gönül feryadı

Duada elleri kaldırmak ve Allahu Teâlâ’ya hamd etmek, Resûlullah (sav) efendimize salât ü selam getirmek, sonra dileğini söylemek, dua ederken göğe bakmamak, duayı bitirince elleri yüze sürmek duanın edeplerindendir. Bu edepleri şöylece sıralayalım:

1- Şerefli zamanları kollamaktır: Arefe günü, Ramazan ayı, Cuma günü, gecenin son üçüncü bölümü ve seher vakitleri gibi.

2- Şerefli halleri değerlendirmektir: Secde hali, savaşçıların karşılaşması ve yağmur yağması halleri, namaz için ikâmet okunurken ve kalbin rikkat hali gibi.

3- Kıbleye dönmek, elleri kaldırmak ve duadan sonra yüze sürmek.

4- Gizlilik ve seslilik arasındaki bir sesle yalvararak söylemek.

5- Seci yapmaya kendini zorlamamak. Duada haddi aşmak bununla tefsir edilmiştir. Ayet ve hadislerde belirtilen ve rivayet edilen dualarla yetinmek en iyisidir. Çünkü herkes kendiliğinden dua etmeyi beceremez, bu sebeple haddi aşmasından korkulur.

6- Tazarrû, huşû ve korku ile dua etmeli. Zira Allahu Teâlâ buyuruyor ki:

“Doğrusu onlar, iyi işlerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak bize yalvarıp dua ediyorlar ve bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı.” (Enbiyâ sûresi, ayet 90) 

“Rabbinize gönülden ve gizlice yalvarın.” (A’raf sûresi, ayet 55)

Mümin, dua ve rızayı birleştirmiş olmak için dili ile dua ederken kalbiyle de rıza göstermelidir.

7- Kesinlikle istemek, kabul edileceğine inanmak ve bu yoldaki ümidini doğrulamak: Bunun lüzumuna dair deliller çoktur. Süfyan b. Uyeyne (ra) şöyle dedi: 

“Bildiği kendi kötü durumu kişiyi dua etmekten alıkoymasın; çünkü Allahu Teâlâ mahlukların en kötüsü olan İblis’in duasını bile kabul etmiştir. Allahu Teâlâ bunu şöyle ifade ediyor: 

“Rabbim! Dirilecekleri güne kadar beni ertele, dedi. Allah (cc) da, sen bilinen güne kadar geri bırakılanlardansın, dedi.” (Sad sûresi, ayet 79-80-81)

8- Duada israr etmek, onu üç kere tekrarlamak ve kabulünün geciktiği zannını taşımamaktır.

9- Duayı Allahu Teâlâ’nın zikriyle açmak, Allahu Teâlâ’ya hamd ve senadan sonra Resûlullah (sav)’a salât ü selam getirmek ve duayı yine bunlarla bitirmektir.

10- Tevbe etmek, zulme uğrayanlara haklarını iade etmek ve bütün benliğiyle Allahu Teâlâ’ya yönelmektir ki, bu, saydıklarımızın en mühimidir ve duanın kabulünde esastır.

Allâhümme innî es’elüke’s-sebâte fi’l-emri ve’l-azîmete aler-rüşdi ve es’elüke şükra niğmetike ve husne ibâdetike ve es’elüke lisânen sâdikan ve kalben selîmen ve eûzü bike min şerri mâ ta’lem ve es’elüke min hayri mâ ta’lemü ve estağfiruke mimmâ ta’lemü.

Anlamı: Allah’ım! Senden dinde sebat etmeyi, doğruluğa da azmetmeyi istiyorum. Keza nimetine şükretmeyi, sana güzel ibadette bulunmayı talep ediyor, doğruyu konuşan bir dil, eğriliklerden uzak bir kalp diliyorum. Allah’ım, senin bildiğin her çeşit şerden sana sığınıyorum, bilmekte olduğun bütün hayırları senden istiyorum, bildiğin günahlarımdan da sana istiğfar ediyorum!

(Tirmizî, Deavât 22, h.3404; Nesâi, Sehv 61)

Kaynak: Gönül İncileri