dervişlerin dersi

Allahu Azimüşşan Kur’an-ı Kerim’de buyurur ki:

“Ey iman etmiş olanlar, eğer siz Allah (cc)’a (yani Allah’ın dinine) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı saadette sabit kılar.” (Muhammed Sûresi, ayet 7)

Ayet-i kerimede, siz Allah’a yardım ederseniz, Allah da size yardım eder, buyrulmaktadır. Şüphesiz Allahu Teâlâ’nın kimsenin yardımına ihtiyacı yoktur. Kullarına yardım eden O’dur. Şu halde Allah’a yardım etmek sözü mecazidir.

Allah’a yardım demek, O’nun emirlerini tutmak, dininin öğrenilmesi ve yayılması için çaba sarf etmek ve bu maksatla Resûlü’ne yardımcı olmak demektir. İnsan, iradesini Allah’ı emirlerini yapma ve yasaklarından uzak durma, böylece O’nun rızasını elde etme yönünde kullanır, dinine hizmet etmeye karar verirse, Allah da ona yardımcı olur.

Allahu Teâlâ, kendi yolunda çalışanların nusrat-ı ilâhiye nâil olacaklarını müjdeliyor. Cenâb-ı Hakk’ın dinine ve Peygamberine hizmet, o uğurda mücahede meydanlarına koşmak Allahu Teâlâ’nın yardımına mazhariyettir. Elverir ki, yapılan hizmet İslam’a dayansın.

“Artık Allah (cc)’a koşun. Şüphe yok ki, sizin için Allah (cc) tarafından apaçık bir korkutucuyum.” (Zâriyat Sûresi, ayet 50)

“(Ey Resûlüm!) Sen öğüt ver; çünkü öğüt müminlere fayda verir.” (Zâriyat Sûresi, ayet 55)

Kudsi hadiste:

“Kulumun bana yaptığı ibadetlerin benim katımda en değerlisi, benim için yaptığı nasihattir.” buyrulur. (Müsned, c.5, s.254)

Bu hadisin bir başka rivayetinde şu ziyade vardır:

“Kulumun bana karşı en güzel ibadeti, benim için insanlara öğütte bulunmasıdır. Emir ve nehiylerim üzerine titremesidir.” (Râmûzu’l-Ehâdis)

Yine buyurur ki:

“Kim Kelimetullah yüce olsun diye çarpışırsa işte o, Allah yolundadır.” (Buhâri, İlim 45; Müslim, İmâre 42, h. 150 (1904))

Cenâb-ı Hak, cinleri ve insanları kendine kulluk ve ibadet etsinler diye yaratmıştır (Zâriyat Sûresi, ayet 56). Peygamberlere neyi emretmişse, müminlere de onu emir buyurmuştur.

Kaynak: Miftâhu’t-Turuk