ahşap kapı

Nefsin günahları pek çoktur. Bunlardan bazıları şunlardır:

Kibir, riya, ucub, haset, kin, Allah ve Resûlünün muhabbetinden yoksunluk, yaratanı unutmak, Allah korkusunun yokluğu, gaflet, ümitsizlik, yakînin zayıflığı, huşûun yokluğu, düşmanlık, mahlukatla ünsiyet, nifak, cehalet, dünya sevgisi, riyaset sevgisi, mal sevgisi, alimlere, salihlere ve velilere buğz edip onlardan nefret etmek, dünya ve günah ehline, gafillere ve azgınlık yapanlara muhabbet ederek ve rağbet ederek saygıda bulunmak ve onları yüceltmek, kalbin sebeplere bağlı kalması, tamahkarlık, cimrilik, tul-i emel, ahmaklık, yağcılık, itaatte tembellik masiyette dinçlik göstermek, ilim, vaaz ve zikir meclislerinde bulunmanın nefse ağır gelmesi, amelini büyük görmek, günahını küçük görmek, ölümü ve ahiret azabını unutmak, şerre karşı cüretkar olmak, hayır işlerinde korkaklık göstermek.

İşte bu hastalıklar insanı dalâlete sürüklemekte olup bunların tedavisi çok zordur. Bunun için Hz. Ali (ra), Resûlullah (sav)’tan kendisine Allahu Teâlâ’ya giden yolların en yakınını göstermesini istediğinde, Resûlullah (sav) ona üç defa “Lâ ilâhe illallah” zikrine devam etmeyi telkin etti. 

Ceset bir şehir gibi, kalp de o şehrin emirlerine ve yasaklarına itaat edilen bir meliki gibidir. Öyle ki, hiçbir kimse ona muhalefet edemez. İki kulak, iki göz, iki el, iki ayak, dil, karın ve diğer azalar kalbin tebaası ve hizmetçileridir. 

Nebi (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Helal bellidir, haram da bellidir. Bu ikisinin arasında insanlardan çoğunun bilemediği şüpheli şeyler vardır. Kim ki bu şüpheli şeylerden sakınırsa, dinini ve ırzını beri kılmış, korumuş olur. Kim de şüpheli şeylerin içine düşerse, korunun sınırında hayvan otlatan çoban gibi haramın içine düşer. Öyle ki, bu çobanın sınırdan öteye geçmesi kaçınılmazdır. Dikkat edin ki, her melikin bir sınırı vardır, Allah’ın sınırı da haramlardır. Dikkat edin, cesette bir et parçası vardır. O iyi olduğu zaman bütün vücut iyi olur, o kötü olduğu zaman da bütün vücut kötü olur. Dikkat edin, o kalptir.” (Buhari, c.1, İman 39; Müslim, c.2, Müsâkat 107 (1599); Tirmizi, c.3, Büyü 1, h. 1205)

Bu hadiste kalp hastalıklarının tedavisinde ciddi olmanın, buna ihtimam göstermenin ve gayret etmenin vücûbiyetine delil vardır. Kamil veliler ve şeyhler, müridlerinin kalplerini kötü huylardan koruyan, onları terbiye eden, kalpte sabitleşen helak edici hastalıkları tedavi etmede bütün gayret ve himmetlerini sarf eden tabiplerdir. Bunun için şeyhler müridlerine zikrullahı telkin ederler. Bilindiği gibi zikir, Allah’a ulaştıran yolların en yakınlarındandır.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd