin, farz namazlarını başlarındaki idarecilerin imamlığı altında kılmasıdır. Bu namaz korkulu anlarda kılınan müstakil bir namaz çeşidi olmayıp, farz namaz olan beş vakit namazdan biridir. Allahu Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Yolculuk ettiğinizde kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir sorumluluk yoktur. Zira kafirler size apaçık düşmandırlar.” (Nisâ Sûresi, ayet 101)

“(Ey Rasûlüm!) Sen içlerinde olup da namazlarını kıldırdığın zaman, bir kısmı seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar. Secdeyi yaptıktan sonra onlar arkanıza geçsinler; kılmayan öbür kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar, tedbirli olsunlar, silahlarını alsınlar. Kafirler size ansızın bir baskın vermek için silah ve eşyanızdan ayrılmış bulunmanızı isterler. Yağmurdan zarar görecekseniz veya hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanıza engel yoktur. Fakat dikkatli olun, Allah kafirlere şüphesiz ağır bir azap hazırlamıştır. Namazı kıldıktan başka Allah’ı ayakta iken, otururken, yanlarınız üzere yatarken de zikredin. Emniyete kavuştuğunuzda namazı gereğince kılın. Namaz şüphesiz ki müminler üzerine belirli vakitlerde farz kılınmıştır.” (Nisâ Sûresi, ayet 102)

Salat-ı Havf Şöyle Kılınır:

Cemaatın bir yarısı imamın arkasında durur, iki rekatlı bir namazın ilk rekatını; üç veya dört rekatlı bir namazın da ilk iki rekatını imam ile beraber kılıp, ikinci secdeden veya birinci ka’dede teşehhüdden sonra kalkıp düşman karşısındaki yerini alır. Namazın bu kısmına katılamayan zümre derhal gelip imamn arkasında yer alır, imamla birlikte namazın geri kalan kısmını kılar ve selam vermeden tekrar düşman karşısına gider. İmam selam verir, namazdan çıkar. Birinci zümre döner gelir, namazın geri kalan kısmını kıraatsız olarak tamamlar, selam verir, düşman karşısına gider. Sonra ikinci zümre gelir, namazlarını kıraatle ikmal edip düşman karşısında yerini alır. Bunlar namazlarını cemaat yapılan yere gelmeksizin bulundukları yerde tamamlayabilirler.

Birinci grup lâhik, ikinci grup da mesbuk hükmündedir.

Salat-ı havf;  İmam-ı Azam ve İmam Muhammed’e göre bu gün dahi caizdir. İmam Ebu Yusuf’a göre ise bu namaz sadece Rasûlullah (sav) Efendimiz zamanına aittir.

Peygamber (sav) Efendimiz Zâtürrika, Batn-ı Nahl, Usfân, Zigared gazvelerinde korku namazı kıldırmıştır. Daha sonra Ashâb-ı Kirâm da bazı cephelerde namazlarını bu şekilde kılmışlardır.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd