kün fe yekün

Sahabeden, tabiûndan ve bunları takip eden nesilden kerametler zuhur etmiştir. Bu konuda tabâkat ve menâkıp kitapları yazılmıştır. Bu menkıbelerden birkaçına kısaca işaret edeceğiz:

Hz. Hâlid b. Velid (ra)’in içtiği zehirden zarar görmemesi, Hz. Ömer (ra)’in gönderdiği bir mektup üzerine, o sırada suları azalan Nil nehirinin taşması gibi Ashab-ı kiramın hayatında sayılmayacak pek çok keramet vardır.

Medine’de cuma hutbesi esnasında Hz. Ömer (ra)’in Nihavend’deki orduyu görmesi ve uyarması keramettir. Hz. Ömer (ra)’in ordu komutanına “Ya Sâriye, el-cebel!” (Ey Sâriye, dağa sığın!) diye seslendiği, böylece orada bulunan ve arkadan çevirme harekâtına girişen düşmanın harp oyununa karşı komutanına taktik verdiği haber edilir. Mesafenin uzunluğuna rağmen Hz. Ömer (ra)’in orduyu görüp sesini komutana işittirmesi keramettir.

Rivayet olunur ki, Ebû’d-Derda (ra)  ile Selman-ı Farisî (ra)’nin önlerinde bulunan bir sahan tesbih etmiş, “Subhânallah” demiş, onlar da bu sesi işitmişlerdi. 

Abdullah b. Ömer (ra), bir sefer esnasında yolları aslan tarafından kesildiği için bekleyen bir cemaate rastladı. Gitti aslanı oradan kovdu ve yollarını açtı. Sonra:

“İnsanoğluna korktuğu şey musallat kılınır. İnsan Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmasa, ona hiçbir şey musallat kılınmaz.” dedi.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd