sadaka

İslam’ın beş temel esasından biri olan ve Hicret’in ikinci yılı ramazan ayından önce farz kılınan zekat, belli şartlar altında belirli bir miktar malı layık olan kimselere vermek demektir. Malî ibadetlerin en başında yer alır. Önemi dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm’de seksenden fazla yerde namaz ile birlikte zikredilmiştir. 

İnfak, “Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak amacıyla kişinin kendi servetinden harcamada bulunması, ihtiyaç sahiplerine aynî ve naktî yardım etmesi” demektir. Bu yönüyle infak, hem farz olan zekatı hem de gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içerir. İnsanın sahip olduğu servetin gerçek sahibi Allah’tır. O’nun emaneti olarak bu servetten başkalarına vermek gerekir.

Azizler!

Kur’an-ı Kerim’de müttaki müminlerin özellikleri sayılırken bunlar arasında infak da zikredilmiştir. (Bakara Sûresi, 2-3)

Sadaka “Allahu Teâlâ’nın rızasını kazanmak niyetiyle, karşılıksız olarak fakir ve muhtaçlara yardım etme, iyilik ve ihsanda bulunma” demektir. Hem bedeni ve hem de mali olabilir. Zekat ve zaruret derecesinde ihtiyaç içerisinde bulunan kimseye yardım etmek farz; sadaka-i fıtır vacip ve diğerleri ise menduptur.

Hz. Peygamber (sav) sadaka ile ilgili olaral şöyle buyurmuştur:

“Güneşin doğduğu her yeni günde kişiye, her bir mafsalı için bir sadaka vermesi gerekir. İki kişi arasında adalet yapman bir sadakadır. Kişiye hayvanını yüklerken yardım etmen bir sadakadır. Güzel söz sadakadır, namaza gitmek üzere attığın her adım sadakadır. Yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırıp atman sadakadır.” (Buhari, Sahih, Cihad, 72 (111,224); Müslim, Müsafirûn, 84 (1, 499)

Kaynak: Nübüvvet Ve Vel’ayet Deryâsından Nasihatler – 2

Reklamlar