kalpteki güller

Murakabe lügatte; gözetlemek, kontrol altında bulundurmak, inceleyip vaziyet almak, iç alemine bakmak, nefsi kontrol ederek ondan gafil olmamak anlamlarındadır. Tarikat terimi olarak murakabe şu şekilde tarif edilmiştir:

Murakabe; Cenâb-ı Hakk’ı eserleriyle düşünmek, Hazreti Allah’a kalp niyazı ile bakmak, Allahu Teâlâ’nın her şeyden haberdar olduğunu bilmek ve bu hal üzere devam ederek Allah’tan yardım beklemektir. Kalbi kötülüklerden korumak için kendini kontrol altında bulundurmaktır.

Tarikatta gerçek murakabe; Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etme alışkanlığını elde etmeye çalışmaktır. Murakabe, marifetin kalpte uyandırdığı bir haldir. Bu, kalbin devamlı olarak murakıbı düşünmesi, O’na yönelip O’nunla meşgul olması demektir. Bu hal netice olarak azalarda ve kalpte salih ameli meydana getirir.

İlm-i ledün ile ilgili pek çok eserde murakabeye misal olarak meşhur Cibril hadisi örnek gösterilir. Bu hadisin son kısmında Peygamber (sav) efendimizin “ihsan” ile ilgili açıklaması murakabeyi tanımlar. Cebrâil (as): “Bana ihsan hakkında bilgi ver.” deyince Allah Resûlü (sav) şöyle buyurdu: “İhsan, Allah’ı gözlerinle görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmesen de muhakkak ki, O seni görüyor.” (Müslim, İman 1; Nesâi, İman 5, h. 4988; Ebu Davud, h. 4695; Tirmizi, İman 4, h. 2610)

Bu hadis-i şerifin ilk bölümünde kulun Allah’ı murakabesinden, ikinci bölümde ise Allah’ın kulunu murakabesinden söz edilir. Hadis-i şerife göre iki nevi murakabe vardır:

1- Kulun Hak Teâlâ’nın kontrolünde olduğunu bilmesi ve O’nun rızasını gözetmesidir. Buna kulun Hak için murakabesi denir.

2- Hz. Allah’ın, kulunu göz açıp kapayıncaya kadar nazarından uzak bırakmamasıdır. Çünkü kulun bünyesinde günaha meyletmeyi telkin edici unsurlar vardır. İşte maalvücud masivayı gözünden ve gönlünden çıkararak Cenâb-ı Hakk’ın cemi eşyayı muhit olduğunu mütalaa ve tefekkür etmeye murakabe denir.

Ubudiyet, teveccüh ve murakabe sahibi olan müşahede ehlinin sıfatıdır. Nefsini tezkiye etmeyenin ibadeti sahih olmaz. Allah hakkında tefekküre dalma, mümin için Allah’ın eserlerini düşünmedir.

Kulun amel ve ibadet eksikliğini iyice hatırlayıp Rabbine karşı vazifesini noksan yaptığına inanarak “hatalıyım” diye düşünmesi tevazudur. Bu bir nevi nedamettir, yani tevbedir.

Kulun kendi muradını terk ederek Allah’ın muradında kulluk vazifesini yerine getirmesi, murakabe edip kul olduğunu bilmesi amel derecesinde yükselmek demektir. Murakabe emrolunanı yapmak, nehyolunanı terk etmek demektir.

Kaynak: Rabıta Risalesi, Miftâhu’l-Usûl

Reklamlar