Dil İle Şükür

Yorum bırakın

mektup

Dil ile şükür; bütün nimetlerin Allah’ın olduğunu itiraf etmektir. Nefse, güç ve kuvvetine, halka bir pay çıkarman şükrü bozar. Birçok vasıta ile sana iyilik yapılabilir. Bunları da Allah tarafından yaratılmış birer sebep bilmen gerek. Çünkü dış görünüşte her ne kadar bazı sebepler ve deliller varsa da, bunların ötesindeki ilahi kudreti sezmen gerek.

Her şeyi yapan Allah’tır; yaratan, veren, getiren O’dur. O, şükredilmeye herkesten daha layıktır. Neden sebeplere bağlanmak doğru görülsün? Asıl sebebi de yaratan Allah olduğuna göre, şükre hak kazanacak olan da Allah (cc) olmalı değil midir?

Sana bir hediye gelse, o hediyeyi getirene mi bakman lazım? Ona mı nimet sahibi diye itibar göstermen gerek? Hayır, asıl o hediyeyi sana gönderene şükür ve saygılarını takdim etmen gerekir. Nimeti getireni görüp de onun esas sahibini unutuyorsan şu ayetin bildirdiği zümreye dahil olursun:

“Onlar dünya hayatının dışını bilirler, bunun ötesinden gafildirler.”

Akıllı kimse işin sonunu bilendir. Sebeplere bağlanan kısa akıllıdır. Dışa bağlanıp işin iç alemini unutmak bir cahillik sayılır.

Kaynak: Fütûhû’l-Gayb / Abdülkadir Geylani (ks)

Reklamlar

Abdülkadir Geylani (ks) Hazretlerinden Öğütler

Yorum bırakın

çuvalla gül

Allah’ın (cc) ve Peygamberin (sav) emirlerine uyun, şahsi arzularınıza uyarak ve hissiyatınıza mağlup olarak bidat yoluna sapmayın. İtaat edin, türlü ve bozuk yollara ayrılmayın. Allah’ı tevhid edin, O’na hiçbir zaman şirk koşmayın. Hakk’ı tenzih edin, itham etmeyin. Doğruluk karşısında şüpheye düşmeyin, tasdik edin. Hep birden kardeş olun, aranıza düşmanlık sokmayın. Doğruluktan nefret etmeyin, daima hak yolu ve yolcularını usanmadan arayın. Sonuna kadar çalışın, bekleyin, ümitsizliğe düşmeyin. Daima doğru yolda toplanın, birbirinizi sevin ki aranıza sevimsizlik girmesin. Yaptığınız kötülükleri bırakın, tevbe edin, bir defa yaptığınız hatayı ikinci defa yapmayın. İçinizi, dışınızı temiz tutun. Uğursuz, çıkmaz, karanlık bataklıklara düşmeyin. Rabbinizin taatiyle ruhunuzu bezeyin. O’nun kapısından ayrılmayın. O’ndan yüz çevirmeyin. Tevbenizi bozmayın. Gece gündüz Allah’a yalvarmaktan bıkmayın. Çünkü rahmet kapıları ancak bu yolda açılır. Hakiki saadeti bu yolda bulmanız mümkündür. Şu bataklık aleminde, ulvi ruhani aleme bu yoldan gitmeniz kâbildir. Hakk’a vuslat bu yoldadır. Rahat, huzur ve selamet evine buradan girilir. Öyle bir selamet evi ki; her çeşit binek orada, gözün görmediği her türlü hoşluk oradadır. Bu nimetlerden bıkmaz, usanmaz, bol bol yer içersiniz. O yerde sizin arkadaşlarınız peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihler olur. 

Allah (cc) cümlemize nasip etsin. (Amin)

Kaynak: Fütûhu’l-Gayb / Abdülkadir Geylani (ks)

Hu Geylani Geylani (ks)

Haram İmanı Örter Kalbi Karartır

Yorum bırakın

uçan yaprak

Çok yiyen kimse rahat ibadet yapamaz. Çok yiyen kimse oruca dayanamaz. Bilhassa haram yiyenler tam bir gaflet içinde ve ölü gibidirler. Az da olsa haram yiyene az yedi denemez. Haram şeyin azı da çok sayılır. Haramdan çok sakınmalıdır. Çünkü onun azı çoktur. Haram imanı örter, kalbi karartan odur. Alkollü içkilerin azı, aklı yıkmaya yettiği gibi, haramın da azı imanın ışığını söndürür. Zamanla iman ışığı sönerse ibadetin ve iyiliğin yaran kalmaz. Helal yemeli, helal içmeli. Helalin azı da yeter. Çünkü onunla gönül rahatlığı ile ibadet edilir.

Helal, nur üstüne nurdur. Haram, kir üstüne kirdir.

Helali de nefse uyarak yemek olmaz. Allah’ın emirlerine göre yiyip içmeli. Aksi halde bir nevi israf yolu seçilmiş olur; bu da yakışmaz.

Haram yemenin daima gaflet getireceğini ve ondan sakınmak gerektiğini bir daha hatırlatırız.

Fütûh’ûl Gayb / Abdülkadir Geylani (k.s)

Abdülkadir Geylani (k.s)’den Marifet Sırları

Yorum bırakın

iki kuş

İnsan ilk başta nefsine bakmalı; yapılışını incelemeli. Kainatta mevcut olan harikalara göz atmalı Onları bir bir tetkik etmeli. Bundan sonra Yaradanın varlığını istidlâl eylemeli. Çünkü kainatta bulunan bütün varlıklar Allah’a götüren birer yoldur. O’nun kuvvetini, kudretini belirten birer hikmettir. Güzel iş daima iyi bir ustaya delildir. 

Bu manayı daha iyi anlatmak için İbn-i Abbas’ın (r.a) bir açıklamasını anlatmak yerinde olur.

Önce bir ayet-i kerime meâli:

“Allah yeryüzünde olanların hepsini hizmetinize verdi.” / Casiye Sûresi, ayet 13

Bu ayetin tefsirinde İbn-i Abbas (r.a) şöyle der:

“Her şeyde Allah’ın isminden bir tanesi vardır. Ve her şeyin ismi Allah (c.c)’ın ismidir. Sen ise o isim ve sıfatların içindesin. Dışta olanlar O’nun kudretiyle olur. İç alemde olanlar O’nun hikmetiyle olur.

Allah, zatını sıfatlarla gizlemiştir. Sıfatını da işlerle örtmüştür. İlim, irade ile olur. İrade ise, hareketlerle ortaya çıkar. Sanat, yapanı sakladı. Sanat irade ile belirdi. O gizliliği içinde saklıdır. Nimetleri yeryüzünde zahirdir. Kudreti açıktır. Hiçbir şey O’na benzemez. O, görür ve işitir.”

İbn-i Abbas (r.a) Hazretleri burada marifet sırlarını açıklıyor. Bunları hiçbir yerde görmek mümkün değildir, bu gibi sözlere kolay rastlanılamaz. Bu büyük insana Peygamber (s.a.v) şöyle dua etmiştir:

“Ya Rabbi! Sen onu dinde fakih yap, tevil yollarını ona öğret.”

Allah bizi onların hayrına erdirsin, onlar arasında toplasın. (Amin)

Kaynak: Fütûhû’l Gayb / Abdülkadir Geylani (k.s)

İman Ağacı, Abdülkadir Geylani (k.s)

Yorum bırakın

elhamdülillah

Ey dünyalıktan mahrum kimse, zamana ve insanlara hoş görünmeyen ve onların bir yanda bıraktığı zavallı insan..

Ey sultanlar yanında hatırlanmayan ve dünya erbabı meclisinde ismi geçmeyen çaresiz adam..

Ey aç, cesedi çıplak, ciğeri susuzluktan yanmış bitkin..

Ey bütün ihtiyaçlarla sıkışan, kalbi darda kalan, gönlü kırılan, hiçbir maksadını yerine getiremeyen, gittiği kapıdan kovulan, mescit köşelerinde kalan, sokaklarda sürünmekle gününü geçiren adam..

Senin bu anlattığım hallerde:

– “Allah beni fakir etti, dünyayı elimden aldı. Beni perişan etti, terketti. Buğzetti. İşlerimi dağıttı. Hiçbir işimi yerine getirmedi. Bana ihanet etti. Dünyalık olarak yeter derecede mal vermedi. Şerefimi söndürdü. Padişahlar katında, arkadaşlarım arasında beni yükseltmedi. Halbuki başkalarına bol nimetler verdi, günleri geceleri o nimetler içinde geçer oldu. Halbuki hepimiz de Müslümanız. Babamız Adem, anamız Havva..Ben böyle olayım da onlar niçin öyle olsun?”

Gibi sözler sakın senin ağzından çıkmasın.

Senin bulunduğun hali anlatalım:

Bir defa Allahu Teâlâ’nın seni bu halde bırakması bir hikmeti icabıdır. Çünkü senin yaratılışında bir hürlük vardır. Allah tarafından sana sabır, rıza, muvafakat verilmiştir ki, bunlar en büyük nimetlerdir. Aynı zamanda iman, ilim, tevhid nurları sende vardır. İman ağacın daha eskimemiştir. Tohumları ve fidanları henüz çürümemiştir; kuvvetlidir, yaprağı boldur. Her gün dal salmakta, çeşitli gölgelik vermekte, ayrı ayrı yönlerden büyümekte ve meyve vermektedir. Senin çalı ile değnekle onu muhafaza etmene, büyütmene, beklemene lüzum yoktur.

Allah sana dünya işlerinde az, fakat rahat edeceğin şeyleri verdi. Ama ahirette hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiç kimsenin hatırına gelmeyen büyük nimetleri senin için hazırladı. Bunları orada sana çok bol olarak ihsan buyuracaktır. Ayet:

“Hiçbir nefis kendileri için öteki alemde hazırlananların neler olduğunu bilmez. Halbuki onları gayet mesrur edici şeylerdir. Yaptıklarına mükafat verilir…”

Bunun manası şudur:

Allah’ın emirlerine uydukları ve bu yolda devam ettikleri için bunlar kötülükleri bırakırlar. Allah’a teslim olur ve her işlerini O’na ısmarlarlar. İşte o büyük mükafata bu sebepten ererler..

Kaynak: Fütûh’ûl Gayb, syf. 92,93,94 / Abdülkadir Geylani (k.s)

 

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: