kitaptaki gül

Allahu Teâlâ evliyasına dereceler vermiş ve özel ihsanlarda bulunmuştur. Onlar, Allah’ın has kullarıdır. Allah (cc), onları dini ilimleri öğrenmek ve öğretmek için seçmiştir. Taşıdıkları üstün faziletler sebebiyle onları halk arasından seçmiş ve kendilerine ilim nurunu vermiştir. Çünkü onlar; nebilerin varisi, halifesi ve vekili olmaya layık, aynı zamanda onlara karşı en vefalı olan kimselerdir. Nitekim Allahu Teâlâ bu ilim sahiplerini överken şöyle buyuruyor:

“Sonra biz o kitabı kullarımızdan süzüp seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan nefislerine zulmeden de, orta yolu tutan da, Allah’ın izniyle hayırlarda ileri geçenler de vardır. İşte bu büyül lütuftur. Onlar, Adn cennetine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir.” (Fâtır Sûresi, ayet 32-33)

Peygamber (sav) Efendimiz de onları şöyle övüyor:

“Kim ilim öğrenmek amacıyla bir yola süluk ederse, Allah onu cennete giden yollardan birine dahil etmiş demektir. Melekler, ilim tâlibinden memnun olarak kanatlarını (üzerlerine) koyarlar. Semâvat ve yerde olanlar ve hatta denizdeki balıklar da âlim için istiğfar ederler. Âlimin âbid üzerindeki üstünlüğü dolunaylı gecede ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler, ne dinar ne de dirhem miras bırakırlar; onlar sadece ilim miras bırakırlar. Kim de ilim elde ederse, bol bir nasip elde etmiştir.” (Ebû Dâvud, İlim 1, h. 3641; Tirmizî, İlim 19, h.2683; İbni Mâce, Mukaddime 17, h.223)

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl