flu bir gül

Rabıta, Cenâb-ı Hakk’ın zat tecellisine nâil olmuş mürşid-i kâmile yapılır. Allahu Teâlâ böyle insanları işaretle buyuruyor ki::

“Haberiniz olsun ki, Allah’ın velileri için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Onlar iman edip takvaya ermiş olanlardır. Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjdeler vardır. Allah’ın sözlerinde asla değişme yoktur. Bu, en büyük saadetin ta kendisidir.” (Yunus Sûresi, ayet 62, 64)

Bu ayet-i kerimeler nazil olduğu zaman Hz. Peygamber (sav)’e sordular:

“Ey Allah’ın Resûlü, bu sözü edilen veliler kimlerdir?” Resûl-i Ekrem (sav) cevaben buyurdular ki:

“Onlar öyle kişilerdir ki, görüldüklerinde Allah’ı hatırlatırlar ve onları gören Allah’ı hatırlar.” (Hadis Kaynak: Taberî, Camiu’s-Sağir Şerhi, Feyzü’l-Kadir, c.2, s.528)

“Onlar Allah’ı zikretmek için toplanan kimselerdir.” (Müsned, c.3, s.142) hadis-i şerifinden anlıyoruz ki, onlar; sözleri, hal ve hareketleri güzel olan, kendilerini sevenler için de güzelörnek teşkil eden kişilerdir. Onlara yapılan rabıtayla, “Görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatırlar.” hadis-i şerifi gereğince Cenâb-ı Hakk’ı hatırlamaya vesile olurlar.

Mürşid-i kâmil, Allah’ı kullarına sevdirir. Bu ise şöyle olur: Müridlerini günah kirlerinden temizlenmeye çağırır.  Nefis, masiyet kirinden tezkiye edilince kalbin aynası parlar, ilahi azametin nurları yansır. Böyle olunca artık kul, Allah’ı sever. Allah da kulunu sever. Allahu Teâlâ bir kulunu sevdi mi, “Onun işiteceği kulağı, göreceği gözü, (şiddetle) tutacağı eli ve yürüyeceği ayağı olur. O her ne isterse, onu muhakkak verir. Allah’a sığınsa, muhakkak onu himaye eder.” (Buhârî, c.7, s.190, Rikak 38; Müsned, c.6, s.256). Nitekim ayet-i kerimede: “Nefsini tezkiye eden felah bulmuştur.” (Şems Sûresi, ayet 9) buyrulmuştur.

İnsanlar arasında mürşid-i kâmillerin mevcudiyeti halk için büyük bir nimet ve güven kaynağıdır. Onlar insanlara önde de, sonda da hamdın Allahu Teâlâ’ya mahsus olduğunu tekrar eder dururlar.

Nebi Aleyhisselâm: “Yeyüzü onlarla ayakta kalır, onlar sayesinde yağmur görürsünüz, onlar sayesinde yardıma nâil olursunuz.” ve “Peygamberleri anmak ibadet, salihleri anmak günahlara kefaret, ölümü anmak sadakadır.” buyuruyor. Anılanın suretini kalbe getirmeden bir şeyi anmak mümkün değildir. Salihler anıldığında rahmet iner. Rabıta yoluyla salih velileri hatırlamak da bu kısma bağlıdır. Ayrıca şu hadis-i şerif de evliyaullaha rabıtanın faydasına işaret etmektedir:

“Beş şey ibadettir: Az yemek, mescitlerde oturmak, Kâbe’ye bakmak, Mushaf’a bakmak, âlimin yüzüne bakmak.”

Evliyaullah, ilm-i ledünün şehri Fahr-i Kâinat (sav) efendimizin varisleri olmaları hasebiyle bâtın ilminin âlimleridir.

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl