14 Şubat Sevgililer Gününe Müslümanca Bakış

4 Yorum

spor ayakkabılı gelin damat

Es-selamü aleyküm genç kardeşlerim,

Yarın 14 Şubat Sevgililer Günü diyorlar. Biz demiyoruz, diyenlerin kelamını söylüyoruz.  Bu konuda geliniz beraberce biraz düşünelim ve konuşalım inşallah..

Bundan çok da uzun olmayan bir zaman dilimi öncesinde ülkemizde aile yapısı oldukça farklıydı. Flört ve sevgili kavramı dini hassasiyeti olmayan ailelerde dahi kabul görmezdi. Özellikle babadan bir çekinme vardı, babam duyarsa, babam görürse korkusu vardı. Mahallelerde de bir otokontrol mekanizması yürürlükte idi. Utanma vardı, haya vardı. Bugün ise herşey çok farklı. Çok kısa bir sürede inanılmaz bir değişim ülkemizi sardı. İnsanlar modernleşme derdine düştüler. Yobazlık kelimesi bir piyon gibi öne çıkarıldı, çirkin bir elbise ile örtüldü ve insanlar yobaz yaftası yememek adına tavizlere başladılar. Dininden taviz, örfünden taviz derken bu günlere ulaşıverdik..

Bu günlere gelmenin en önemli  başrol oyuncularından birisi de televizyon ve diziler oldu kuşkusuz. Hani oscar verilse yeridir hesabı kendisine biçilen rolü çok güzel icra etti. Bu süreçte dikkat ediniz televizyondaki hiçbir dizide kimse insanlara açıkça flört edin mesajı vermedi. Eğer açıkça birileri sevgili edinin, flört edin deseydi bu sözleri duyan Müslüman kişi durur bir düşünürdü belki. Ama buna fırsat verilmeden öyle sinsice, öyle alttan alttan mesajlar verildi, verildi, verildi ki bir de baktık biz bunları dinleye dinleye, izleye izleye kabullenmişiz. Kanıksamışız. Narkozun dozu öyle güzel verilmiş ki nasıl olduğunu bile anlamadan normal karşılar olmuşuz. Evlatlarımızı kurban etmişiz de bi-haber olmuşuz.

Bugün artık anneler modern, babalar modern, mahalle modern. Ana babalar modern ebeveyn olmanın gururunu yaşıyorlar. Kızlarının, oğullarının sevgilileriyle tanışıyor beraberce yemeğe çıkıyorlar. Kızlarının oğullarının sevgililileri eve geliyor, çocukları de sevgililerinin evine gidiyor hiç de rahatsız olmuyorlar. Çünkü onlar modern ve modern olmak bunu gerektirir. Hem zaten dizilerde de hep böyle olmuyor mu? Ne olacak hayata da bir kez geliniyor hem bıraksın da çocuğu hayatını, gençliğini doya doya yaşasın değil mi? Bunun tersini düşünen yobazdır, o ise kendince  modern olmanın haklı gururunu taşıyor. 

Sözü gelmişken şu “Gençliğini yaşasın” klişesinin nasıl prim yaptığını da hatırlayalım. Bu da topluma ve gençliğe pompalanan zehirlerden birisi. Gençlerin bolca tükettikleri bir cips ürününün reklamına bakınız:

“Gençlik bir kere yaşanır özgürce yaşa!”

Aman kardeşlerim, bilinçaltınıza sürekli yollanan bu mesajlara karşı dikkatli olunuz. Doğru, gençlik bir kere yaşanır o yüzden siz gençliğinizi özgürce değil müslümanca yaşayınız. 

Erkeklerdeki karısını, kızını kıskanma düzeyinin tehlikeli şekilde düştüğü bir dönemden geçiyoruz. Yeni moda havuzlu sitelerde karısı, kızı apartmanda sene boyu yüz yüze geldiği erkeklerin göreceği şekilde üryan olarak havuza giriyor ama  evin reisi bu durumdan zerrece rahatsızlık duymuyor. Çünkü o yobaz değil modern. Ve modern olmak bunu gerektirir.

Yüce Rabbimize sonsuz şükürler hamd-ü senalar olsun ki siz genç kardeşlerim tüm bu tuzaklara rağmen İslami şuur noktasında çok güzel bir yerdesiniz. Hatta bu zamanın gençleri bu noktada ailelerinden önde desek hiç de abartmış olmayız. Bunları yazmaktaki amacım naçizane hepimize bir hatırlatma olsun düşüncesidir.  Rabbim cümlenizden razı olsun..

Kıymetli kardeşlerim,

Müslümanın sevgilisi olmaz. Sevdiği olur, sözlüsü olur, nişanlısı olur, eşi olur ama sevgilisi olmaz. Çünkü müslüman genç bilir ki: FLÖRT HARAMDIR..

Yarın cuma yani biz Müslümanların bayramı. Hepinize hayırlı cumalar diliyorum..

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca..

Reklamlar

2013 YGS-LYS Sonuçları Açıklandı

Yorum bırakın

açılmış renkli kalemler

Es-selâmü aleyküm kıymetli kardeşlerim,

2013 YGS-LYS sonuçları açıklandı. Kazanan kardeşlerimizi tebrik eder, öğretim hayatlarında başarılar dileriz.

Kazanamayan kardeşlerim, üzülmeyin. Moralinizi bozmadan sistemli ve azimli bir şekilde çalışmaya ve duaya devam edin..

Her iki dünya için hayırlara vesile olması duası ile,

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca

YGS Hakkında Biraz Konuşalım..

Yorum bırakın

okuma yazma

Es-selamü Aleyküm Genç Kardeşlerim 🙂

Heyecanlısınız biliyorum. Şimdi derin bir nefes alın..Şöyle kalpten, gönülden bir eûzü çekin..Önce şeytanı bir kovalayalım yanımızdan sonra da biraz konuşalım..

Panik yapmayın buna hiç ama hiç gerek yok. İki saat sürecek ve bitecek. Böyle konuşmak kolay ya kazanamazsam ne olacak diyorsunuz değil mi? 🙂 Ne olur sizce? En fazla kazanamamış olur ve seneye daha iyi hazırlanmış olarak tekrar girersiniz. Telafisi olmayacak bir durum yok ortada. Aslında kendi durumunuzdan çok aile ve çevre baskısı sizleri bu kadar strese sokuyor. Özel dersler ve dershane paralarınızı ödeyen ailelerinize karşı ne söyleyeceğiniz, konu komşu, akraba, ve arkadaşlarınızın sorularına ne cevap vereceğiniz aklınızın bir köşesinde.  Atın bu soruları kafanızdan. Siz elinizden geleni yapmaya gayret ettiniz. Eğer yeterli olmadıysa seneye daha iyisini yaparsınız inşallah.

Bu akşam yaşadığınız heyecanı imrenerek uzaktan izleyen nice kardeşleriniz olduğunu unutmayın. Onlar da sizin yaşlarınızda..Kiminin gözleri görmüyor, kiminin ayakları tutmuyor, kimi konuşamıyor. Bazıları yataktan dahi çıkamıyor. Onlar da genç..Onlar da sizin gibi dershaneye gitmek isterlerdi. Arkadaşlarıyla buluşup sohbet eşliğinde bir bardak çay içmek isterlerdi. Kimbilir sizin yapıp da onların yapamadığı daha nicelerini isterlerdi. Bu dünyada onların mahrumiyeti daha çok belki ama ahirette herkes onlara verilen derece ve mükafatlara imrenecek inşallah..Demem odur ki şükretmeyi unutmayalım..Size başbelası gelen bu imtihanların nice kardeşlerinizin ulaşamadığı hayaller olduğunu hatırlayalım. Şükredelim..

Evden çıkarken, sınav yerine girerken ve özellikle de sınavda yazmaya başlamadan Besmele çekmeyi unutmayınız. Dua ediniz. Rabıtayı ihmal etmeyiniz. Anne ve babanızın hayır duasını alınız.

Arzu edenler aşağıda linkini vereceğim duayı okuyabilirler, etkili bir duadır..

Abdülkadir Geylani Hazretlerinin (k.s) Kıymetli Duası

Sınavdan en güzel sonuçları almanız dileğiyle,

Allah’a emanet olunuz kıymetli kardeşlerim..

by ihyaca

Gençlerde Dini Ve Manevi Eğitim Nasıl Olmalı?

Yorum bırakın

genç

Öncelikle şunu söyleyelim; ebeveyn muhakkak kendi inanç değerine sahip çıkmalı, bu konuda kesin kararlı olmalı ve tutarsızlıktan kaçınmalıdır.

Evladımızın nasıl kaliteli bir eğitim yapmasını, sağlıklı ve dengeli bir bünyeye sahip olmasını istiyorsak; aynı zamanda helal-haram kaygısı duyan, çevresine faydalı, aldatmaktan ve yalandan kaçınan, dünya hayatının geçiciliğinin farkında, iyi bir kişi olarak yetiştirmeye de gayret etmeliyiz.

Eğitmen, araştırmacı, psikiyatrist ve Pulitzer ödüllü Harvard’lı bir yazar olan Dr. Robert Coles, çocuğun içinde gelişen bir ahlak anlayışı olduğuna dikkat çekiyor:

“Ahlaki bir düzen için duyulan özlemin, yaradılıştan (Allah vergisi) olduğuna inanmaya başladım. Bir çocuğun dünyanın ne olduğu, ne anlama geldiği ve bu hayat hakkında “ahlaki bir söylem”‘e ihtiyaç duyduğunu söyleyebilirim Bu dünyayı kavrama, onu anlamlı kılma ve bir şekilde hayatı anlamlı bulma isteği hepimizin içinde var olan bir şeydir. Bu sorular bir insan olarak hayatımızla bağlantılıdır.”

Bu yüzden çocuklarımızın fıtratında olan ahlaki gelişim sürecini erken yaşlarda yönlendirmemiz ve uygun bir mecraya sokmamız gerekir. Günümüzde delikanlı çevresinden, okul hayatından ve özellikle medyadan karmaşık ve çoğu zaman tehlikeli mesajlar alabilmektedir. Bu bakımdan onlarla manevi ve ahlaki konularda konuşmamızda ve onları dinlememizde fayda vardır.

Gerçekten dünyaya niçin geldiğimizi, kainatta neden bulunduğumuzu ve ölümle nereye gideceğimizi bilmek, bunun şuurunda olmak gencin hayatına anlam katar. Onu daha mutlu, daha huzurlu ve gerek kendisiyle, gerek çevresiyle daha barışık biri haline getireceğinden şüphe yoktur.

Yine inanca önem veren ve kendini imanlı gören genç, ahlaki davranışlar sergilemeye ve sosyal hizmet faaliyetlerine katılmaya daha yatkın demektir. Kendine ve çevresine zarar verici davranışlardan da kaçınır. Ayrıca inançlı genç, anne-babasına karşı daha saygılıdır.

NE YAPMALI?

En başta anne-babanın ahlaki kaideleri ve dini inançları açıkça belli olmalıdır. Tutarsızlıktan, belirsizlikten kaçınmalıdır. Kendimizde olmayanı başkasına veremeyiz.

Küçümseyen bir tutumdan veya yargılayıcı ses tonundan uzak durmalıyız. Gençler, ebeveynlerinin dini görüşlerini reddeder gibi göründüklerinde, ahlaki kurallar ve inançların reddi değil, bunların gence nasıl iletildiği problem olabilir.

Esra’ya babası israrla kıyafet konusunda baskı yapıyor ve böyle açık gezmekle nasıl günahkar biri olduğunu anlatıyordu. Esra bir defasında dayanamayıp karşı çıkınca, babası onu dinsizlikle suçlamıştı. Bu da genç kızın İslamiyetten soğumasına sebep olmuştu. Halbuki Esra babasının söylediklerinin içeriğinden değil, tarzından rahatsızlık duymuştu.

Tavsiye ettiklerimizde samimi olup uygulamamız gerekir. İkiyüzlülüğü gençler çabuk farkederler ve onlara bu sözlerin faydası olmaz. Davranışlarımızla, tatbikatımızla güzel örnek olmalıyız.

Kendimizi kusursuz kabul etmemiz doğru değildir. Yanlışlarımızı kabule hazır olmalıyız. Gerektiğinde hatalarımızdan dolayı özür dileyebilmeli, kendimizi hep haklı görmekten kaçınmalıyız.

İnandığımız, yanlışlığını veya doğruluğunu bildiğimiz şeyler hakkında konuşmalıyız.

Zorla değil, sevdirerek manevi değerleri vermeliyiz. Aksi halde ters tepebilir ve istemediğimiz sonuçlara yol açabilir.

– Gence olumlu örnek olmalıyız. Söylediklerimizle yaptıklarımızın uyuşması çok önemlidir. Bir defasında 15 yaşındaki Aysel adlı genç kızın anlattıkları ilginç gelmişti:

“Geçenlerde markette kasiyerin artan parayı gereğinden fazla verdiğini fark ettim. O an için de paraya çok ihtiyacım vardı ve bulamıyordum. Ancak hemen babamın ben küçükken yaptığı davranış aklıma geldi. Benzeri bir durumda, üstelik uzak bir yoldan dönmüş ve parayı iade etmişti. Tereddüt etmeden aynısını yaptım, bundan da mutluluk duydum.”

Kaynak: Ergenlik Sorunları, Psikiyatrist Doç. Dr. Sefa Saygılı

 

Gençlerin İstedikleri Meslek Neden Sık Sık Değişir?

2 Yorum

papatyalı defter tutan genç kız

Ergenlik döneminde kişinin geçirdiği büyüme ve gelişme bunalımları tüm hayatını etkiler. Dünyayı değiştirme, yenilik yapma, ortamından uzaklaşma, macera yaşama duyguları gençte bir kararsızlık ve bocalama meydana getirir. Bu kararsızlık ve bocalama, meslek seçimi söz konusu olduğunda da kendini gösterir. Gencin bir gün atom bilgini, diğer gün popçu veya futbolcu, başka bir gün de polis olmak istediği görülür. Bunalımlı bir dönemde olması kadar, kendini ve meslekleri tanımaması da bu kararsızlığa yol açar. 

Bu sebeple de ebeveynin herşeyden önce çocuğunu tanımaya çalışması, küçük yaştan itibaren ilgi duyduğu, zevk aldığı ve başarılı olduğu faaliyetleri tespit etmesi, bunun yanı sıra ilgi duymadığı, hoşlanmadığı ve başaramadığı sahaları da bilmesi gerekir. Sonra da gencin kendisini tanımasına yardımcı olmalıdırlar.

Tabii, bundan sonraki aşama meslekleri tanımaktır. Gencin mesleklere ilişkin duygu ve düşünceleri hakkında tartışmak faydalı olur. Bu konuda sabırla onu dinlemek, kararsızlığını anlayışla karşılamak, olgunlaşmasına yardımcı olmak tavsiye edilir.

Kaynak: Ergenlik Sorunları / Doç. Dr. Sefa Saygılı

Kim Korkar YGS’den! Biz Yalnızca Allah’tan Korkarız..

Yorum bırakın

ders çalışılan masa

S.A Kardeşlerim,

Vakt-i YGS’deyiz. Günler su gibi geldi geçti, beklenen gün yarın. Telaş yok, panik yok kıymetli kardeşlerim. Elinizden geleni yaptınız, heyecan yapmadan sınavda da elinizden geleni yapacaksınız inşallah. Sonuç her ne olursa olsun üzülmek yok. Enerjinizi üzülmeye değil çalışmaya yöneltmek çok daha akıllıca değil mi? Yarın sabah namazınızı bir güzel kılın, Yüce Rabbimizden başarı dileyin. Evden çıkarken, sınava katılacağınız okula girerken ve yazmaya başlamadan BESMELE çekmeyi unutmayın inşallah. Rabıtalı olmak sizlere çok şey kazandıracaktır, ehemmiyet verin. Anne ve babanızın gönlünü yapın ve içten hayır dualarını almaya gayret edin. Rabbim sizin için edilen tüm hayır duaları kabul etsin. Sınavda heyecanınızı dindirsin, gönlünüze inşirah, zihninize açıklık versin. Ve doğru şıkları işaretlemeyi sizlere nasip etsin! 🙂 AMİN..

Biraz tebessüm edelim sınavdan önce..Burayı tıklayınız..

YGS Sınavından en güzel ve en hayırlı sonuçları almanız dileğiyle,

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca

Gençlerde Eş Seçimi Nasıl Olmalı?

2 Yorum

baba, anne ve bebek eli iç içe

S.A Kardeşlerim,

Bugün gençlerin günü. Genç kardeşlerimizle beraber birazcık sohbet edeceğiz. Sizler de sessizce bizleri dinleyebilirsiniz eğer isterseniz..

Konumuz evlilik genç kardeşlerim. Ne kadar çok boşanmayla biten evlilik var etrafta değil mi? Oysa ki sizler doğru seçimler yapmak ve mutlu olmak istiyorsunuz, biliyorum. .

Nefis ve şeytan bu yollarda öyle büyük tuzaklar hazırlamışlar ki..Zamanımızda aşk adeta şeytanın elinde oyuncak olmuş, aşk adı altında gençleri istediği yöne çevirir olmuş. Oysa hepimiz biliyoruz ki faniye duyulan aşk geçici bir duygudur. Maalesef ki erkeklerin güzelliğe, kadınların zenginliğe olan zaafları gözleri adeta kör etmekte. Erkek güzelliğine, kadın yakışıklılığına vurulduğu erkeğin, ileride çocuklarının annesi ve babası olup olamayacağını sorgulamalı oysa ki..Yalnızca kendine eş seçme lüksü olmamalı, doğmamış çocuklarının adına da en doğru kararı vermek zorunda olmanın sorumluluğunu hissetmeli kalbinde..Peygamberimizin (sav) tavsiyesi dindar eş iken, bizler neden bu kıymetli tavsiyeyi tutmaz olduk? Üç-beş gün sonra dinecek duyguların peşinde koşmaya kendimizi adamaktansa bu emeği, bu güzel duyguları doğru kişiye yöneltmek daha akıllıca olmaz mı..Güzelliğe, yakışıklılığa çok kısa sürede doyulur, kanıksanır..İmanla ve güzel ahlakla süslenmiş bir kalbe ise ömür boyu doyulmaz..

Ne güzel söylemiş eskiler: Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter, zenginliğine güvenme bir kıvılcım yeter. Bu konularda bazen ailelerin de yanlış yönlendirmeleri olabiliyor. Kızı olan ana-babalar kendilerince kızları rahat etsin diye zenginliği ölçü alıp, asıl ölçüleri gözden kaçırabiliyorlar. Oysa ki ne de büyük bir vebal altına giriyorlar, bir bilseler..Sizler bilinçlisiniz..Böyle bir yanlış gördüğünüzde kırmadan ailelerinize bunu izah ediniz. Çok yakından bildiğim böyle bir örnek var maalesef. Çok zengin birisiyle evlenen bir kardeşimizin kısa süre sonra eşi iflas etti. Zenginlik çok kısa ömürlü oldu, oysa ki evlilik ömür boyu..

Ölçünüz  ve niyetiniz Allah için olursa Allah sizleri yardımsız bırakmayacaktır inşallah. Dua ediniz..Dua sizden icabet Allah’tandır.

Flört haramdır. Haram yol izleyerek helale varmaya çalışmak akıllıca bir yol olabilir mi,  ne dersiniz? Helalden ayrılmayalım, harama bulaşmayalım. Bırakın sizi çağ dışı bulsunlar, size geri kafalı desinler. Bu zamanda geri kafalı olmak büyük ayrıcalık ve nimettir. Allah’ın emirleri doğrultusunda yaşamaya çalışmak geri kafalılıksa buna nasıl şükretsek azdır..Elhamdülillah..

Rabbim sizlere imanlı, güzel ahlaklı, beraberce ibadet ve hizmet yapabileceğiniz, cennete giden yolda yardımlaşarak  beraberce yürüyebileceğiniz en hayırlı eşleri nasip etsin kıymetli kardeşlerim.

Allah’ın doğru yoldan hiç ayırmadığı, nefsine ve şeytana uymaktan muhafaza ettiği kullardan olabilmemiz dileğiyle,

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca

Gençler Böyle Davranıyorsa Nedeni Var..

2 Yorum

daldaki dört yaprak şeklinde kalp

Genç herhangi bir yetişkinin kendisini anlamadığını hissettiği ve kendi iç dünyasının karmaşık duygularını dışa vurmaktan korktuğu zaman :

İçe Kapanır: Çünkü gülünç olmaktan çekinir.

Aşırı Hassastır: Çünkü kendisini gerçekten anlamayanların müdahalesine içerlenir.

Hüzünlüdür: Çünkü çoğu defa hiçbir şey yolunda değilmiş gibi gözükür.

Asi Ruhludur: Çünkü anne-babanın yaşantısına karıştığını veya geçerli görmediği kuralları olduğunu düşünür.

Küstahtır: Çünkü ancak bu yolla anne babasının onu kendi başına bırakacağı fikrindedir.

Kaçak Güreşir: Çünkü doğrudan doğruya yüzleşmenin çok tatsız olduğuna ve bunun acıya yol açabileceğine inanır.

Kaynak: Ergenlik Sorunlar / Doç. Dr. Sefa Saygılı

Bir Genç Kızımızdan Gelen Yorum, Konu Dayak!

21 Yorum

suskun çocuk

S.A Kardeşlerim,

Bugün blogdaki bir yazımıza bir genç kızımızdan yorum geldi, bu yorumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Dualarınızı eksik etmeyiniz inşallah. Kardeşimizin yorum bıraktığı yazıyı okumak için burayı tıklayabilirsiniz. Allah tüm ana-babalara şevkat, merhamet, akıl versin..Evlatların Allah’ın emaneti olduğunu unutturmasın..Emanete hıyanetlik eden ana-babalardan olmaktan, bu büyük günahtan Allah’a sığınırız..

hiç biriniz bu konuda kesinlikle bişey bilmiyosunuz. Ergen bir genç kızınız varsa bile ona dayak attığınızı yada dayak yiyen bir genç kız olduğunuzu sanmıyorum o yüzden kimse beni anlayamaz.Babam beni 1. sınıftan beri düzenli bir eğitim verdiğini sanarak dövüyor.Boğa kelimesini okuyamadım diye elime cetvelle vururdu.2 yle 3ü toplayamadım diye beni cetvelle terbiye ederdi.O zamanlar çocuk olduğum için suçlunun ben olduğumu babamın haklı olduğunu düşünürdüm ağlarken..Babamın tek bir amacı vardı o da benim her konuda dört dörtlük olmam her şey de sınıf okul il türkiye birincisi olmamı isteerdi.Ben kendimi bildim bileli babam işsizdi ve yataktan yeni kalkmış bi suratla gelir her an dayak atıcak gibi durur yemeğini yer ya bilgisayara oturur ya da tekrar yatar ya da derslerimi kontrol ederdi.Benim küçücük kalbim babamı her yataktan kalkmış gördüğümde korkudan titrerdi.Beni cetvelle döver ağladığımda ağlama diye bana tiksinerek bakardı.3.sınıfa geldiğimde saçımı erkek gibi kestirdi.Benim uzun güzel saçlarım vardı.Bilirsiniz çocuklar çirkin tabir ettikleri veya erkek saçlı kızlardan uzak dururlar popülerlik açısından.. Bende  saçım uzayana kadar arkadaşlık problemleri yaşadım.ben 7.sınıfa kadar en iyi arkadaş ne demektir hiç bilmedim.Bana göre sınıfımdakiler benim gibi okul birincisi olmadıkları için hep basit ve sığ insanlardı.Hatta onlardan dengesiz bir şekilde ya nefret ederdim ya da kimi zaman severdim pişman olurdum..SAnırdım ki sorun onlarda.Onlar beni anlamıyolar ben çok zekiyim kendimi anlatamıyorum ya da kaprisimi çekmek zorundalar sanırdım..Ama bilmiyodum ki sorun bende..Beni döverek terbiye ettiğini sanan beni döverek okul birincisi yaptığını sanan ama aslında içe kapanık,doğru dürüst bi arkadaşı olmayan başarılı olsa bile insanların içinde kendini belli edemeyen ve babam ölse de kurtulsam diyen bi kız yetiştirdi.4. sınıfta farkında olmasam da psikolojim hasarlar almıştı.SAçım gene erkek gibi kesildi.Bahanesi de boyumun uzamasıydı.SAçım uzadıktan sonra bir daha doğal bir güzelliği kalmadı bense hep stresli mutsuz güvensiz ailesine ve arkadaşlarına sevgisini belli edemeyen hep başkalarına imrenen psikolojisi bozuk,öğretmeni tarafından bile sevilmeyen saçını garip garip şekillere sokan aslında çok çirkin bir şekle soktuğu halde kendini bişeye benzettiğini sanan ve sürekli sivilcelerini yolan bi kız oldum çıktım.Sonradan farkettim bunları ben.6.sınıftan sonra derslerime karışmaz oldu çünkü artık yeni yeni terimler çıkıyodu iş ciddiye binmişti.onu aşardı bu işler.Ama genede durup durup seni okul birincisi yapan benim sen benim sayemde buralara geldin Seni ben yetiştirdim derdi.Onun için ben sadece akrabalara ona buna hava atıcağı bir kızdım.Gerçi severdi beni ama böyle sevgi olmaz olsun.Küçüklüğümden beri bana profösörlük mesleğini ezberletti hedef bile koydu profösör yapacaktı beni..Benim hayatıma sınırları çoktan çizmişti o .Benim ccanım onundu sanki.Bana hep hakaret eder adeta benimle yarışır hale gelmişti ergenlik günlerimde.Dayak yedikten ya da aşağılandıktan sonra ona kızdığım sinirlendiğim yada üzüldüğüm için bile bana kızardı.ben ona sinirli baksam bana  efendinin kim olduğunu göstermek için çay koydurur,ya da yapmam için görev uydururdu.yıldan yıla boynu daha da bükülen ailesinden destek göremeyen robot gibi kaşları istemsiz olarak çatılan mutsuz ve asosyal bi kıza dönüştüm.9.sınıfta artık fen lisesindeydim ve artık okul birincisi değildim.Bunun için dayak korkusu gene ağır basıyordu.Babama artık her geldiğimde okulu anlatmıyordum çünkü anlatılacak elle tutulur bir başarı yoktu ne okul birincisiydim ne de derslere cesaretle parmak kaldıran biri silik bi tip olup çıkmıştım.Babam sanıyodu ki onun çalışmamı istekdiği şekilde çalışmadığım için başarılı olamıyodum hatta 9.sınıfın son dönemlerinde dil anlatım yazılısına çalışırken sesli okuyup ezberlememi istemişti ona göre en ideal yol buydu.Sinirlenmiştim çünkü hem hayatımı mahvetmişti hemde gelip tekrar karışıyodu.Bir kaç saniye bekledim emre hemen itaat etmiş olmiyim diye sonra hiç beklemediğim bişey oldu gerçi alışıktım ama..En azından artık lisede dayak yemem diye ümitliydim.Neyse babam ben bekleyince kükredi.Okuuuu! diye bağırdı.Tam okuyodum Oku dedim laaaaaan! dedi boğazımı sıktı sonra ben okuyorum işte bi dur dedim..CEvap verme !! dedi sen bana karşı mı geliosun diye bana tokatlar savurmaya başladı burnumu kanattı dudağımı patlattı yüzümü kıpkırmızı etti en azından bir genç kız olarak ağlamaya hakkım vardı ama ağlama diye gene bana tiksinerek baktı .Gururum onurum kızlık duygularım güvenim bütün herşeyim parmparça oldu yine yine yine….Ve sonra ben yazılıya çalışmayı bıraktım yattım uyudum oyazılıdan kaç aldığımı hatırlamıyorum bile.VE varya benim öfkem saman alevi gibi çabuk ben gene en ufak bi gülümsemede ailesine olan kızgınlığını unutan biri olurum ama artık kesin olarak babamdan nefret ediyorum.artık dayanamıyorum ne yapmam gerektiğinide bilmiyorum bir psikoloğa gitsem babama dokunacak ucu..Annemle babam boşansa ben annemle kalsam babam bana hayatı zindan edicek.Bİlmiyorum bilmiyorum..Hayatım çöplük gibi oldu.Kendi kendimi asosyallik konusunda eğitmek zorunda kalıcam artık dua etmekten bile yoruluyorum..İntihar edemem cesaretim yok ve dahası çok günah..bilmiyorum gerçekten ölmek istiyorum..Ama en azından namaz borçlarımı tamamlamam gerek ama ölmek için daha hazır olmadığım için yaşamak zorundayım..Buraya yazmadığım daha çok şey var ..Babam hayatımın her zerresinne karışıyo yüzümü yıkamam banyoda ne kadar kalacağıma ders çalışma saatlerime nası gülüceğime neyemek yiyceğime herşeye herşeye karışıyo bana bıraktığı hiç bişey yok yok!!babam bi panikatak hastası son bikaç senedir hep hasta numarası yapar hastalık hastası oldu çıktı ..her bişey olduğunda etrafına toplanalım diye ah kalbim kalbim yapıp duyo ama annem tansiyonunu da ölçtü herşeyi yaptı yok adamda hiçbi hastalık yok ..Şimdibabamın üçkızı var bende dahil istiyo 3üde namaz kılsın ben cennete gidiyim.İnanmayabilirsiniz ama o böyle düşünüyo..Hem küfürbaz hem dayak atar  hakaretin her türlüsünü eder.VE son zamanlarda benden bi yaş küçük kardeşime ve bana or. küfürünü uygun görür oldu.Neymiş babasına karşı gelen kızlar işte öyle or. olurmuş.Dayak yemeyen kız yokmuş mahhallede bizim iyiliğimiz içinmiş bu dayaklar ilerde ona teşekkür etçekimişiz…Neyse daha aklıma gelirse yazarım..:Hastayım şu sıralar başım ağrıyo..BElki içekapanıklığıma bi çare bulurum diye araştırma yapıyorum ama psikologsuz tedavi bulamadım.YArdım edebilecek olan varsa cevap yazsın çok iyi olur veya işime yarıycak bi dua falan  çok mutlu olurum cidden..

Kanayan Bir Yara: DAYAK! Çocuk Ve Gençlere Uygulanan Fiziksel Şiddet Ve Sonuçları

8 Yorum

mutluluk resmi

Toplumumuzda çocuklara kaba kuvvet ve dayak sık tatbik edilmektedir. Çocuk terbiyesinde kaba kuvvetin böyle temel bir metot olması doğru mudur?

Ana- babalara sorduğunuzda, “Bizi öyle kızdırdı ki, onu dövmekten kendimizi alamadık” diye savunmaya geçerler. Bazen de çocuklarını cezalandırmak için kasıtlı olarak dayağa başvururlar. Bazı ebeveyn vardır ki, her kızdıklarında delikanlıya tokadı patlatıverir. Halbuki işin doğrusu şudur: Dayağın disiplin yöntemi olarak savunulacak tarafı yoktur. Çocuk eğitiminde kaba kuvvete yer yoktur..

Şu an iki çocuğum da ergenlik çağındalar ve ikisini de bir defa dahi dövmemişimdir. Beni üzdükleri, kızdırdıkları olmuyor mu? Elbette oluyor, ama onlarla konuşmayı ve yanlışlarını izah etmeyi, dayağa her zaman tercih etmişimdir.

Bir de şu var, ergenlik çağında yenilen dayağın acısı daha büyüktür..Gençler dayak cezasını fiziksel, hatta cinsel bir aşağılama olarak görürler. Onlar artık kız veya erkek cinsel kimliğine kavuşmuşlardır ve kendilerini ana- babadan ayrı bir kişi olarak görmeye başlamışlardır. Dayakla bu gelişimleri zarar görür, baskılanır. Bu yüzden gençler dayağı kabul edemezler ve şiddetli tepki verirler. Dayak yiyen kişi o kadar üzülür ki, üzüntüsünün tesiriyle kendine veya başkalarına zarar verebilir. Kaba kuvvete başvurmayı alışkanlık haline getirebilir…

Dayağın olumsuz bir başka yönü de, babasına karşı kin ve nefret duyguları geliştirebilmesidir. Baba, çocuğunun doğruyu öğrenmesini isterken kendine düşman haline getirebilir..

Sonra sık dayağa maruz kalan gençlerin kendine güven geliştiremedikleri, çekingen ve ezik yetiştikleri bir gerçektir.

Yine dayak yiyen genç, yanlışının bedelini ödediğini kabul ederek özeleştiri ve kendini muhasebe etmekten kaçınır, buna gerek görmez. Bu da yanlışla doğruyu ayırmasını güçleştirir.

Gençlerin dayağı hak edip etmedikleri bir yana, ergenlik döneminde dayak kesinlikle kaçınılması gereken bir ceza metodudur. Ailenin olumlu fonksiyonunu devre dışı bırakan bir uygulamadır. Tabii, iyi bir aile ilişkisi olup da arada sırada gündeme gelen hafif cezaları bu bağlamda değerlendiremeyiz..

Gence şiddet her zaman risklidir, çocuk anne- babasının otoritesini denemek istediğinde, bunu çözmek için kullanılabilecek daha iyi, geliştirici metodlar muhakkak bulunabilir. Halbuki şiddetle genellikle kontrol elden çıkar, yoğun ve zorlayıcı fiziksel saldırı devreye girer.

Şiddet gencin saygınlığını can evinden vurur, çünkü onun varlığının tüm boyutlarına tecavüz anlamına gelir..

Şiddetin şiddeti doğurması bir başka gerçektir. Eşini döven bir erkek, çocuklarını da dövecektir. Aynı zamanda, eşinden dayak yiyen bir kişi bazen öfkesini çocuklarından çıkarabilecektir. Yine büyürken fiziksel şiddete maruz kalmış çocuklar, aynı şiddeti kendi ailelerine de taşıyabileceklerdir. Bu sebeplerle ergen eğitiminde dayağın yeri kesinlikle yoktur..

Kaynak: Ergenlik Sorunları /Doç. Dr. Sefa Saygılı

Not: Çocuklar Allah’ın vermiş olduğu çok ama çok kıymetli hediye ve emanetlerdir. Kum torbası değildirler. Onları soldurmayalım, onlar solarsa anne babalar da onlarla beraber solacaklardır. Bu yazıyı okuyan kardeşlerim, eğer aileniz tarafından fiziksel şiddete maruz kaldıysanız onları ALLAH  rızası için affetmeye çalışınız. Bunun sevabı çok ama çok büyüktür. Kalbinizde kine yol vermeyiniz, affederek kalbinizi ferahlatınız. Rabbim emanetlerine emrettiği şekilde muamele etmeyi cümlemize nasip etsin. Peygamberimizden (sav) öğrendiğimiz sevgi, hoşgörü, tahammül, sabır gibi hasletleri hayatımıza geçirmeyi cümlemize nasip eylesin. Hiçbir çocuğu dövmemiş, kalbini kırmamış  bir Peygamberin ümmeti olduğumuzu bize unutturmasın. Yolumuz şiddet yolu değil, sevgi yolu olsun..

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: