Allah Resûlü (sav) Kendisine Sunulan Dünyevi Kısmetlere Asla Meyletmedi

Yorum bırakın

Mescid-i Nebevi

Allah’ın yakınlığı ile her şeyden müstağni olduğun zaman artık O sana lütfunu saçar. Kısmet kapılarını açar. Lütuf, rahmet ve nimet kapılarını açar. Seni önce bazı dünyalıklardan mahrum bırakır. Hemen peşinden de dünyayı sonuna kadar önüne serer. Fakat dünyanın bütün nimetleriyle sonuna kadar ortaya dökülmesi, veliler ve sıddıklar arasında pek nadir kişiler içindir. Zira Allah onların takva derecesini bilit. Dünyanın bütün nimetleriyle ve sonuna kadar önlerine serildiği kişiler, kalplerini Allah’tan başka hiçbir şeyin meşgul edemediği kişilerdir. İşte Allah, dünyayı her şeyi ile ve sonuna kadar ancak bu vasıflardaki evliyanın ve sıddıkların önüne serer. Evliyanın ekserisi ise, dünyevi nimetler yönünden darlık ve sıkıntılar içindedir. Zira şanı yüce olan Allah; veli ve sıddık kullarının zamanlarını kendisine hasretmelerini, hep kendisine gelmelerini ve daima kendisini aramalarını sever. Diğer taraftan, eğer şanı yüce olan Allah onlara dünyayı ve dünyevi nimetleri sonuna kadar saçmış olsa, bu durumda onlar Allah ile beraber olmayı ihmal edip dünya ile ve dünyevi nimetlerle meşgul olabilirler. Galip olan da budur. Önüne dünya ve dünyevi nimetler sonuna kadar saçılmış bir kişinin bunlarla meşgul olmaması ve hep Allah ile beraber olması pek nadirdir. Nadir olan bir şeye ise hüküm taalluk etmez. 

Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem, dünya bütün nimetleriyle önüne serildiği halde ona asla iltifat etmeyen ve Allah ile birlikte olmaktan bir an dahi geri durmayan kişiler cümlesindendir. Allah Resûlü (sav), kendisine sunulan dünyevi kısmetlere asla meyletmedi. Kemâl-i zühd ve takvadan hiç ayrılmadı. Dünyevi nimetlerden yüz çevirmeyi tam bir zühd ve takva içinde yaptı. O derece ki, yeryüzünün hazinelerinin bütün anahtarları kendisine arz edildiği halde O, bunları reddederek şöyle dedi:

“Ya Rabbi! Beni, senden başka hiçbir şeye gönül vermeyen birisi olarak yaşat. Senden başka hiçbir şeye gönül vermeyen birisi olarak öldür. Senden başka hiçbir şeye gönül vermeyenlerle birlikte haşreyle, dirilt.”

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Reklamlar

İhlaslı Oluşun Alameti Nedir?/Abdülkadir Geylani (ks)

Yorum bırakın

5691174_stock-photo-flowers-on-a-swing

Nefsin yiyeceği vardır, kalbin yiyeceği vardır, sır – özün yiyeceği vardır. İşte bunun içindir ki, Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyururlar:

“Ben Rabbimin yanında olmaya devam ederim. O beni yedirir, içirir.”

Hadisin izahı şudur:

“Allah benim özüme manaları yedirir. Ruhuma ruhaniyet yedirir. Beni, bana has gıdalarla besler.”

Resûl aleyhisselâm, önce hem kalbi hem de bedeni ile miraç etti. Daha sonra beden bu miraçtan alıkonuldu ve kalbi ve sırrı ile miraç etmeye yani yücelmeye başladı. Bütün bu esnada O, hep insanlar arasındaydı.

İşte onun ilim ile ameli, ihlas ile halka öğretmeyi bir arada götüren hakikat varisleri de böyledir. 

Ey Ahali! Allah dostlarının yediklerinden kalanları yiyiniz, kaplarındaki içecek bakiyelerini içiniz. Ey ilim erbabı olduğunu iddia eden kişi! İyi bil ki, amelsiz ilminin hiçbir değeri yoktur. İhlassız amelinin de bir değeri yoktur. Zira ihlassız amel ruhsuz bir cesetten ibarettir.

Senin ihlaslı oluşunun alameti insanların seni övmelerine veya yermelerine aldırış etmemendir. Eğer ihlas sahibi isen; insanların seni methetmelerine de, kötülemelerine aldırmazsın. Onların elindekilere göz dikmezsin. Bilakis, rubûbiyete hakkını verirsin. Nimet için değil nimeti veren için, mülk için değil mülkün sahibi için, bâtıl için değil hak için amel edersin.

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî  / Abdülkadir Geylani (ks)

Kabul Olunan Ameller

Yorum bırakın

zarif ağaç

Amellerin hususunda nefsine, hevai duygularına, şeytana ve dünyevi amellerine karşı geldiğin takdirde Allah senin amellerini kabul buyurur. Öyleyse güzel ameller işle. Bunlarda ihlaslı ol. Amellerinle asla böbürlenme. Onlarla mağrur olma. Senin ancak Allah rızası için yaptığın amellerin kabul olunur. İnsanlara gösteriş yapmak ve onların teveccühünü kazanmak için yapmış olduğun ameller ise kabul olunmaz.

Kaynak: Fethu’r – Rabbani / Abdülkadir Geylani

 

 

 

 

 

.

 

Rızık Ve Geçim Endişesini Kalbinden Çıkar

Yorum bırakın

bahçede gül

Ey Oğul! Davran. Aziz ve Celîl olan Allah’ın senden razı olmasına ulaş. Zira hiç şüphe yok ki, eğer O senden razı olursa bil ki seni sevmiştir. 

Rızık ve geçim endişesini kalbinden çıkar. Zira sen gönül huzuru içinde çalıştığın müddetçe zorluksuz ve sıkıntısız olarak senin rızkın Allah’tan gelecektir. 

Kalbindeki, düşünceleri, tasaları, endişeleri at. Tek bir tasan olsun, o da Allah’a layık bir kul olup olamama endişesi olsun. İşte bu mertebeye ulaştığın an, bütün diğer tasalarına Allah kâfidir. Onları O karşılar ve senden yok eder. Senin tasan, senin ulvî gayen, senin için en mühim olandır.

Eğer bütün tasan dünya ve dünyalık ise, bütün himmet ve gayretini dünyaya hasrediyorsan, sen dünya ile berabersin. Dünya ile haşır neşir olursun.

Eğer bütün tasan ahiret ise, bütün himmet ve gayretini ahiretini kazanmaya hasredersen, sen ahiretle berabersin.

Eğer bütün tasan insanlar ise, bütün himmet ve gayretini onlara harcıyorsan, sen onlarla berabersin..

Eğer bütün tasan Allah ise, bütün himmet ve gayretini O’na lâyık bir kul olmaya hasrediyorsan, sen dünya ve ahiret O’nunla berabersin.

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Tefekkür Kalbin Yapacağı İşlerdendir

Yorum bırakın

ilginç bitki

Kendini Allah’ın takdiratına teslim et. Sonra da O’nunla birlikte ol. Nasıl ki bir binanın önce bir temele sonra da duvarlara ihtiyacı varsa, aynen bunun gibi herbir işin de önce bir temele, sonra da bir yapıya ihtiyacı vardır. Senin yolunun temeli Allah’ın takdiratına teslim olmak, yapısı da O’nunla birlikte bulunmaktır. Sen bu esasa yapış ve bir ömür boyu gece gündüz buna devam et.

Kendi hakkında, kendi üzerinde düşün, tefekkür et. Tefekkür kalbin yapacağı işlerdendir. Eğer kendin için bir iyilik görürsen, bir iyiliğe nâil olursan şanı yüce olan Allah’a şükret. Tersine, eğer bir kötülük görürsen ondan ötürü de tevbe et. İşte bu tefekkür sayesinde dinin ihya olur, dirilir, şeytanın da ölür. İşte bu tefekkür sayesinde din ihya olduğu ve şeytan da öldüğü için şöyle denmiştir:

“Bir saatlik tefekkür, bir gecelik ibadetten daha hayırlıdır.”

Ey Ümmet-i Muhammed!

Aziz ve Celîl olan Allah’a şükrediniz. Zira O, sizden önceki ümmetlere nispetle sizin az bir amelinize razı oldu. Sizden önce gelip geçmiş ümmetler, sizin mükellef tutulmuş olduğunuz amellerden çok daha fazlasıyla mükellef tutulmuşlardı. Siz, dünyaya geliş itibarıyla ümmetlerin en sonuncususunuz. Buna rağmen kıyamet günü de haşredilen ümmetlerin ilki olacaksınız. Sizden hangi kimse ki günahkar olmaz ve Allah’ın huzuruna kalb-i selim ile varırsa, diğer ümmetlerden hiçbir fert onun dengi olamaz. 

Siz âmirlersiniz. Diğer ümmetlerin fertleri ise tebâ durumundadır..

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Esasen Halvette Kalp Ve İç Alemi Mühimdir

Yorum bırakın

dağ evi

Allah dostları işittikleri ile amel ederler. Sırf Allah rızası için işledikleri ameller onları Aziz ve Celîl olan Allah’a yaklaştırır. Onlar vasıtasız olarak, sırf kalp kulakları ile Allah’ın öğütlerini dinlerler. Bu, halktan uzak bulundukları, uykuda oldukları ve Allah’ın huzurunda ve uyanık oldukları zamanlardadır.

Kalbin manevi, ahlaki sıhhate kavuştuğu zaman halka karşı daima gâib ve uykuda olur, Hakk’a karşı ise daima uyanık ve huzurda bulunursun. Bu safhaya gelmiş bir kişinin görünürde insanlar arasında bulunduğu halde halvet halini yaşıyor olması mümkündür. Esasen halvette kalp ve iç alemi mühimdir, bundan dolayı bir mümin zahiren insanlarla haşır neşir olup dururken de halvet halini devam ettirebilir. Nitekim eğer senin kalbin manevi, ahlaki sıhhate kavuşmuşsa, halkın arasında bulunduğun anlarda bile vâridat-ı ilâhiye mazhar olabilirsin. Özüne Allah’ın hikmetleri gelebilir.

Öz-sır, marifet nurlarını kalbe boşaltır. Kalp, nefs-i mutmainne’ye boşaltır. Nefs-i mutmainne dile boşaltır. Dil de halka yani insanlara boşaltır. O’nun için kişi insanlara bu vasıflarda hitap edebilecek bir mertebeye gelmişse ne âlâ. Aksi halde kendini bu vazifeye ehil görmemeli ve konuşmamalıdır.

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Tevbe Sıhhatli Olduğu Takdirde İman Da Sıhhatli Olur

Yorum bırakın

fil ve barış

Tevbe sıhhatli olduğu takdirde iman da sıhhatli olur ve ziyadeleşir. Ehl-i sünnet nazarında, iman ziyadeleşir de, noksanlaşır da. taat ve ibadetlerle ziyadeleşir, günah ve masiyetlerle de noksanlaşır. Fakat bu, avam hakkında böyledir. Havasa yani Allah dostlarına ve tasavvuf ehline gelince, onların imanı kalplerinden fanilerin çıkmasıyla ziyadeleşir, oraya fanilerin girmesiyle de noksanlaşır. Onun için tasavvuf ehli ve Allah dostları kalplerine Allah’tan başka şeylerin sevgisini asla sokmazlar. Onların imanı kendilerinin Allah ile sükunet bulmalarıyla artar, O’nun gayrı şeylerle sükunet bulmaları halinde ise eksilir, noksanlaşır. Onlar ancak Rablerine tevekkül ederler, ancak O’nunla emin olurlar, O’nunla kuvvet bulurlar, ancak O’na dayanırlar,O’na güvenirler, ancak ve sadece O’ndan korkarlar. Yine ancak O’na döndürüleceklerdir. Yalnız O’nu tevhid ederler, yalnız ve sadece O’na güvenirler. O’na bir başkasını asla ortak koşmazlar. Bu hususta denemeye tâbi tutulurlar. Onların tevhidi kalplerindedir. İnsanları idare edişleri de zahirleri itibariyledir. Kendilerine karşı herhangi bir cahillik yapıldığı zaman, onlar buna mukabil cahillik etmezler, cahilce davranmazlar. İzzet ve Celâl sahibi Allah, onlar hakkında şöyle buyurur:

“Kendilerine cahiller cahilce davrandıkları zaman onlar, “Allah selamet versin!” deyip geçerler, cahillerle cahillik etmezler.” (Furkan Sûresi, ayet 63)

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Allah’ın (cc) Nimetlerini Kabul Ve İtiraf

Yorum bırakın

çok şükür

Ey oğul!

Allah’ın nimetlerini kabul ve itiraf etmedikçe senin için kurtuluş yoktur. Nimetlerin itirafı seni Allah’ın tevhidine garkeder. Daha sonra seni O’nun tevhidinde yokluk mertebesine ulaştırır. Artık Allah’tan gayrısını görmez olursun.

Allah’tan şikayetçi olan, O’nunla tartışan ve didişip duran kişi O’nu nasıl sevmiş olabilir ki? Bu haller bulundukça Allah sevgisi bulunmaz. Allah aşkı ve şevki bulunmaz. Allah’a yakınlık hasıl olmaz.

Allah sevgisi hakikaten hasıl olduğu zaman, kader rüzgarları esince elem, keder duyulmaz. Muhabbet iyice yerleşince kadere itiraz ve onu töhmet altına sokma hevesleri ortadan kalkar. 

Attığın her adım kabre doğrudur. Kabre doğru sefer etmekte, kabre doğru yol almaktasın.

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Kul Da, Kulun Sahip Oldukları Da Mevlâsına Aittir.

Yorum bırakın

yerdeki güller

İzzet ve Celâl sahibi Rabbimiz Arş üstüne istivâ etmiş, bütün kainat üzerinde hakimiyetini kurmuştur. O’nun ilmi bütün eşyayı kuşatmıştır. Kainatı bütünüyle O var etmiştir. Kuran’da yedi ayet bu manadadır, bu hususları ifade etmektedir. Sırf senin cehaletin ve hamâkatın yüzünden onları yok addetmek benim için imkansızdır. Beni kılıcınla korkutmaya çalışıyorsun fakat ben asla korkmam. Beni malınla satın almaya çalışıyorsun, senin malında asla gözüm yoktur. Ben sadece ve ancak İzzet ve Celâl sahibi Allah’tan korkarım, O’ndan başkasından asla korkmam. Yalnız O’na ümit bağlarım, O’ndan başkasına asla ümit bağlamam. O’ndan başkasından hiçbir şey beklemem. Yalnız O’na kulluk ederim, O’ndan başkasına asla kulluk etmem. Yalnız O’nun için amel ederim, O’ndan başkası için asla amel etmem. Benim rızkım O’nun katındadır, O’nun elindedir. Her şey O’nundur. Kul da, kulun sahip oldukları da Mevlâsına aittir.

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Allah’a (cc) Yakınlığın Yolu Birinci Derecede Helal Lokmadan Geçer

Yorum bırakın

kuzine

Dört şey vardır ki, kalbin salâhı bunlarla kaimdir:

Birincisi: Yiyip içtiğine dikkat etmektir. Haram ve gayri meşru kazançlarla beslenmemek, haram lokmaya midede yer vermemektir.

İkincisi: Allah’a taat, ibadet ve kulluk için bütün meşgalelerden sıyrılmış bir zemin hazırlamaktır. Bu sıyrılış, kalbi bir sıyrılış olmalıdır.

Üçüncüsü: Ruhi, manevi, ahlaki asalet ve şerefini korumaktır.

Dördüncüsü: Kişinin Allah’a bağlanmasına engel olacak her türlü meşgaleyi terk etmektir.

Helal lokma meselesi gayet mühimdir fakat senin bundan haberin bile yoktur. Bu mesele, tam ve ileri derecede bir takva sahibi olmakla halledilir. Her an Allah’ın huzurunda bulunduğunu hissetmekle halledilir. Dinin hududunu ve esaslarını korumak için Allah aşkı ve şevki ile şevklenmekle halledilir.

Mümin yediği içtiği şeyler bahsinde şöyle bir durur. Onların helal olup olmadıklarına, helalinden ve alınteri ile kazanılıp kazanılmadıklarına, Kuran’a ve sünnete uyup uymadıklarına dikkatle bakar. O bilir ki, Allah’a yakınlığın yolu birinci derecede helal lokmadan geçer. Bundan başka, Allah’ın emri dahilinde emreder, nehyi dahilinde nehyeder. Allah’ın ilmi ile bilir, yardımı ile yardım eder.

Ölmeden önce Allah ile olan ahidlerinizi yenileyiniz..

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (ks)

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: