çitteki güller

Tefekkür; düşünmek, derince mülahazaya dalmak, bir şey hakkında imalı fikirde bulunmak demektir.

Tefekkür; duymak, uyanmak ve tezekkürle başlar, peşinden ilim gelir. Çünkü Hak ve hakikate kulak verenin kalbi uyanır, kalbi uyanan zikreder, zikreden tefekkür eder, işin iç yüzünü düşünür; düşünen ilim sahibi olur. Bilen, eğer bildiği amel için öğrenilen bir şeyse, onunla amel eder. Eğer öğrendiği ilim, yüce Allah’ın rızası için öğrenilen bir ilimse, onunla amel ederek ebedi saadete eder. Bu saadet, peşine düşülecek en güzel şeydir.

Dinlemenin hakikati, işitilen bir hikmet, öğüt ve benzeri şeyden istifade etmektir. Dinlemenin şartı; söylenen şeyi anlamak için kulak vermektir. Bu dinleme, kulak yoluyla öğrenilecek farz-ı ayın ilimlerde farzdır. Diğer övülen ilimlerde müstehaptır. Dince haram kılınan şeyleri dinlemek haram, mekruh görülen şeyleri dinlemek ise mekruhtur.

Uyanmanın hakikati, kalbin uyanıp hayra yönelmesidir. Bunun alameti, gevşeklik ve tembelliği terk edip şevk ile ayağa kalkarak ibadet ve tâate sarılmaktır.

Hemen yapılması emredilen farzlarda ve terk edilmesi istenen haramlarda, gecikmeden emredileni yapmak farzdır. Bu, her makam ile ilgili bir durumdur.

Tezekkür, bilinen şeylerin kalpte iyice yer etmesi için onları sürekli tekrar etmektir.

Tefekkür ise, birbiri ile benzer yönleri olan iki ilmi bir araya getirip onlardan elde etmek istediği üçüncü ilme ulaşmaktır. Bunun şartı, o iki ilimde herhangi bir şüphe olmamalı, kalp onların haricindeki şeylerden boşaltılmalı, bütün dikkat ve nazar onların üzerinde toplanmalı, öyle ki başka bir şeyi his ve fark etmemelidir. Böyle olursa, kalp, iki marifeti değerlendirmeye alır; değersiz olanı terk edip değerli olana meyleder. Buna da tezekkür denir. 

Tezekkür; inanç, söz, fiil ve terk edilecek işlerle ilgili olabilir. Düşünülmesi farz olan şeyleri düşünmek farzdır. Günah olan işleri düşünmek, insanı onlara çektiğinde haramdır, iki marifetten elde edilecek üçüncü marifete tefekkür denir.

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl