Din Nasihattir Hadis-i Şerifinin Açıklaması

2 Yorum

mor laleler ve gökyüzü

Fahr-i Kâinat (sav) efendimiz buyuruyor ki:

“Din nasihattir; Allah’a, Kitabına, Resûlüne, Müslümanların imamlarına ve bütün Müslümanlara.” (Tirmizi, Birr 17, h.1927; Müslim, c.1, İman 95 (55); Ebu Davud, Edeb 59, h.4944)

Hadis-i şerifin manası şudur ki, dinin direği ve kıvamı nasihatten ibarettir. Nitekim “Hac Arafat’tır” denildiği gibi; ahaliye nasihat etmek, din ve dünyalarına faydalı olan şeyleri kendilerine göstermek, onlara öğretmek, kusurlarını görmezlikten gelmek, onlara eza etmemek, yardımlarına koşmak, zararlarını gidermek, iyiliği emir ve kötülüğü nehyetmek, büyüklere hürmet ve küçüklere şevkatte bulunmak, aldatmamak, haset etmemek, kendisi için dilediğini onlar için de dilemektir. Kötü gördüğünü onlar için de kötü görmek, onların mallarını canlarını müdafaa etmek, kendilerini bu sayılan şeylerle ahlaklanmaya teşvik etmek ve taatlerini yerine getirmek için neşelerini artırmak, öğütten geri kalmamaktır.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Teheccüd Namazının Fazileti

Yorum bırakın

şık bir gül

Allahu Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur:

“(Habibim ya Muhammed!) Gecenin bir vaktinde kalkıp kendine mahsus nafile bir ibadet olarak da namaz kıl ki, (Kur’ân ile teheccüd namazı kıl) Rabbin seni (övülmüş bir makama, şefaat makamı olan) Makam-ı Mahmûd’a yükseltsin.” (İsrâ, 79)

İslamın ilk zamanlarında gece namazı kılmak için kalkmak hem Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e, hem de müminlere farz idi. Beş vakit namaz farz kılınınca teheccüd namazının hükmü sünnet oldu. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz hakkında ise farziyeti sabit kaldı. Peygamber (sav) efendimiz teheccüd namazına devam ederlerdi.

Yatsı namazından sonra daha uyumadan veya çok az bir miktar uyuduktan sonra kılınan namaza salat-ı leyl, yani gece namazı denir. Gecenin ilerleyen vaktinde uykudan kalkıp kılınan namaza ise teheccüd namazı denir.

Bu namaz iki rekattan sekiz rekata kadardır.

Her iki rekatta bir selam verilmesi efdaldir.

Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz muhtelif hadis-i şeriflerde gece namazını ve gece uykudan kalkarak teheccüd kılınmasını tavsiye etmiş ve bu namazın fazileetini müjdelemiştir:

“Size geceleyin kalkmayı tavsiye ederim; çünkü o, sizden önce yaşayan salihlerin adetidir. Rabbinize yakınlık (vesilesi) dir. Günahlardan koruyucudur, kötülüklere kefarettir, bedenden hastalığı kovucudur.”

“Sizden biriniz uyuyunca şeytan ensesine üç düğüm atar. Her düğümü atarken  düğüm yerine eliyle vurarak ‘Üzerine uzun bir gece olsun, yat.’ dileğinde bulunur. Adam uyanır ve Allah’ı zikrederse bir düğüm çözülür, abdest alacak olursa bir düğüm daha çözülür, namaz kılarsa bütün düğümler çözülür ve böylece canlı ve hoş bir hâlet-i ruhiye ile sabaha erer. Aksi halde habis ruhlu (içi kararmış) ve uyuşuk bir halde sabaha erer.”

“Gece ibadet etmenin değeri Allah (celle celâlühû) katında çok yüksektir.”

“Teheccüd namazı kabir gecelerinde ve berzah karanlığında ışık olur.”

“Teheccüd namazı kabirde arkadaştır.”

“Teheccüd namazı mümini Allah’a yakınlaştırır, Allah’ın rahmetini celb eder, kötülüklere, günahlara kefaret ve örtü olur.”

“Teheccüd  namazı kötülüklerden ve günahtan alıkoyar.”

“Teheccüd namazı kılmak üzere gece kalkan insan, gönlü rahat olarak sabahlar.”

Gece namaz kılarken uyku galebe çalsa dahi sevabı yazılır ve uykusu sadaka hükmüne geçer.”

“Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de; Namazın kötü ve çirkin işlerden koruyacağını (Ankebut, 45), iyi amellerin kötü amelleri gidereceğini (Hud, 114) vaat etmektedir.”

“Gece namazı kılmak bedenden hastalıkları çıkarır, sıhhate vesile olur.”

“Kişi gece kalkıp da Allah’ı zikredince gaflet düğümü çözülür, abdest alınca necaset düğümü çözülür, namaz kılınca tembellik düğümü çözülür.”

Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz, Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh)’ın şahsında ümmetine hitaben şöyle buyurmuşlardır:

“Ya Ebâ Hüreyre! Eğer hayattayken, ölünce, mezarda ve yeniden dirilince Allah’ın rahmetinin seninle birlikte olmasını istiyorsan geceleyin Allah rızası için kalk, namaz kıl. Ya Ebâ Hüreyre! Evinin köşelerinde namaz kılarsan evinin aydınlığı gökte takımyıldızları gibi ve dünya halkı için de yıldız gibi olur.”

Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz, kulluğun en yüksek mertebesinde idi. Buna rağmen O, teheccüd namazına ömür boyu devam etmiştir. Gece kalkar, ayakları şişene kadar namaz kılardı.

“Ya Resûlallah! Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını affetti. Kendini niçin bu kadar yoruyorsun, denildiğinde, Allah’a layık bir kul olmayayım mı, cevabını vermişlerdir.”

Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz böyle yaparsa bizim kulluk vazifemiz elbette daha fazla olmalıdır. Bunca nimetleri yiyip içmekteyiz, sıhhat ve afiyetteyiz, Cenâb-ı Hak bizlere nice mal mülk vermiş. Niçin bunlara bir şükür ifadesi olarak geceleri kalkıp iki rekat olsun namaz kılmayalım?

Cenâb-ı Hak, böyle faziletli nice ibadetleri yapmayı Ümmet-i Muhammed’e nasip eylesin. Âmin..

Kaynak: Miftâhu’s-Sâdıkîn

Peygamber (sav) Efendimize Salavat Getirmenin Fazileti

Yorum bırakın

Hz. Muhammed (sav) ve gül

Resûl-i Ekrem (sav): “Bana salavat okuyunuz. Salavat sizin için zekattır. Benim için Allah’tan vesile talep ediniz.” buyurdu. Ashab: “Ya Resûlallah, vesile nedir?” dediler. Efendimiz şöyle anlattı: “Cennetin en yüksek derecesidir. Ona bir kişi nâil olacaktır. Ümit ederim ki o, ben olurum.” (Câmiu’lEhadis ve’l-Merâsil, h.13548)

“Benim üzerime salavat-ı şerife getiren her mümine, salavat getirdiği sürece melekler salavat götürür, istiğfar eder ve duada bulunurlar. Kul salavat-ı şerifeyi az söylese de, çok söylese de Allah (cc) ecrini artırır.” (İbni Mâce, İkâmeti’s-Salâ 25, h.907)

“Nebiye bir kez salavat getiren kimseye Allah melekleriyle beraber yetmiş kez salât eder.” (et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, Zikr 23, h. 2577; Câmiu’l-Ehâdis ve’l-Merâsil, h. 22343)

“Kim Allah’a hoşnut olarak kavuşmak isterse bana çok salât ve selam getirsin.” (Ramuzu’l-Ehadis, h. 5274, Deylemi’den)

“Fedâle b. Ubeyd (ra) der ki:

“Resûlullah (sav) bir adamın namazdan sonra Allah’a hamd etmeden, O’nu takdis etmeden ve Resûlullah Aleyhisselâm’a salât ü selam getirmeden dua ettiğini işitti ve “Şu adam acele etti.” dedi. Sonra onu çağırdı ve ona şöyle buyurdu:

“Biriniz dua ederken, Allahu Teâlâ’ya hamd u sena ile başlasın, sonra da Peygamber (sav)’e salât okusun, sonra da dilediğini istesin.”  (Ebu Davud, Salâ 358, h. 1481; Tirmizi, De’avat 66, h. 3473-3475; Nesâi, c.3, s.44)

“Vefatımdan sonra sizden kim bana selam gönderirse Cebrâil bana gelir ve şöyle der: ‘Ya Muhammed, ümmetinden falan kimsenin sana selamı var.’ Buna karşılık ben şöyle selam alırım: ‘Benden de ona selam olsun. Ayrıca onun için Allah’tan rahmet ve bereket dilerim.”

Abdullah b. Mes’ud (ra) diyor ki:

“Resûlullah Aleyhisselâm, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer (ra) beraber otururlarken ben namaz kılıyordum. Allah’ı sena ile zikretmeye başladım ve arkasından Resûlullah (sav)’a salavat okuyarak devam ettim. Sonra kendim için duada bulundum. (Bu tarzımı beğenmiş olacak ki) Hz. Peygamber (sav): ‘İşte istediğin veriliyor. İşte istediğin veriliyor.’ buyurdu.” (Tirmizi, Cuma 63, h.593)

Hz. Übey b. Ka’b (ra) anlatıyor:

“Resûlullah (sav) birisine dua edeceği vakit önce kendisine dua ederek (salavat getirerek) başlardı.” (Tirmizi, De’avat 10, h. 3385)

Resûlullah (sav) efendimizin salavat hakkında “Sizin için zekattır.” buyurması şu manaya gelir: Salât u selam okumak sizin için temizliktir, günahlarınıza mağfirettir. Resûlullah (sav)’a salavat için şefaatinin umulması dışında bir sevap olmasa dahi, akıllıya düşen ondan gafil olmamasıdır. Kaldı ki, onda günahların bağışlanması vardır ve onda, Allah’tan salavat vardır!

“Peygamberleri anmak ibadet sayılır, salihlerden söz etmek günahlara kefaret sayılır. Ölümü hatırlamak sadakadır. Cehennemi hatırlamak cihad sayılır, kabri hatırlamak sizi cennete yaklaştırır, kıyameti hatırlamak sizi ateşten uzaklaştırır, en üstün ibadet hileleri bırakmaktır. Alemin sermayesi kibri terk etmektir. Cennetin sermayesi ise hasedi terk etmektir. Günahlara karşı pişmanlık duymaksa gerçek tevbenin ta kendisidir.” (Ramuz, s.286, h. 3580)

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd

Teyemmümün Sünnetleri

Yorum bırakın

Ayasofya

1- Evvela Besmele çekerek başlamak.

2- İki elin parmakları açık olduğu halde, temiz toprağa vurup önce ileri sürüp sonra geri çekmek.

3- Elleri toprağa vurup kaldırdıktan sonra fazla toz varsa ellerini birbirine vurarak silkelemek.

4- Tertibe riayet etmek. ( Önce yüzü, sonra kolları mesh etmek)

5- Fasıla vermemek.

Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd

Peygamber (sav) Efendimizin Minberde Üç Kez Amin Demesi

Yorum bırakın

Güzel Ravza

Ka’b b. Ucre (ra) der ki:

“Resûl-i Ekrem (sav), minberin yanına geliniz, buyurdu. Geldik. Minberin birinci basamağına çıktı, âmin, dedi. İkinci basamağına çıktı, âmin, dedi. Üçüncü basamağına çıkınca yine âmin dedi.

Minberden inince: “Ya Resûlallah, bugün sizden daha önce işitmediğimiz bir şey işittik. Bunun sebebi nedir?” dedik. Cevaben şöyle buyurdular:

“Cibril (birinci basamakta) bana geldi ve ‘Ramazana kavuşup da orucunu tutmak suretiyle bağışlanmayan kimse ilahi rahmetten uzak olsun!’ dedi. Ben, âmin, dedim. İkinci basamağa çıktığımda Cebrâil: ‘Yanında anıldığında sana salavat getirmeyen ilâhi rahmetten uzak olsun!’ dedi. Ben de, âmin, dedim. Üçüncü basamağa çıktığımda Cebrâil: ‘Ana babasının veya onlardan birinin yaşlılığına yetişip de onlara hizmet edip rızalarını almak suretiyle cennete giremeyen ilahi rahmetten uzak olsun!’ dedi. Ben de, âmin, dedim.” (Tirmizi, c.5, h.3545; Müstedrek, c.4, h.7256

Kaynak: Miftâhu’t-Turuk

Hac İbadetini Yerine Getirebilmek İçin Gerekli Şartlar Nelerdir?

Yorum bırakın

çöl hayatı

Hac ibadetinin yerine getirilebilmesi için bazı şartlar vardır:

Bir kimseye haccın farz olması için onun Müslüman, akıllı, baliğ (ergen), hür ve sağlıklı olması; yol güvenliğinin bulunması, hac mevsimine yetişmiş olması; can, mal ve namus güvenliğinin sağlanmış olması, ekonomik yönden hac görevini yapma imkanına sahip bulunması gerekir. 

Son şart, hac yolculuğuna çıkacak kişinin gidip dönünceye kadar hem kendisinin, hem de bakmakla yükümlü olduğu kimselerin sosyal seviyelerine uygun biçimde geçimlerini sağlayacak mali güce ve hac için yeterli zamana sahip olması anlamına gelmektedir.

Yukarıda zikredilen şartları taşıyan kimsenin yapacağı haccın geçerli olabilmesi için; ihrama girmesi (niyet edip telbiye getirmek), haccı belirlenen zaman içinde yapması ve hac menâsikini belirlenen mekanlarda yapması gerekir.

Kaynak: Nübüvvet Ve Velâyet Deryâsından Nasihatler – 2

Kul Kalbin Zikri Mertebesine Lisan Zikri İle Vasıl Olur

Yorum bırakın

tesbih çeken kişi

Zikir iki nevidir: Dilin zikri, kalbin zikri. Kul, kalbin zikri mertebesine lisan zikri ile vasıl olur. Kalpleri aydınlatma ve feyzleri çoğaltma ancak kalp zikrinin tesiri ile hasıl olur. Kul, hem dille hem de kalple zikir halinde olursa sülûk halinde kemal vasfına ulaşmış olur.

Belli bir vaktinin olmayışı zikrullahın özelliklerindendir. Mümin, bütün vakitlerinde Allahu Teâlâ’yı zikretmekle memurdur.

Ya farz veya nafile olarak zikrin yapılmadığı bir zaman yoktur. Namaz bütün ibadetlerin en şereflisi iken bazı vakitlerde kılınması caiz değildir. Halbuki zikre her halükarda devam edilir.

Allahu Teâlâ:

“Onlar ki ayaktayken, otururken ve yanları üzere yatarken Allah’ı zikrederler.” buyurmuştur. (Âl-i İmran Sûresi, ayet 191)

Zikrin bir diğer özelliği, zikre zikirle mukabele edilmiş olmasıdır. Allahu Teâlâ:

“Beni zikrediniz ki, ben de sizi zikredeyim.” buyurmuştur.

Kaynak: Miftâhu’t-Turuk

Çok Konuşan Çok Yanılır

Yorum bırakın

daldaki kuş

Hz. Ömer (ra) şunu söylerdi:

“Çok konuşmayın. Çünkü çok konuşan çok yanılır, çok yanılan çok günah kazanır, çok günah kazanan da cehenneme gider.”

Kaynak: İhyâ’u Ulûmid’dîn / İmam-ı Gazali (ra)

Herkes Yaptığı İşin Karşılığını Niyetine Göre Alır

Yorum bırakın

şık bir gül demeti

Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah’a ve Resûlü’ne varmak, onlara hicret etmek ise, eline geçecek sevap da Allah’a ve Resûlü’ne hicret sevabıdır. Bizim de gayemiz önce Allah’ın rızası, sonra Habib-i Kibriya’nın şefaatidir.

Allah’a iman eden, ahiret gününde kurtuluş için ümit besleyen ve Allah’ı çokça zikredenler için Resûl-i Ekrem (sav) efendimiz en güzel örnektir. O’nun halleri, sözleri ve hayatı; müminler için sapasağlam bir kulp, kopmayan bir ip, sönmeyen bir ışık, şaşmayan bir yoldur.

Allah’ın rahmeti tevhid ehli ile beraberdir, çünkü Allah onların hidayetlerini artırmış ve onlara kötülükten sakınma çarelerini ilham etmiştir. En güzel akıbet de takva sahiplerinindir. Çünkü onlar, çirkinlikleri örten ve gönülleri Hakk’ın boyasıyla süsleyen takva elbisesini giymişlerdir. 

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl

Yatağa Giren Bir Kimse Gününü Nasıl Geçirdiğini Düşünmelidir

Yorum bırakın

karanlık ve gül

Resûlullah (sav) efendimiz buyurdu ki:

“Rabbim bana dokuz şeyi emretti:

1- Gizlide de, açıkta da Allah’tan korkmamı.

2- Öfke ve rıza halinde adaletli söz söylememi.

3- Fakirlikte de, zenginlikte de iktisat yapmamı.

4- Benden kopana sıla-i rahim yapmamı.

5- Beni mahrum edene vermemi.

6- Bana zulmedeni affetmemi.

7- Bakışımın ibret olmasını.

8- Doğru ve güzel olanı emretmemi.

9- Susmamın tefekkür, konuşmamın ise zikir olmasını.” (Rezin tahric etmiştir).

Yatağa giren bir kimse gününü nasıl geçirdiğini düşünmelidir. Eğer hayırla kapadıysa onun için Allah’a hamd  etmelidir. Günah işlemişse istiğfarda bulunmalı, günahından pişmanlıkla dönmelidir. Bunu yapamayan kişi, ömür sermayesini boşa harcayan müflis tüccara benzer.

Kaynak: Rabıta Risalesi / Miftâhu’l-Usûl

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: