kafa dinlemek

Allahu Teâlâ buyurur ki:

“Rabb’inin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin ve korumamız altındasın. Kalktığın zaman da Rabbini hamd ile tesbih et.” (Tur Sûresi, ayet 48)

“Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra da O’nu tesbih et.” (Tur Sûresi, ayet 49)

“Yedi kat gök, yerler ve buralardaki varlıkların tümü O’nu tesbih eder, noksanlıklardan uzak olduğunu dile getirirler. Kainattaki her varlık, O’nu överek tesbih eder; fakat siz bu varlıkların tesbihlerini anlayamazsınız. Hiç kuşkusuz O, kullarına karşı yumuşaktır, affedicidir.” (İsra Sûresi, ayet 44)

Bu ifade, bu koca kainatta bütün atomların bir kalp gibi attığını göstermektedir. Allah’ı noksan sıfatlardan uzaklaştıran ifadelerle coşkun bir ruh halinde O’na doğru harekete geçmektedir. Bir de bakmışsın ki, bütün bir kainat hareket ve hayat içindedir. Yine bir de bakmışsın ki, varlığın tamamı sevinç ve mutluluk içinde tek ses olarak O’nun adını yüceltmekte, Allah’a doğru bir saygı içinde yükselmektedir.

Kişi bu olayı zihninde canlandırdığında, onun eşsiz bir kainat tablosu olduğunu görecektir. Bütün taşlar ve çakıllar, tohumlar ve yapraklar, çiçekler ve meyveler, bitkiler ve ağaçlar, böcekler ve sürüngenler, insanlar ve hayvanlar, yeryüzünde bulunan bütün canlılar, suda yüzen ve havada uçan bütün canlılar, bunların yanında göğün sakinleri…Evet, bütün bu varlıklar, Allah’ı noksan sıfatlardan uzak görmekte ve yüceliği için de O’na yönelmektedirler.

Mümin nefsini terbiye edip ruhunu arındırdığında, hareket halinde bulunan veya yerinde duran varlıklara kulak verdiğinde, onların bir ruh ile canlandıklarını ve Allah’ı tesbihe yöneldiklerini görecektir. Bu da ruhları yüceler alemi ile irtibata geçirir.

“O, kullarına karşı yumuşaktır, affedicidir.”

Burada yumuşaklığın ve bağışlanmanın söz konusu edilmesi Allah’a övgü ile tesbihte bulunan bir kainat kervanı içinde insanın yanlışlıklar yapabileceğini ve kusurlar işleyeceğini ortaya koymaktadır. Kainat böyle bir ruh ile donanmışken insanlar inkar içindedir, onların içinden bazıları da Allah’a ortak koşmaktadır. Ne yazık ki insanoğlu O’na övgüde bulunmak ve O’nu noksan sıfatlardan arındırmaktan çoğu zaman habersizdir. Eğer Allah’ın yumuşaklığı ve bağışlayıcılığı olmasaydı, bütün insanlar üstün ve iktidar sahibi birinin kıskıvrak yakalanışı gibi yakalanırlardı. Fakat O, insanlara zaman tanımakta, kulluğunu hatırlatmakta, öğüt vermekte ve onları sakındırmaktadır.

“Şayet doğru yolda gitselerdi, onlara bol su verirdik. Bu hususta kendilerini denememiz için, kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Rabb’in) onu gitgide artan çetin bir azaba uğratır.” (Cin sûresi, ayet 16-17)

“Ey inananlar! Allah’ı çokça zikredin. Ve O’nu sabah-akşam tesbih edin.” (Ahzâb sûresi, ayet 41-42)

“Artık siz beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” (Bakara sûresi, ayet 152)

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 1