buğulu çiçek

Tefekkür; düşünmek, derince mülahazaya dalmak, bir şey hakkında imalı fikirde bulunmak demektir. Kalpte, sureti hâsıl olmayacak bir şey hakkında tefekkür mümkün değildir. Bunun içindir ki, Cenâb-ı Hakk’ın zatı tefekkür olunamaz. Belki O’nun mukaddes varlığına açıkça şehadet edip duran eserlerinin haşyeti tefekkür edilir. O’nun vücuda getirmiş olduğu nimetler düşünülür. Bu sayede insan gafletten uyanır, kalbinde hikmet nurları tecelli etmeye başlar. Bütün mükevvenatın birer hilkat eseri olduğunu anlayarak Cenâb-ı Hakk’ın varlığını, birliğini ve mahlukatından hiçbirine benzer olmayıp her türlü noksandan münezzeh olduğunu yakinen bilir. Bununla hallenen kişi artık O Hâlik-ı Azim’i tevhid ve tehlil ile kendi kulluğunu süslemeye çalışır durur. Böyle bir hâlet-i ruhiye ise büyük bir ibadettir.

Düşüp tefekküre pirâne kudretullâhı

Kemâli acz ile tiflâne ağlarım gâhi

Aşıkların al canını, ver onlara cananını

Aşık neyler canı teni, ister hemen cananını..

Vâcibü’l-Vücûd ve Tekâddes Hazretlerinin varlığına, birliğine, kuvvet ve kudret sahibi bir zat olduğuna iman edenler kâmil akıl sahipleridir.

“Bir saat tefekkür, (gafilâne yapılan) bir sene ibadetten hayırlıdır.”

(Hadis Kaynak: Kenzu’l-Ummâl, h. 5711; Keşfü’l-Hafâ, h. 1004)

Ey Rabbimiz!

Bu gökleri ve yerleri, bunlarda olan mahlukatı boş yere yaratmadın. Biz kulların seni noksan sıfatlardan tenzih ve takdis ederiz. Sen de bizi her türlü mihnet çukurlarından muhafaza eyle. 

İnsanoğlu, yerde ve gökte gördüğü her şeye ibret nazarıyla bakıp tefekkür etmeli. Böyle bir tefekkür elbette kişiye şeref kazandırır.

Kaynak: Miftâhu’t-Turuk