göldeki çiçeğin yansıması

Resûlullah (sav) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurur:

“Allah’ın yarattıkları hakkında düşünün, Allah (cc) hakkında düşünmeyin; çünkü siz O’nu hakkıyla takdir edemezsiniz.” (Câmiu’l-Ehadis ve’l-Merfasil, h.25793)

Cenâb-ı Hakk’ın künhünü düşünme hakkımız yoktur. Rabıta O’nun künhüne izafe olduğu için bu zor işte kullarını vesile kılar. Böylece bunu peygamberleri vasıtasıyla kolaylaştırdığı gibi, sevgili dostları vasıtasıyla daha da kolaylaştırarak yaygınlaştırır. Rabıta, esas itibariyle Allah’adır. Ancak Allah’a doğrudan rabıtanın zorluğu dolayısıyla O’nun has kullarına yapılır.

Tebliğ konusunda Hz. Allah’ın her şeye gücü yettiği halde insanoğluna kendi cinsinden elçiler göndermiştir. Rabıta, bu emir silsilesinin hatırlanmasında manevi bir vazife icra etmektedir.

Bu yönüyle evliyaullaha yapılan rabıta bir zarurettir; zira mümin Hakk’a yönelebilmek için müşahhas bir mürebbiye ihtiyaç duyar. Kalbi mamur olmuş bir Allah dostuyla hem zahiren, hem de batınen beraber olmadıkça kalp aynasını parlatamaz. Mürid, zahiren mürşidinin yanında olmadığı zamanlarda rabıtasıyla mürşidinden istifade eder. İbadetinde, namazında, tazarru ve tâatinde mürşidini düşünerek onun gibi ibadet etmeye, namaz kılmaya, tâatte bulunmaya gayret eder. Böylece mürşidinin haline bürünmeye, kalbiyle ünsiyet kazanmaya, maneviyatından istifade etmeye çalışır. 

Rabıta, kişiyi Cenâb-ı Hakk’a ulaştırır. Buna önem verildiğinde Allah’a vuslat kolay olur. Hafife alındığında ise seyr-i sülûkta duraklama ve gerileme baş gösterir.

Cenâb-ı Hak, rabıta yapılmayı hak eden ehil kullarına izin vermek suretiyle diğer kullarının kendisine yönelmesini kolaylaştırmıştır. Zira onların vazifesi, kendine teveccüh eden kişiyi Peygamberin sünnetine ve emr-i İlâhi’ye ram etmektir. Yoksa kendilerinde bir varlık-benlik görmek değildir.

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl

Reklamlar