14 Şubat Sevgililer Gününe Müslümanca Bakış

4 Yorum

spor ayakkabılı gelin damat

Es-selamü aleyküm genç kardeşlerim,

Yarın 14 Şubat Sevgililer Günü diyorlar. Biz demiyoruz, diyenlerin kelamını söylüyoruz.  Bu konuda geliniz beraberce biraz düşünelim ve konuşalım inşallah..

Bundan çok da uzun olmayan bir zaman dilimi öncesinde ülkemizde aile yapısı oldukça farklıydı. Flört ve sevgili kavramı dini hassasiyeti olmayan ailelerde dahi kabul görmezdi. Özellikle babadan bir çekinme vardı, babam duyarsa, babam görürse korkusu vardı. Mahallelerde de bir otokontrol mekanizması yürürlükte idi. Utanma vardı, haya vardı. Bugün ise herşey çok farklı. Çok kısa bir sürede inanılmaz bir değişim ülkemizi sardı. İnsanlar modernleşme derdine düştüler. Yobazlık kelimesi bir piyon gibi öne çıkarıldı, çirkin bir elbise ile örtüldü ve insanlar yobaz yaftası yememek adına tavizlere başladılar. Dininden taviz, örfünden taviz derken bu günlere ulaşıverdik..

Bu günlere gelmenin en önemli  başrol oyuncularından birisi de televizyon ve diziler oldu kuşkusuz. Hani oscar verilse yeridir hesabı kendisine biçilen rolü çok güzel icra etti. Bu süreçte dikkat ediniz televizyondaki hiçbir dizide kimse insanlara açıkça flört edin mesajı vermedi. Eğer açıkça birileri sevgili edinin, flört edin deseydi bu sözleri duyan Müslüman kişi durur bir düşünürdü belki. Ama buna fırsat verilmeden öyle sinsice, öyle alttan alttan mesajlar verildi, verildi, verildi ki bir de baktık biz bunları dinleye dinleye, izleye izleye kabullenmişiz. Kanıksamışız. Narkozun dozu öyle güzel verilmiş ki nasıl olduğunu bile anlamadan normal karşılar olmuşuz. Evlatlarımızı kurban etmişiz de bi-haber olmuşuz.

Bugün artık anneler modern, babalar modern, mahalle modern. Ana babalar modern ebeveyn olmanın gururunu yaşıyorlar. Kızlarının, oğullarının sevgilileriyle tanışıyor beraberce yemeğe çıkıyorlar. Kızlarının oğullarının sevgililileri eve geliyor, çocukları de sevgililerinin evine gidiyor hiç de rahatsız olmuyorlar. Çünkü onlar modern ve modern olmak bunu gerektirir. Hem zaten dizilerde de hep böyle olmuyor mu? Ne olacak hayata da bir kez geliniyor hem bıraksın da çocuğu hayatını, gençliğini doya doya yaşasın değil mi? Bunun tersini düşünen yobazdır, o ise kendince  modern olmanın haklı gururunu taşıyor. 

Sözü gelmişken şu “Gençliğini yaşasın” klişesinin nasıl prim yaptığını da hatırlayalım. Bu da topluma ve gençliğe pompalanan zehirlerden birisi. Gençlerin bolca tükettikleri bir cips ürününün reklamına bakınız:

“Gençlik bir kere yaşanır özgürce yaşa!”

Aman kardeşlerim, bilinçaltınıza sürekli yollanan bu mesajlara karşı dikkatli olunuz. Doğru, gençlik bir kere yaşanır o yüzden siz gençliğinizi özgürce değil müslümanca yaşayınız. 

Erkeklerdeki karısını, kızını kıskanma düzeyinin tehlikeli şekilde düştüğü bir dönemden geçiyoruz. Yeni moda havuzlu sitelerde karısı, kızı apartmanda sene boyu yüz yüze geldiği erkeklerin göreceği şekilde üryan olarak havuza giriyor ama  evin reisi bu durumdan zerrece rahatsızlık duymuyor. Çünkü o yobaz değil modern. Ve modern olmak bunu gerektirir.

Yüce Rabbimize sonsuz şükürler hamd-ü senalar olsun ki siz genç kardeşlerim tüm bu tuzaklara rağmen İslami şuur noktasında çok güzel bir yerdesiniz. Hatta bu zamanın gençleri bu noktada ailelerinden önde desek hiç de abartmış olmayız. Bunları yazmaktaki amacım naçizane hepimize bir hatırlatma olsun düşüncesidir.  Rabbim cümlenizden razı olsun..

Kıymetli kardeşlerim,

Müslümanın sevgilisi olmaz. Sevdiği olur, sözlüsü olur, nişanlısı olur, eşi olur ama sevgilisi olmaz. Çünkü müslüman genç bilir ki: FLÖRT HARAMDIR..

Yarın cuma yani biz Müslümanların bayramı. Hepinize hayırlı cumalar diliyorum..

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca..

2013 YGS-LYS Sonuçları Açıklandı

Yorum bırakın

açılmış renkli kalemler

Es-selâmü aleyküm kıymetli kardeşlerim,

2013 YGS-LYS sonuçları açıklandı. Kazanan kardeşlerimizi tebrik eder, öğretim hayatlarında başarılar dileriz.

Kazanamayan kardeşlerim, üzülmeyin. Moralinizi bozmadan sistemli ve azimli bir şekilde çalışmaya ve duaya devam edin..

Her iki dünya için hayırlara vesile olması duası ile,

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca

YGS Hakkında Biraz Konuşalım..

Yorum bırakın

okuma yazma

Es-selamü Aleyküm Genç Kardeşlerim 🙂

Heyecanlısınız biliyorum. Şimdi derin bir nefes alın..Şöyle kalpten, gönülden bir eûzü çekin..Önce şeytanı bir kovalayalım yanımızdan sonra da biraz konuşalım..

Panik yapmayın buna hiç ama hiç gerek yok. İki saat sürecek ve bitecek. Böyle konuşmak kolay ya kazanamazsam ne olacak diyorsunuz değil mi? 🙂 Ne olur sizce? En fazla kazanamamış olur ve seneye daha iyi hazırlanmış olarak tekrar girersiniz. Telafisi olmayacak bir durum yok ortada. Aslında kendi durumunuzdan çok aile ve çevre baskısı sizleri bu kadar strese sokuyor. Özel dersler ve dershane paralarınızı ödeyen ailelerinize karşı ne söyleyeceğiniz, konu komşu, akraba, ve arkadaşlarınızın sorularına ne cevap vereceğiniz aklınızın bir köşesinde.  Atın bu soruları kafanızdan. Siz elinizden geleni yapmaya gayret ettiniz. Eğer yeterli olmadıysa seneye daha iyisini yaparsınız inşallah.

Bu akşam yaşadığınız heyecanı imrenerek uzaktan izleyen nice kardeşleriniz olduğunu unutmayın. Onlar da sizin yaşlarınızda..Kiminin gözleri görmüyor, kiminin ayakları tutmuyor, kimi konuşamıyor. Bazıları yataktan dahi çıkamıyor. Onlar da genç..Onlar da sizin gibi dershaneye gitmek isterlerdi. Arkadaşlarıyla buluşup sohbet eşliğinde bir bardak çay içmek isterlerdi. Kimbilir sizin yapıp da onların yapamadığı daha nicelerini isterlerdi. Bu dünyada onların mahrumiyeti daha çok belki ama ahirette herkes onlara verilen derece ve mükafatlara imrenecek inşallah..Demem odur ki şükretmeyi unutmayalım..Size başbelası gelen bu imtihanların nice kardeşlerinizin ulaşamadığı hayaller olduğunu hatırlayalım. Şükredelim..

Evden çıkarken, sınav yerine girerken ve özellikle de sınavda yazmaya başlamadan Besmele çekmeyi unutmayınız. Dua ediniz. Rabıtayı ihmal etmeyiniz. Anne ve babanızın hayır duasını alınız.

Arzu edenler aşağıda linkini vereceğim duayı okuyabilirler, etkili bir duadır..

Abdülkadir Geylani Hazretlerinin (k.s) Kıymetli Duası

Sınavdan en güzel sonuçları almanız dileğiyle,

Allah’a emanet olunuz kıymetli kardeşlerim..

by ihyaca

Gençlerde Dini Ve Manevi Eğitim Nasıl Olmalı?

Yorum bırakın

genç

Öncelikle şunu söyleyelim; ebeveyn muhakkak kendi inanç değerine sahip çıkmalı, bu konuda kesin kararlı olmalı ve tutarsızlıktan kaçınmalıdır.

Evladımızın nasıl kaliteli bir eğitim yapmasını, sağlıklı ve dengeli bir bünyeye sahip olmasını istiyorsak; aynı zamanda helal-haram kaygısı duyan, çevresine faydalı, aldatmaktan ve yalandan kaçınan, dünya hayatının geçiciliğinin farkında, iyi bir kişi olarak yetiştirmeye de gayret etmeliyiz.

Eğitmen, araştırmacı, psikiyatrist ve Pulitzer ödüllü Harvard’lı bir yazar olan Dr. Robert Coles, çocuğun içinde gelişen bir ahlak anlayışı olduğuna dikkat çekiyor:

“Ahlaki bir düzen için duyulan özlemin, yaradılıştan (Allah vergisi) olduğuna inanmaya başladım. Bir çocuğun dünyanın ne olduğu, ne anlama geldiği ve bu hayat hakkında “ahlaki bir söylem”‘e ihtiyaç duyduğunu söyleyebilirim Bu dünyayı kavrama, onu anlamlı kılma ve bir şekilde hayatı anlamlı bulma isteği hepimizin içinde var olan bir şeydir. Bu sorular bir insan olarak hayatımızla bağlantılıdır.”

Bu yüzden çocuklarımızın fıtratında olan ahlaki gelişim sürecini erken yaşlarda yönlendirmemiz ve uygun bir mecraya sokmamız gerekir. Günümüzde delikanlı çevresinden, okul hayatından ve özellikle medyadan karmaşık ve çoğu zaman tehlikeli mesajlar alabilmektedir. Bu bakımdan onlarla manevi ve ahlaki konularda konuşmamızda ve onları dinlememizde fayda vardır.

Gerçekten dünyaya niçin geldiğimizi, kainatta neden bulunduğumuzu ve ölümle nereye gideceğimizi bilmek, bunun şuurunda olmak gencin hayatına anlam katar. Onu daha mutlu, daha huzurlu ve gerek kendisiyle, gerek çevresiyle daha barışık biri haline getireceğinden şüphe yoktur.

Yine inanca önem veren ve kendini imanlı gören genç, ahlaki davranışlar sergilemeye ve sosyal hizmet faaliyetlerine katılmaya daha yatkın demektir. Kendine ve çevresine zarar verici davranışlardan da kaçınır. Ayrıca inançlı genç, anne-babasına karşı daha saygılıdır.

NE YAPMALI?

En başta anne-babanın ahlaki kaideleri ve dini inançları açıkça belli olmalıdır. Tutarsızlıktan, belirsizlikten kaçınmalıdır. Kendimizde olmayanı başkasına veremeyiz.

Küçümseyen bir tutumdan veya yargılayıcı ses tonundan uzak durmalıyız. Gençler, ebeveynlerinin dini görüşlerini reddeder gibi göründüklerinde, ahlaki kurallar ve inançların reddi değil, bunların gence nasıl iletildiği problem olabilir.

Esra’ya babası israrla kıyafet konusunda baskı yapıyor ve böyle açık gezmekle nasıl günahkar biri olduğunu anlatıyordu. Esra bir defasında dayanamayıp karşı çıkınca, babası onu dinsizlikle suçlamıştı. Bu da genç kızın İslamiyetten soğumasına sebep olmuştu. Halbuki Esra babasının söylediklerinin içeriğinden değil, tarzından rahatsızlık duymuştu.

Tavsiye ettiklerimizde samimi olup uygulamamız gerekir. İkiyüzlülüğü gençler çabuk farkederler ve onlara bu sözlerin faydası olmaz. Davranışlarımızla, tatbikatımızla güzel örnek olmalıyız.

Kendimizi kusursuz kabul etmemiz doğru değildir. Yanlışlarımızı kabule hazır olmalıyız. Gerektiğinde hatalarımızdan dolayı özür dileyebilmeli, kendimizi hep haklı görmekten kaçınmalıyız.

İnandığımız, yanlışlığını veya doğruluğunu bildiğimiz şeyler hakkında konuşmalıyız.

Zorla değil, sevdirerek manevi değerleri vermeliyiz. Aksi halde ters tepebilir ve istemediğimiz sonuçlara yol açabilir.

– Gence olumlu örnek olmalıyız. Söylediklerimizle yaptıklarımızın uyuşması çok önemlidir. Bir defasında 15 yaşındaki Aysel adlı genç kızın anlattıkları ilginç gelmişti:

“Geçenlerde markette kasiyerin artan parayı gereğinden fazla verdiğini fark ettim. O an için de paraya çok ihtiyacım vardı ve bulamıyordum. Ancak hemen babamın ben küçükken yaptığı davranış aklıma geldi. Benzeri bir durumda, üstelik uzak bir yoldan dönmüş ve parayı iade etmişti. Tereddüt etmeden aynısını yaptım, bundan da mutluluk duydum.”

Kaynak: Ergenlik Sorunları, Psikiyatrist Doç. Dr. Sefa Saygılı

 

Genç Bir Blog: tasavvufokulu GENÇLİK

Yorum bırakın

Türk bayrağı tutan tesettürlü Müslüman blogger

S.A Kardeşlerim,

Genç olmak demek aslında pek çok zorlukları yaşamak demek öyle değil mi?Birazcık anlayış belki de tüm istediğiniz ancak her zaman çevrenizdekilerin sizi anlamadığını görmek üzmesin sizi. Aileleriniz iyi niyetle ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar emin olunuz. Elbette onların da hataları, yanlışları oluyor. Annelik, babalık dünyadaki en önemli görevlerden olmasına rağmen bir ön hazırlığı yapılamıyor . Önemi çok da farkedilemiyor belki. Olsun..Siz bilinçli, ahlaklı, dinini dinayetini bilen, hoşgörülü bireyler olma gayretinizi sürdürmeye devam ediniz inşallah. Şimdiki gençlerin evlatları ilerde anne-baba yönünden çok şanslı olacaklar . Bu durum beni inanılmaz sevindiriyor. Allah hepinizden razı olsun. İki dünyanız cennet , iki dünyanız mamur olsun. Bu dünyada Allah yolunda attığınız her adım, sizi cennete ulaştıracak çok büyük adımlar olsun. Rabbim ilerlediğiniz doğru yollardan sizleri hiç ayırmasın, nefse ve şeytana uymaktan her daim korusun inşallah. Sizleri tüm kalbimle Rabbime emanet ediyorum ve biliyorum ki Allah’ın koruduğuna asla hiç kimse zarar veremez. Elhamdülillah..

Kıymetli kardeşlerim, bugün sizlere bir blog tanıtımı yapmak istedim. Madem ki bugün gençlerin günüdür, genç bir blogger ve blogla tanışmak yerinde olacak sanırım..

tasavvufokulu’yla eş zamanlı açılan bir blogumuz daha var: tasavvufokulu GENÇLİK.  Bu güne değin tasavvufokulu ve tasavvufokulu GENÇLİK bloglarını birbirinden ayrı tutmaya özen gösterdik. Her iki blog da aynı çatı altında olmalarına rağmen yollarına ayrı ayrı devam ettiler. tasavvufokulu’nda adını geçirmemeye özen gösterdik. Ancak zaman ilerledi ve baktık ki tasavvufokulu GENÇLİK güzel yazılar yazıyor, güzel işler yapıyor. Hatır, gönüle bakmadığımızın altını büyük harflerle çizerek belirtelim ki, tasavvufokulu GENÇLİK ile ilgili yazımızı bugün memnuniyetle kaleme alıyor ve sizlerle paylaşıyoruz.  Allah’ın rızasına uygun ve özenilerek, önem verilerek yapılan işler bir de gençlerimiz tarafından yapılıyorsa takdir ve dua ediyoruz.

Sevgili pandoroma,

tasavvufokulu GENÇLİK adlı blogunda başarılarının ve güzel yazılarının devamını diliyorum. Sevabın bol olsun, Allah (c.c) yolundaki ilerleyişin hayırlarla ve kolaylıklarla olsun. Rabbim ilmiyle amil olanların arasına seni de katsın. Bu güzel blog için teşekkürler. Ve herşey için de çok teşekkürler. Allah razı olsun, iki dünyan cennet olsun..

Çok mutlu, hayırlı, feyzli, bol sevaplı bir gün geçirmemiz  dileğiyle,

Allah’a emanet olunuz..

by ihyaca

tasavvufokulu GENÇLİK bloguna ulaşmak için burayı tıklayınız..

Not: tasavvufokulu ve tasavvufokulu gençlik bloglarındaki yorumların cevapları ihyaca adıyla yapılmaktadır. Bu teknik sorunu gideremedik. Blogların kullanıcıları farklıdır ve yorumlara yalnızca o blogun blogger’ı cevap vermektedir. tasavvufokulu GENÇLİK blogundaki yorumların ihyaca adıyla cevaplanıyor olması kafaları karıştırmasın, yanıtlayan pandoroma’dır..Bilginize..

Mekan-ı İslam, İlk yazı..

Yorum bırakın

LALE İLE BESMELELİ HAT YAZISI

S.A Kardeşlerim,

Bildiğiniz gibi WordPress sistemini kullanmaktayız. WordPress İngilizce olduğu için ilk başlayanlar bazı zorlukları daha çok yaşayabiliyorlar. Hem blog sistemini öğrenmeleri gerekiyor, hem de bilmedikleri İngilizce terimleri. Geçenlerde twitter kanalıyla bize bir kardeşimiz ulaştı. Lise öğrencisi olduğunu ve WP blog açtığını söyledi. Bazı konularda soruları oldu, elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalıştık. Bu vesileyle biz blog açtığımızda bize yardımcı olanlara, sorularımızı cevaplayanlara da selam ve teşekkürlerimizi gönderelim. Kardeşimiz blogunda kendine ait ilk yazısını yazmış. Okuduk, bir lise öğrencisi olarak bunları düşünmesini saygıyla karşıladık. Bu vesileyle hem yazısını sizlerle paylaşalım, hem de bu kardeşimizin bloguna kendi blogumuzdan hayırlı olsun dilekleri yollayalım istedik.  Güzel ve faydalı yazıların devamı gelsin inşallah, gençlerimizi destekliyoruz..Buyurunuz yazıyı beraberce okuyalım..

Öncelikle Selamun Aleyküm.

İslam; hayatımızın her alanında var, yani olmalı. Fakat bunu irdelememiz lazım; kim napıyor bu anlamda? Genel olarak ülkemizde İslama bakacağız inşallah..

Bizim ülkemize baktığımız  zaman İslam’ı tam anlamıyla göremiyoruz. Belli yerlerde var; bunlardan başta gelen kimlik.. Türkiyenin büyük çoğunluğu Müslüman fakat bu kimlikte sınırlı kalıyor. Daha fazlası yok. Bu kadar iyi Müslümanız yani. Bunu yaşayamıyoruz.

Tekrar Türkiye’ye baktığımızda; büyük çoğunluğu Müslüman olan, başka ülkelerce Müslüman olarak görülen bu ülkenin yüzde kaçı dindar ? Bu anlamda Müslümanlık ilk boyutta görülse de; aslen dindarlığın bunun içinde olması gerekir. Genel itibarıyla Müslüman olarak görülen ülkenin en azından saygılı olması gerekir. Geçenlerde  bir haber gördüm. İspanya’da yasa değişikliği gibi bir şey olmuş ve şu an 26 yaşında bir bayan başörtülü olarak polislik yapıyor. Yani burada göstermek istediğim; Müslüman olmayan yerlerde saygı fazla ise bizde daha fazla olması gerekmez mi ? Saygı bile yok.

Eğer bakacak olursak Başörtüsü Allah’ın emri ve Müslüman kadının kimliğidir. Buna itaat edilmesi gerekir. Ama “itaat etmek istemeyenler”, başkasına da itaat ettirmiyor.

“Benim istediğimi Allah istemiyorsa konu kapanmıştır” zihniyeti tam da burada cilve ediyor. Ve olması gereken zihniyet…

Günümüzde o şahsiyetler, Allah’ın insanlara gösterdiği İslam şeriatı yolunda gitmeyi tehlike olarak gösteriyorlar. Oysa ki kurtuluş oradadır, kimse bunu görmüyor. İslam’ı kimse tanımıyor.

İslam konusunda teknoloji de yetersiz. Yine çok şükür güzel işler yapılıyor, fakat fazlası gereklidir. Teknoloji herkese hitap etmelidir. Örneğin; telefonunuzdan haritaları açtınız. Bilmediğiniz bir yerdesiniz. Telefonda ‘Cafe,Bar,Eğlence Mekanı ara’ gibi öneriler çıkıyor. Buna İslami mekanlar da eklenmeli. Yani bu dediğim yapılsın diye söylemiyorum , bunun gibi Allah’ın yarattığı şeyleri yine o yolda kullanmamız gerektiğini söylüyorum.

Fakat gittikçe batıya yönelim var. Hatta hedefin direkt ‘din’ olduğunu söyleyebilirim. Menşei  Kuran olan kelimeler bizi Kuran kültürüne bağlayan bir halatın lifleri gibidir. Bunları koparıyorlar. Görüldüğü gibi hedef Din’dir. Kuran okuyan, Allah’a karşı gelmekten sakınan, Allah’a dayanan, ümmet için dua eden insanlar fazlaydı. Birlikteydik, güçlüydük. İşte, bütün büyük problemler Kuran okumadığımız, Kuran ahlakını yaşamaya çalışmadığımız için karşımıza çıkıyor. Toplumda her alanda ortaya çıkan problemler temelde tek eksiğe dayanıyor. Bu eksik İslam’dır. Millet için de geçerlidir bu eksiklik.

Devlet ve iktidar salt kuvvete dayansa maddi varlığa hükmeder; vahye istinad ederse vicdana ve kalbe de tesir eder. Makbul devlet; vahye istinad edendir. Bu yüzden ; hepimizin harcının İslam olması gerektiği Türkiye’nin inşacıları olmamız gerekir. Sıradan bir insan olarak bu dünyadan gitmeye razı olmayın. Her şeyi İslam adına düşünüp ona göre davranmamız gereklidir. Bu doğrultuda “Allah’tan başka ilah yoktur” dediğimizde bir davanın peşine düştük demektir. Düşmeliyiz de…

Düzenli olarak Allah’a tövbe etmemiz gerekir. Bunu alışkanlık haline getirmeliyiz. Çünkü ülke olarak da birey olarak da buna fazlasıyla ihtiyacımız var. Yani Allah’ın rahmetinden ümitsiz olmamalısınız çünkü bu günahkar olmaktan daha tehlikelidir.

Kuran ahlakının yaşandığı bir toplumda yaşamak isteyen her Müslüman , önce kendi eksikliklerini tespit etmeli, sonra da çevresinde gördüğü yanlışları… En azından biz Müslümanlar olarak eksikliklerimizi tamamlarsak toplumdaki problemleri daha kolay görebilir ve çözebiliriz.

Fatiha süresinde 5. Ve 6. Ayetlerde “ben” değil “biz” diyoruz. Orada Allah tarafından bütün müminler için dua etmemiz gerektiği bildiriliyor. Yani İslam’da “ben merkezcilik” anlayışı yerine “biz anlayışı” var. Beraberlik var.  Özellikle gençler olarak bunu benimsememiz gerekir. Ve tüm bunların öncelikle gençlere anlatılması gerekir.

Hani diyorlar ya “Gençlik bir kere yaşanır, özgürce yaşa.”  İşin doğrusu şu : “Gençlik bir kere yaşanır, zahmet olmazsa Müslümanca yaşa.  Gençleri modernlik adı altında çok farklı yerlere sürüklüyorlar. Modernist yaşamda İslam algısı, isteğe göre İslam’ı yorumlama arzusudur. Oysa her şey nettir, bellidir. Gençler bu yönde bilinçlendirilmelidir. İslami mekanlar olmalıdır hayatlarında. Her şey nettir; fakat İslam dininin kuralcı bir din olduğu anlamına gelmez bu. Belli kaideler var. Zaten bir yerden sonra gerçek Müslüman bunları kendi vicdanında tartabilir, tartabilmeli. Gençken bilinçlendirilmeli ki; kimse hesabını veremeyeceği işe kalkışmasın. Öteki tarafta bulaşık yıkama yok. Çünkü Müslüman tekebbürün temsilcisi değildir. Bu yüzden gençlerin bu konuda eğitilmesi gerekir.

Müslüman olmayanlar ya da sadece kimlikte Müslüman olanlar kulluk yapınca alçalacağını sanır. Mümin ise kullukla yüceldiğini, kibirle alçalacağını bilir.

İslam konusunda önce zararlı olan şeyleri kaldırmalıyız. Çünkü İslam hukukunda zararlı olanları kaldırmak, yararlı olan şeyleri getirmekten daha önceliklidir. Bunlar içindir ki çok çalışmalıyız. Hizmet nimettir. Allah’ın zulmetmeyeceğini ve aksine merhamet edeceğini bilmeliyiz.

Unutmayın ; insanın yapması gereken Allah’ı hatırından çıkarmayacak olgunluğa ulaşmak ve Allah’ın emirlerine uymak.

Son olarak ; hayatınız boyunca kafire karşı ELİF gibi dimdik, Allah’a karşı VAV gibi eğilin.

Allaha emanet olun…

Ömer Faruk ÖZER

Not: Yazının orjinali için burayı tıklayabilirsiniz

Gençlerin İstedikleri Meslek Neden Sık Sık Değişir?

2 Yorum

papatyalı defter tutan genç kız

Ergenlik döneminde kişinin geçirdiği büyüme ve gelişme bunalımları tüm hayatını etkiler. Dünyayı değiştirme, yenilik yapma, ortamından uzaklaşma, macera yaşama duyguları gençte bir kararsızlık ve bocalama meydana getirir. Bu kararsızlık ve bocalama, meslek seçimi söz konusu olduğunda da kendini gösterir. Gencin bir gün atom bilgini, diğer gün popçu veya futbolcu, başka bir gün de polis olmak istediği görülür. Bunalımlı bir dönemde olması kadar, kendini ve meslekleri tanımaması da bu kararsızlığa yol açar. 

Bu sebeple de ebeveynin herşeyden önce çocuğunu tanımaya çalışması, küçük yaştan itibaren ilgi duyduğu, zevk aldığı ve başarılı olduğu faaliyetleri tespit etmesi, bunun yanı sıra ilgi duymadığı, hoşlanmadığı ve başaramadığı sahaları da bilmesi gerekir. Sonra da gencin kendisini tanımasına yardımcı olmalıdırlar.

Tabii, bundan sonraki aşama meslekleri tanımaktır. Gencin mesleklere ilişkin duygu ve düşünceleri hakkında tartışmak faydalı olur. Bu konuda sabırla onu dinlemek, kararsızlığını anlayışla karşılamak, olgunlaşmasına yardımcı olmak tavsiye edilir.

Kaynak: Ergenlik Sorunları / Doç. Dr. Sefa Saygılı

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: